KİRLENEN DÜNYA VE SOSYAL MEDYA
Bu insan/toplum kirlenmesinin ana nedeni ise çığırından çıkmış olan başıboş/kontrolsüz sosyal medya çılgınlığıdır…
Kirlenen Dünya ve Sosyal Medya
Her fırsatta Dünyanın kirlenmesinden bahsederiz. Dünyayı
kirleten etkenleri saymaya başladığımızda liste uzar gider. Bunlar arasında
önemli olanlar herkese göre değişir.
Bu etkenlerin hangisine bakarsanız bakın insan mefhumu
temeldir. Yani bu sebepler insanların eseridir. Dünyayı insan kirletir.
El değmemiş doğa derken sıfır kirlilikten bahsederiz. Hatta
yiyeceklerimizde bile “organik” diye bir isim türettik.
Peki, insan neden kirletir dünyayı?
İnsan dünyayı kirletirken hata yapıyorsa bu insanın da kirliliğinden
mi geliyor?
Tam eğitimli, karakterine düzgün bir rota çizilmiş, aklını
kullanabilen, izan sahibi, vicdanı temiz kişiler de dünyayı kirletir mi?
Kaçınılmaz kirlilikler de oluyor elbet. İnsani ihtiyaçları
karşılamak için üretim yaparken bir takım kirlikler de oluşuyor.
İşte o noktada organik üretimler ve sanayi üretimleri
ayrımını yapmak gerekiyor.
Organik üretimlerden çıkan atıklar doğal ortama geri
döndüğünde belki de yararlı bile olabiliyor. Dünyaya saygısı olan bir ev
hanımın mutfağında iki çöp kovası bulundurup, bunlardan birisini organik geri
dönüşüm olarak çevreye zarar vermeyen en yakın araziye saçması bundandır. O
atıkların toprağa karışıp gübre niteliğinde faydalı olacağını bilmesindendir.
Ya sanayi atıkları?
Onların doğaya zarar vermesini önlemek üretimden daha da
önemlidir.
Bunlar nereden aklımıza geldi dersiniz?
İnsan beyinlerinin, gönüllerinin, fikirlerinin,
karakterlerinin kirliliğinin son yıllarda füze hızı ile artmasından aklımıza
geldi.
Türkiye’de mantar gibi türeyen üniversitelerdeki o toplumbilim,
psikoloji, pedagoji, siyaset bilimi vb. bölümlerin mezunları, kariyer yapmış
uzmanları olsaydı bu konuda çok ciddi araştırmalar yaparlar, çözüm önerileri
ile de ilgili birimlere sunarlardı.
Aileden, güvenlikten, geleceğe yatırımlardan sorumlu olan
siyasi ve bürokratik kesim de bunlara gereken önemi verir ve uçuruma doğru
koşan topluma bir çeki düzen verirdi.
Bu insan/toplum kirlenmesinin ana nedeni ise çığırından
çıkmış olan başıboş/kontrolsüz sosyal medya çılgınlığıdır…
Her gün bir yenisi türeyen bu kanallar öylesi bir hal aldı
ki, savaşların, salgınların ve felaketlerin yapacağı yıkımların bin kat
fazlasını yapıyor. Hem de çok gizli, çok hızlı, çok etkili.
Öyle ki insanların kendilerinin bile farkına varmadıkları
bilinçaltında ne varsa ortaya çıkarıyor. Onların hiçbir suretle
gerçekleştiremeyecekleri kötü duygularına uygulama zemini sunuyor.
Saldırganlık, sahtekârlık, sapıklık, aşağılık kompleksi,
kişilik karmaşası, kin, intikam, ego, isteri vb. gibi pek çok hasletleri için
bulunmaz bir teşhir alanı oluşturuyor.
Üstelik bir başkasına örnek olacak ve onları da tahrik edecek
bir teşvik unsuru.
Diğer ülkeleri bilmeyiz ama Türkiye için durum çok daha
vahim. Ahlaki, kültürel, dini ve manevi değerlere ölümüne bağlı bir toplum ne
hallere geldi.
Günlük hayatta edilmeyecek laflar ediliyor, günlük hayatta
yüzde biri için sakınılan en mahrem görüntüler hava basmak adına fink atıyor.
Herkes her konuda ordinaryüs profesör, uzman, usta.
Bazıları kendi siyasi görüşünün ana hatlarını bilmese bile
muhalefet etme adına, karşı tarafın siyasi görüşü hakkında zerre bilgisi olmasa
da, adeta bir cellat tavrında hareket ediyor.
İçinde biriken kini, nefreti kusmak için olmadık konularda en
çirkef saldırılar gayet normal hale geldi.
Kişisel kavgaların bir arenası oldu adeta.
Anlamsız fotoğraflar, videolar, kişiye özel göndermeler,
kendi bildiğini sanki herkes biliyormuş gibi hiçbir izahı/açıklaması olmayan
paylaşımlar yapılıyor.
Her türlü evrensel güzelliğin ayaklar altına atıldığı, her
türlü evrensel çirkinliğin hovardaca sergilendiği ve legal bir yapıya büründüğü
bir ortam.
Herkes jandarma/polis/dedektif olup yakalıyor. Herkes savcı olup
sorguluyor. Herkes sanki hâkim yargılıyor. Herkes cezalandırıyor.
Herkes medya mensubu her konuda haber veriyor. Yalan, yanlış
doğru ya da gerçek fark etmez… BEN egosu için ne bulursa büyük çığırtkanlıkla
basıyor yaygarayı.
En kötülerden birisi de şirin görünmek adına, güya
mizah/komedi yapmak adına gerçekleşen kültür/ahlak katliamları.
Çoluk, çocuk, bebek, ev hanımı, canı burnunda ölümle
pençeleşen mağdur hasta, suçu kanıtlanmasa da şüpheli durumundaki masum falan
fark etmeden birer materyal olarak kullanılabiliyor.
Acı bir tablo ki bu konuda çok titiz olması gereken, “önce
ahlak ve maneviyat” söylemleri ile yola çıkanlar bu konular için güya birimler
de oluştursalar gerçek maalesef bu…
Dünya kirleniyorsa bu kirli toplum sayesindedir. Sosyal
medyada en büyük pislik görüntülerle yoğrulmuş bireylere çöpünü sokağa atma
demek ona küfür gibi gelmeye başladı. Özellikle gençlik kesimi cümleye en galiz
küfürlerle başlayıp en ağır sinkaflarla tamamlamaya başladı. İkaz veya müdahale
ettiğinizde belinde bıçağı hazır.
Şu an toplumda ana tema “mutlu ol.”
Ne pahasına olursa olsun, her şeyi feda et, bir dakikalığına
da olsa mutlu ol. Bir dakika sonra olacakları düşünme, tüm dünya seninmiş gibi
düşün ve dünyanın tüm imkânları seninmiş gibi yaşa. Bir dakikalığına da olsa
mutlu ol. Senin o bir dakikalık mutluluğun için tüm dünya mahvolsa bile önemli
değil, yeter ki sen mutlu ol.
Bundan daha kirli bir toplum hemen yarında/yarınlarda…
Böylesi kirlenmiş bir toplumdan da TEMİZ bir DÜNYA beklemek
saflıktır.
Tüm bunların olmasının sebebi ise bu toplum için yazılan
gizli bir savaş senaryosu gibi görünmüyor mu?
Savaşla karşılaşan toplumun savunma gücü de olmalı değil mi?
20250803









