Seçimden Sonra
Bu iş bir kazanma değil; hizmete, göreve, Allah'ın rızasını kazanma şansı için bir seçilmedir.
Adım başı bir soru: “Kim Kazanır, ya da Seçim sonuçları ne
olur?”
Siyasi bir kimliğimiz olmasa da kamuoyunu yakından takip
ederek, gerçekçi analizlerle, geçmiş seçimler için yaptığımız tahminlerin
doğruluğundan, bu soru ile çok muhatap oluyoruz.
Aslında soruyu soranların tamamına yakın bir kısmı da,
sorunun cevabını biliyor, ya da kendisine göre bir tahmini var. Ancak teyit
ettirmek istiyor.
İlginçtir ki seçimlerde kimin kazanacağından çok “seçimlerden
sonra ne olacak” sorusunu daha çok düşünüyoruz. Bizim için bu soru kimin
kazanacağından çok daha önemli.
Karaman siyasetinde grafik her dönem biraz daha yükselerek
seyretti. Sevgili Ali Pınarbaşı ile başlayan Milletvekilliği hizmetleri, son
dönemde Sayın Mevlüt Akgün ve Sayın Lütfi Elvan ile oldukça yüksek seviyelere
geldi.
Yeni seçilecek vekillerin işleri bu nedenle bir hayli zor
görünüyor. Bu grafiğin düşüşüne Karaman hazır değil. Katlanamaz.
Halkın ekseriyete yakın bir kısmının beklentisi olan,
iş-tayin-atama-terfi ve makam taleplerinden vakit bulabildikleri zaman, bu
memleketin ihtiyacı olan yatırım-kalkınma-istihdam-sağlık-eğitim vb. konulara
eğilmek ve büyük işler yapmak zorundalar.
Öte yandan başlanılmış bulunan büyük projelerin sıkı bir
takibi gerekiyor. Bu güne kadar planlanmış ama başlamak için fırsat bulunamamış
büyük projelerin bir an önce uygulamaya geçmesi bekleniyor.
Göz ardı edilmiş ya da tespiti yapılmamış sorunların çözümü
için çıkış noktalarının aranması ve uygun projelerin hazırlanması gerekiyor.
Göz ardı edilmiş sorunların başında “Karamandan bir şey olmaz, Karaman
küçük bir köydür, Karaman sosyal yaşantı olarak sıfırdır, Karaman’da insanlar
birbirlerini yemekten iş üretemezler, Karaman’da başta bulunanlar kendi
çıkarlarındadır ve menfaatlerinden başka bir şey düşünmezler” gibi
sokak laflarının yıkılması gelmektedir. Bu moral bozukluğunun bir an önce düzeltilerek
güven sağlanması gerekmektedir.
Seçileceklerin, her fırsatı, boşluğu değerlendirerek,
kendilerini Karaman’a ve Karaman halkının arasına atmaları gerekmektedir.
Halkı, kamuoyu liderlerini, akil kişileri ve özellikle siyasetten uzak halka
yakın kimseleri dinlemeleri gerekmektedir. -Malum
Siyaset ve siyasiler halktan her geçen gün uzaklaşarak halkın gerçek ihtiyaç ve
sorunlarından kopmuşlardır.-
Özelde de kendilerine teklif ettiğim gibi, siyasi parti
binalarının dışında her kesimin rahat girip çıkabileceği bir büro
oluşturmalıdırlar. Bu büroya kendilerini temsil edebilecek olgunlukta bir
görevli tahsis edip, halkın onlar vasıtası ile kendilerine ulaşmalarını
sağlamalıdırlar. Bu görevlinin liyakati konusunda da kılı kırk yarmak gerekir.
Geçmişte bu tür yetkilerin verildiği kişiler, kimleri hangi cenderelere soktu
herkesin malumudur.
Bu büro hem her kesimin kendilerine rahat ulaşmasını
sağlayacak, hem de her konunun kendilerine gerçekçi ulaşmasını sağlayacaktır.
Üstelik eften püften meseleler burada çözülecek, susmak bilmeyen telefonları
rahatlayacak, büyük işler için daha çok zaman ve uygun şartlar bulacaklardır.
Geçmişte favori aday olduğu halde Ankara’dan Sayın Kamil
Uğurlu’nun aday olmasına olgunlukla yaklaşan ve bir dönemini Uğurlu ile ekip
olarak çalışıp bu gün Belediye Başkanı olan Sevgili Ertuğrul Çalışkan güzel bir
örnektir. Karamanın en büyük eksiği olan göreve önceden hazırlanmak ve gereken
pratiği önceden yapmak başarısı ile bu görevi yürütmektedir.
Bu örnekten hareketle gelecek dönem görevler için yeni
isimler ve liyakatli kişilerin kendi gayreti ve çevre desteği ile yıllar
öncesinden hazırlanmasının önemi büyüktür.
Yine seçimden sonra, Karaman-Ankara arasında başlamış bulunan
mükemmel işbirliği ve ilişkilerin daha da üst düzeye çıkarılarak verimli hale
getirilmesi gerekmektedir. Bu noktada sivil kuruluşlara özellikle
Ankkaramander’e destek ve güç verilerek istifade edilmelidir.
Seçime giren adayların profillerine baktığımızda aday olmadan
önceki mevki ve makamlarının çok üst seviyelerde olduklarını görüyoruz. Bu
nedenle seçilir seçilmez “küçük dağları ben yarattım, büyüklerini de ben idare
ederim” mantığında olmayacaklarına kanaatimiz vardır. Ama yine de insanoğlu çiğ
süt emmiştir. Belli de olmaz. Bu nedenle danışman seçerken şu günlerde “ben
danışman olmak istiyorum” diye yırtınan birkaç yüz aday içinden kendi kariyer
ve seviyelerine uygun birilerini seçmeliler ki, her an “haklısınız, emredersiniz,
öyle yapalım, siz nasıl isterseniz, baş üstüne” demekten çok gerçekten
danışılabilecek, kararları alırken katkı koyabilecek, yanlışları yutkunmadan
anında hatırlatıp düzeltme konusunda çözüm üretecek kişileri seçmelidirler.
Yoksa bir gönül insanı olarak bilinen ve bu göreve gelir
gelmez havalara uçup teke çatında mangal, yaylada saç kavurma, pınarbaşında
kuzu çevirme, arabaşı, calla ve her türlü herze yemekten vakit bulamayan
haramzadeleri uzak tutmalıdır. Halkımız da bu davranışlara alet olup yalakalık,
yalın ayaklık yapacağına bu tür isteklere suratlarına tükürerek cevap verme
olgunluğuna artık kavuşmalıdır.
Siyasetçi ve bürokrat bir üst sınıf mensubu değildir artık. O
çamlar bardak oldu. Bir hizmetçidir, bir hizmetkârdır. Bu dünyada, baki dünya
için yaşar.
Örneği Hz. Ömer, rehberi Hz. Peygamberdir. Başarı çizgisi
Fatih Han, Sabır ve sadakati Abdülhamit Han kadar olmalıdır. Şeyh Edibali kadar
felsefi düşünmeli, Osman Bey kadar ileri görüşlü olmalıdır. Özellikle Karaman
Vekilleri Hz. Yunus kadar sevgi dolu, Hz Mevlana kadar hoşgörülü, Piri Reis
kadar geniş ufuklu, Karabaş Veli kadar kural koyucu, Kazım Karabekir Paşa kadar
uygulayıcı, HAS bir Anadolu evladı olarak da mütevazı olmalıdır.
Seçimde kim seçilirse seçilsin hayırlı ve mübarek olsun.
Ama bu iş bir kazanma değil; hizmete, göreve, Allah’ın
rızasını kazanma şansı için bir seçilmedir. Bundan da haberi olsun.
Diliyoruz kazanan Ülkemiz ve özelde Karamanımız olsun…
Not: Tüm okuyucularımızın Berat Kandili Mübarek Olsun…









