Kaldırın Şu Fotoğrafı Ne Olur!
Son 20-25 yıldır da basın, kapitalizmin acımasız çarkları arasında un ufak olmaya mahkûm edildi.
Kaldırın Şu
Fotoğrafı Ne Olur!
Basın
özellikle yerel basın sıkıntılar içinde. Televizyonun daha sonra da internetin
etkilediği yazılı basın ise daha da sıkıntıda.
Son 20-25
yıldır da basın, kapitalizmin acımasız çarkları arasında un ufak olmaya mahkûm
edildi.
Öyle olunca
okuma sayıları, izlenme oranları ile ayakta kalmak zorunda olan bir mücadeleye
girdiler. Yazılı basında seviyesini bozmadan liyakati ön planda tutanlar uzun
yıllar ayakta kalmayı ve güçlü olmayı başardılar.
Özellikle
internet basınında yeni ilginçlikler aranmaya başladı. Sosyal medya
paylaşımlarında çarpıcı bir başlık görürsünüz. Merak yandırır. Elbette altında
da yönlendirme linki. Merakınız ağır basıp da linke gittiğinizde eften püften
ve başlıkla alakası olmayan saçmalıklarla karşılaşırsınız.
Çok hızdı
bir sektör haline geldi internet basını. İlk olmak hevesi insanoğlunun
genlerinde var. Saatler boyu çarpıcı haber ve bu habere destek ilginç
fotoğraflar, taranır da taranır.
Bulunur.
Öyle derin değerlendirme yapacak zaman yoktur. İlk olmak gerek…
Konuyu
açıklamaktan çok çok uzak birkaç satırlık metin ile hemen servis edilir…
Son
günlerde bu tür haberlerin çoğu üzücü olmaya başladı. Yürek parçalayan
fotoğraflar ve görüntüler.
Gazze başta
olmak üzere trafik kazaları, adli olaylar, taşkınlıklar… Özellikle
hastanelerden alınmış bir şahsın en çaresiz en savunmasız ve perişan hallerini
gösteren paylaşımlar.
Bunların
paylaşımında ne kamu yararı var, ne haber iletme arzusu, ne evrensel güzel
mesajlar verme amacı. Bir “TIK” fazla alabilmek, bir okuyucuyu sayfada birkaç saniye
fazla tutabilmek ilk hedef.
Bu yanlış
mı? Yayıncı açısından biraz geniş düşünmek gerekirse haklılık payı var. Çünkü
günümüzdeki özellikle internet basınındaki yapı bu.
Hiçbir
kontrole, liyakate, kıstasa gerek duyulmadan, hiçbir kayda, izne tabi olmadan
yapılacak kolay bir iş olduğundan, herkesin aklına ilk gelen uğraşlardan
oluveriyor. Elbette çok kısa bir süre sonra hangi labirente daldıklarının
farkına varıyorlar ama başlamış oluyorlar.
Dedik ya
sayıları çok ama çok arttı. Karaman’da bazılarını tanıyamaz olduk. Elbette
büyük çoğunluğunu tanıyoruz. Onların yanında ve destekçisi olmaya da gayret
ediyoruz. Mesleki dayanışma açısından 57 yıllık basın hayatımızın deneyimlerini
onlara aktarmaya gayret ediyoruz. İstisna birkaç küçük ve münferit olayın
dışında hepsine de sevgimiz var, güvenimiz var. Gayret ve çabalarına şahidiz…
Onların bu
çabalarında paralel çalışma gerektiren resmi kurum, STK ve kuruluşlarda ise aynı
yetersizlik maalesef çok belirgin. Bu onların işini zorlaştırıyor. Yanlış
bilgilendirmeler yeni yanlışları doğuruyor. Olayları, sorunları ve hizmetleri
ön plana çıkarmak yerine kişileri ön plana çıkarıp ağır bir makyaj altında
reklama dönüştürmek moda oldu. Yüzlerce görüşme, toplantı vb. haberlerde ne
konu var ne ana fikir ne de bilgi. Sadece “falanca falancayı ziyaret etti, ya
da kabul etti. Falanca, falanca toplantıya katıldı” gibi haber değeri nerede
ise sıfır konular kurumlardan servis edilince, basın mensubuna da olduğu gibi
paylaşmak kalıyor. Hele de bir paylaşmasın… Aforoz kurumu çalışmaya başlayıverir
sonra…
Görüşmede
topluma yararlı hangi kararlar alındı, toplantının ortak bildirgesi nedir gibi
konular mı? Boş verin… İlgili birim amirinin reklamından daha mı önemli sanki.
Konu daha
da derin. Söylenip yazılacak çok şey var aslında… Hatta bu konuda çok ciddi bir
kampanyaya bile ihtiyaç var. Konu ile ilgili gerek resmi gerek akademik ve
gerekse sivil birimler ilgilenir umarız. Karaman bu konuda üzerine düşeni yapar
ve ilk de olabilir.
Evet,
gördüğümüz o şiddet, vahşet, çaresizlik, imkansızlık, insanlık dışı görüntü
fotoğraflar için “Kaldırın şu fotoğrafı lütfen!” diyesimiz geliyor bazen.
Ama basının
özellikle de yerel basının fotoğrafı da içimizi yakıyor. Bu fotoğrafı kaldırıp
yerine mutlu bir hizmet grubu ve bu gruptan verimli hizmet alan bir toplumun
tablo fotoğrafını oluşturmak gerek. Bu çalışma şu an toplumsal şikâyetlerin
büyük çoğunluğunu yok edecektir. Topluma hizmet makamlarında bulunanların da
işlerini yarı yarıya kolaylaştıracaktır. Sosyolojik açıdan da çok kuvvetli bir
ilaç olacaktır.
Elimizden
gelen dilimizin şu an söyleyebileceği budur.
Saygılarımızla…
20251209









