Türkiye’de ve Karaman’da Gazeteci Olmak
Sayıları azımsanmayacak kadar olan Karamanımızın kaliteli gazeteci ve yazarlarının; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutluyor, daha bağımsız, daha baskısız ve daha aydın fikirlerle, daha bilinçli örgütlenmelerle halkımıza hizmet etme yolunda başarılar diliyorum.
Gazeteciliğin tarihi 1300 yıldan daha öncelere dayanır. Roma
ve Çin’de görülen ilk örnekleri, imparatorlukta olup biteni halka duyurmak
maksadı ile dağıtılan bültenler şeklinde idi.
Zamanla olayları ve fikirleri duyurmak amacı ile özel
kişiler tarafından basılan ve para ile satılan bir nitelik kazandı. Yaygınlaşan
bu faaliyetler içerik, nitelik ve konu olarak genişleyerek Basın (Press) kavramı
ortaya çıktı.
İktidar habercisi olarak başlayan bu yayınlar, özel
kişilerin dâhil olması ile başka bir boyut kazandı ve “basın özgürlüğü” nden
söz edilir oldu. Bu konuda yıllardır verilen mücadeleler pek de başarılı
olamadı. Çünkü her zaman iktidar övgülerinden nemalanan ve prim yapan birileri
bu özgürlüklerin en belirgin barajını oluşturdular.
Özellikle Türkiye gibi kapalı toplumlarda, fikirlerin güzeli,
iyiyi, doğruyu arayış değil de, karşı görüşe savaş için kullanılan araç olarak
kabul edilmesi, bu mesleği de zor ve karmaşık bir hale getirmiştir.
İktidarın ya da hâkim gücün, bin güzel hareketine dev aynası
tutan bir gazete ya da yazar, bu gücün yanlışını ilk dile getirdiği andan
itibaren hain ve laindir. Yanlışı yapanlar kendi yanlışlarını açıklasalar da
basın mensubunun bunu dile getirmesi yasaktır. O bu itirafı değil bu itirafı
yapanları övmek zorunda sayılır.
Ortası yoktur fikirlerin. Ya da tarafsız olamazsınız.
Tanım itibarı ile olayların duyurulması ve yorumlanması olan
gazetecilik mesleğinde, duyurulma konusu hep son planda kalmaktadır. Özellikle
günümüzde, en basit bir olay bile taban tabana zıt iki yorumla sunulmaktadır.
Neden bunlar zorunlu hale gelmiştir?
Bu hizmetin bir maliyeti vardır… Bu maliyet genellikle
sadece yayın organlarının satışı, seyri, dinlenmesi izlenmesi ile karşılanamaz.
Yeni akarlar gerekir. Bu akarları sağlayacak güçler kapitalist baskıları bu
noktada devreye sokar. Kalemler, fikirler ve basının gücü bir anda pazara
çıkar.
Yerelde bu işler çok daha zordur.
Yazılı basının yasalarla korunmuş hakları ve destekleri
vardır. Ne var ki son yıllarda görsel ve dijital basın yazılı basını yok edecek
seviyeye gelmiştir. Buna rağmen görsel ve dijital basın henüz devletin legaller
kitabında yer alamamıştır. Yıllardır “bu
konuda çalışmalar” yapılmaktadır. Bu konuda çalışma yapmak üzere, ya da hak
aramak üzere örgütlenmeler kısır, zayıf ve liyakatsizdir. Hak arayışından
ziyade protokol hevesindedir.
Nüfusun on binde birine ulaşmayan resmi ilanlar için yerel yazılı
basına destek veren yasalar, yüz kat daha fazla izleyiciye, okuyucuya sahip
görsel ve dijital basını, kıt kanaat elde ettiği özel reklamların vergilerini
alabilmek için sıkboğaz etmektedir. Üstelik yerel basını güçlendirme amacı
taşıyan ve bedelsiz verilen bu destekler basının güçlenmesinden başka her işte
kullanılmakta, yerel yazılı basın hep cılız, hep etkisiz ve hep biçare
kalmaktadır.
Bu noktada kapitalist sermaye ve siyasi güçler pazara çıkıp,
satılık kalem ve fikir aramaya başlar hale gelmiştir. Kendisini bir kez bu
güçlerin elinde bulanlar da ömür boyu, kömüre ak süte kara demek zorundadırlar.
Nadiren bu pazara çıkmayan, dik duran, direnen, basın mesleğinin temeli olan,
eleştiri gücünü, fikir üretme yetisini ve doğruyu arama idealini savunanların
da çok güçlü ve dirayetli olmaları gerekmektedir.
Sık sık saldırılarla, iftiralarla, ihanetlerle, kumpas ve
tuzaklarla karşılaşarak Hak ve haklıdan olma idealini sürdürmeye çabalarlar. Bu
tavırları nedeni ile “aptallık, salaklık ve sivrilik” gibi kavramlarla itham
edilecek kadar ters dönmüştür basında tarafsızlık ve yansızlık anlayışı.
Güzeli anlatmanız hiçbir şeydir. Ama eleştiriniz, yanlışı
göstermeniz ve doğru fikirler teklif etmeniz haklı olup olmadığınıza
bakılmaksızın vatana ihanettir.
Basın elbette bir güçtür. Bu güç ahlaki ve beşeri
zafiyetleri olanlar tarafından yanlış da kullanılabilir. Tıpkı Vatanı korumakla
görevli bir askerin, asker elbisesi ve asker silahı ile soygun, gasp yapması
gibi, bu gücü kullanarak da gayrı ahlaki işleri yapanların varlığını da inkar
edemeyiz. Nasıl soygun yapana “bir askerdir her şeyi yapar ses çıkaramayız”
diyemiyorsak, basın gücünü, kalkanını kullanarak yasal olmayan ,işleri
yapanlara da ilk karşı çıkması gerekenler yine gerçek basın gücü olmalıdır.
Öyle bir noktaya gelindi ki tüm bu kirlilikler gerçek
gazetecileri zaman zaman “basın mensubuyum” demekten hicap duyar hale getirdi.
Güzelimiz bir ise bin sayarak yola devam etmek zorundayız.
Dünyanın ve Yurdumuzun geldiği noktada dik duran, seviyeli ve gerçek
gazetecilerin rolü çok büyüktür. Tüm bu güçlükleri aşarak gücünü koruyan ve bu
konuda çaba sarf eden kararlı gazeteciler, yazarlar, fikir adamları ve basın
mensupları vardır. Yılmadan, usanmadan, engellere, tuzaklara, kumpaslara
aldırmadan çalışmak, gerçekleri ortaya koymak, yeni ve olumlu fikirler üretmek,
halkı dinleyip tercüman olmak, Hak için haklıdan yana olmak gerekmektedir.
Sayıları azımsanmayacak kadar olan Karamanımızın kaliteli
gazeteci ve yazarlarının; 10 Ocak Çalışan Gazeteciler gününü kutluyor, daha
bağımsız, daha baskısız ve daha aydın fikirlerle, daha bilinçli örgütlenmelerle
halkımıza hizmet etme yolunda başarılar diliyorum.
İLGİLİ linkler:
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/agir-ve-tehlikeli-is.html
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/anadolu-basini.html
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/siyaset-ve-iletisim.html
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/siyaset-ve-iletisim.html
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/bilmek-ve-soyleyebilmek.html
http://fermangazetesi.com/koseyazilari/karaman-basinin-durumu.html









