Yeni Yıl
Çarşambanın Gelişi..
Kültür emperyalistlerinin cafcaflı teşvikleri ile
kutladığımız yeni yılardan birisi daha geldi.
Perşembenin gelişi Çarşambadan belli ise 2017 nin ne olacağı
da 2016 dan belli…
Milenyumlarını haçlı dünyası temeline kuranlar daha ilk
çeyrekte hedeflerine emin adımlarla yürüyorlar.
Klasik savaşlarda kuşatma yapılır, bu kuşatma sonucu
kuşatılan ordu zayıf düşürülür. Zaman zaman da kuşatılan orduya casuslar
gönderilir durum tespiti yapılırdı. Ama o savaşların bile bir edebi, uyulması
gereken kuralları vardı. Sivil halka dokunulmaz, kadın ve çocuklar öldürülmez
mülkler yakılıp yıkılmazdı. Bunlara karşı gelenleri tarih zalim ve barbar
olarak kaydetmiştir.
Çağ açan Sultan Mehmet için “Fatih” sıfatını uygun gören
tarih, Hitler için de “Cani” sıfatını vermiştir.
Günümüz haçlıları bu kuşatmayı ekonomik taktiklerle ve
kültür emperyalizmi ile gerçekleştirdiler. Üretmeden tüketen toplumları teşvik
ettiler, onların hammaddelerini ve işgüçlerini sömürüp tüketime teşvik ederek
lükse alıştırdılar. Hammaddelerini sömürdükleri ülkelere bu hammaddeleri yine
onların işgücü ile işleyerek lüks mal olarak onlara dayattılar.
Gönderdikleri casusları ile, her türlü yolu deneyerek yasal
ve gizli örgütler oluşturdular. Kendi kontrollerinde siyasetçiler, iş adamları,
eğitimciler, sanatçılar, sporcular vb. konularda kimseleri destekleyerek söz
sahibi yaptılar. Hatta kendi besleme köpekleri olan sahte din adamları bile
türettiler.
2000 yıllarının başlaması ile bunları harekete geçirerek,
İslâm ülkelerini teker teker mahvetmeye başladılar. Üstelik bu işi yine
Müslümanlardan oluşturdukları örgütlere yaptırıp. kendileri aracı görünüp,
barış havarisi pozlarında o ülkelere çöreklendiler.
Sivilleri katlettiler, çocukları öldürdüler, kadınlara
tecavüz ettiler, tarihi mirasları yağmaladılar, sanat eserlerini yok ettiler,
binaları bombalarla yerle bir ettiler.
Tüm bu kargaşa içinde kullanılan her türlü silah ve
malzemeyi kendiler ürettikleri için, silah ve cephaneden kazandılar. Ele
geçirdikleri ülkelerin petrol başta olmak üzere doğal varlıklarına el koydular.
Bu katliamlardan sonra o bölgelerdeki Müslüman nüfusunu
azaltmış ve uzun yıllar sürecek bir korkuyu hâkim kılmış oldular.
Yıkımların izlerinin silinip de yeniden yapılaşma başlayınca
da, onlara yeni bir gelir kapısı açılmış oldu.
Her İslam Ülkesi tek tek avlanırken diğerleri ya “Onlara
yaptığını bize yapmaz, yapamaz, onlar bizim dost ve müttefikimiz” gafletine
kapıldılar, ya da kendi ülkelerinde haçlıların çıkardığı kargaşayla baş etme
çabasındaydılar.
Bu savaşın son cephesi Türkiye’dir. İçindeki satılmış
hainlerle uğraşmaktadır. Yıllardır süren kültür emperyalizmi nedeni ile
kimliğini kaybetmiş hatırı sayılır bir oran da, bu satılmış hainlerin saflarına
geçmişlerdir. Yine hatırı sayılır bir oran da lüks, sefahat ve eyyamcı
yaşantılarına kendilerini kaptırıp, hürriyetlerini dahi feda edecek duruma gelmişlerdir.
En büyük tehlike de budur!
2017 son haçlı seferinin başarı yılı olmamalıdır. Ciddi bir
uyanış ve silkinme gerekir. Gerek Türkiye’nin gerekse tüm İslam Aleminin bu
uyanış ve silkinmeye ihtiyacı vardır.
Allah Yardımcımız Olsun…
2017 için Karaman özelinde;
Aklı başında siyasi kadrolar,
Millete gerçekten Vekil olan ve varlıkları hissedilen,
memnuniyet ve takdir uyandıran Milletvekilleri,
2-3 yıldır durma noktasına gelmiş ve kaplumbağa hızı ile
yürüyen yatırımların bir an önce tamamlanmasını,
Yeni yatırımlar,
Siyaseten görev bilincinde bir iktidar ve özellikle de
muhalefet,
Kes yapıştır mantığından uzak, yapıcı gerçekçi, cesur ve
yağcılıktan uzak bir medya,
Daha aklı başında ve ileri görüşlü sendikalar, dernekler ve
vakıflar,
Halkı ile bire bir kaynaşmış, akademik kadrolarına sahip
çıkan ve içi dolu binaları olan, her öğrencinin ilk 5 tercihi arasında yer alan
bir KMÜ,
Revizyondan hallaç pamuğuna dönmemiş ve ranta engel bir imar
planı,
Gerine gerine araba park edeceğimiz otoparklar,
Maraton koşusu yapabilecek kadar rahat ve düzgün
kaldırımlar,
Konularına vakıf, halktan kopuk olmayan, dersine çalışmış,
verdiği oyun iki cihanda vebal olduğu bilincinde, görevinin aslında krallık
değil hizmetkarlık olduğunun idrakinde bir Belediye Meclisi,
Faaliyetlerinden tam olarak haberdar olabileceğimiz belediye,
özel idare ve il genel meclisi,
Ürünü bol ve bereketli bir tarım yılı,
Karamanın tarihi ve turistik değerlerinin farkına varan bir
görevliler ordusu,
Çok güzel çalışmaları olan şehir dışındaki derneklere,
vakıflara, yerelden daha çok resmi ve gayrı resmi yardımlar, destekler,
Her geçen gün daha rezil hale dönüşen sağlık sektöründe
önceki mükemmel günleri aratmayacak düzenlemeler,
Yıllardır olduğu gibi “bu yıl ciddi bir toparlanma yapıp tüm
hedeflerimizi gelecek yıla göre çizdik” demeyecek bir Karamanspor,
Üst yönetimden korkmayan, cesaretle ve liyakatle iş yapan
birim amirleri, personeli üzerinde korku ve baskı yerine ekip ruhu ile
çalışmayı teşvik eden bir üst yönetim,
En güzel malı en uygun fiyata satan, müşterisi ile sıcak
diyaloglar kurabilen ve “bu vatandaş neden marketlere ve Konya’ya gidiyor” diye
ağıt yakmayan bir küçük esnaf topluluğu,
Hoşgörülü ve sevgi dolu bir toplum,
Karaman gibi bir KARAMAN diliyoruz…









