Savaşı Kaybetmek Üzereyiz

Bu savaşın en büyük cepheleri, başta Türkiye olmak üzere İslam Ülkeleri.

11 Nisan 2015 13:44

Kavimler savaşlarından 2. Dünya Savaşına kadar pek çok savaş yeryüzünü kasıp kavurdu. Medeniyetler yıkıldı, devletler yok oldu, insanlar katledildi.

Günümüzde Dünya Barışından söz ediliyor. Gerçekten şu an Dünya’da barış hüküm sürüyor mu?

Her kıtada adına asker değil de örgüt denilen pek çok silahlı güç, adı konmamış bir savaşın değişik cephelerinde savaşıyor.

İyi bir inceleme ile bunların, oluşum, silahlanma ve yöntem itibarı ile tekelden yönetildikleri kanaati kesinlik kazanıyor.

Net olmayan bir şey de silah kullanılmayan bir savaşın tüm hızı ile sürdüğü.

Bu savaşın en büyük cepheleri, başta Türkiye olmak üzere İslam Ülkeleri.

Bu savaşta canlar yanmıyor, silahlar toplar tüfekler yok. Ateş barut kan da yok hatta. Aksine keyif veren, zevk veren, dünya nimetlerinden tat almayı kolaylaştıran bir savaş.

Bunun adına ister soğuk savaş, subliminal savaş, illuminati savaşı gibi isimler verin, isterseniz silahsız HAÇLI ORDUSU deyin bu bir Dünya savaşıdır.

Bu savaşta bir masa başında oturan kurmayların askerleri, savaşılan ülkelerin insanlarıdır. Bu kurmayların kendi askerleri yoktur. İhtiyaç hissetmezler. Savaş verecekleri ülkelerden seçtikleri hırs sahibi insanları, zaaflarına göre satın alır ve onlara yardım ve iyilik etme adına onlara dilediklerini çok rahat ve kolaylıkla yaptırırlar.

Diledikleri parlar, zengin olur, kariyer sahibi olur, bilim adamı olur, siyasetçi olur hatta spor adamı ya da medya patronu olur. Bunlar kendilerinin kazandıklarını zannettikleri bu gücü, bir kere tatmaya görsün ellerinde tutabilmek için her yolu denerler. Gittikleri yol yanlış ve kötü de olsa onlara verilen mantık çizelgesine göre haklı mazeretlerle bu yanlışları toplumun yararına kullandıklarını iddia ederler.

Bu ekiplerin kullandığı en büyük silah lükstür. Bu lüksün araçlarından radyo, sinema, televizyon, tiyatro gibi materyaller vardır. Moda, sosyal eğlence hayatı, cep telefonu, internet, sosyal medya, futbol gibi kavramların da ilavesi ile bu yelpaze bir hayli genişlemiş işleri kolaylaşmıştır.

Ele geçirdikleri satılmış askerleri vasıtası ile sessiz savaş açtıkları ülkelerdeki ilk hedef dildir. Sonra, ahlaki yapı, sosyal doku, örf  adet gelenek  gibi değerlerin yıpratılıp yok edilmesi gelir. Bunları sunuşta izlenen yol da küresel Dünya yutturmacasıdır.

Bir zamanlar genel mekanlarda nikahlı karsının elini tutamayan bir toplum bu gün yollarda öpüşen, parklarda sevişen bir toplum olmuştur. Hırsızlığın, dolandırıcılığın üçkâğıtçılığın, görevi kötüye kullanmamın lanetlendiği bir toplumdan, bu gün bunları kitabına uygun yapanları lider, yönetici, kahraman ilan eden bir toplum oluşmuştur.

“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” mantığındaki insanların torunları bu gün bir birinin ağzından lokmasını kapıp, “gemisini yürüten kaptandır – yükselmek ve başarılı olmak için her yol mubahtır” diyerek böbürlenmektedir.

Hiçbir gelir temin edemeyecek derecede malül bir şahsı bir ömür yaşatan mahalle halkı, komşusunun ölümünden üç – beş gün sonra haberdar olabilmektedir.

Kasten işlenmemiş suçların bizzat müştekisi tarafından örtbas edildiği günlerden, işlenmemiş suçlar için iftiralar atan ve tezgahlar kuran bir nesil yetişti.

Ağlayarak Cami kürsülerinden ateşli vaazlar verip, devletin temeline dinamit koyacak kadar satılmış gözü yaşlılar kitleleri kandırdı. Bir ülkeyi dış güçlerin yardımı ile teslim alıp, acımasız bir rejim uyguladıktan sonra, kendisine o ülkeyi kendisine teslim edenler tarafından idam edilip, ülkesini kurtardık diye o ülkeye yabancı devletlerin yerleşmesine sebep olan diktatörler, (Saddam, Kaddafi, Esed, Sisi) türemeye başladı.

Bir zamanlar onlarca ülkeden Hıristiyan Askerler toplayıp kiliselerin mücevherleri ile desteklenen ve her seferlerinde perişan olan Haçlı Orduları yerine (Güya) İslam olup Şeriatı uyguladıklarını iddia eden bu vesile ile de önlerine gelen Müslümanı kesen batılılardan oluşan örgütler çıktı ortaya.

Karıncaların itlafı için Şeyhülislamdan fetva isteyip “ahirette Süleyman’dan hakkın alır karınca” mantığından, insanları hunharca katledip pişmiş kelle gibi sırıtan nesiller ortaya çıktı.

Kendileri her sene suç işleyen birkaç yüz kişiyi idam edenler bizim ülkemizde idamı yasakladı. CMUK, Adalet reformu vs. aldatmacaları ile cana, namusa, genel ahlaka karşı işlenen suçları nerdeyse mükâfatlandıracak kurallar icat ettiler.

Tüm bunlar daha lüks evlerde oturma, daha lüks arabaya binme, daha lüks yemekler yeme ve daha modaya uygun giyinme çabasındaki toplumlara, radyo, televizyon, tiyatro, spor müsabakaları, gazeteler, konserler, şenlikler adı altında tezgahlandı. İnsanların önce libidolarını harekete geçirip, daha sonra da işledikleri suçların görülmeden gizli ödüllendirilmesi ve desteklenmesi ile oluştu.

Maneviyatçıyız, mukaddesatçıyız diyen bir hükümetin Aileden Sorumlu Bakanı bile, bir dizideki 5 erkeğin, dizideki 5 kadınla çarpık, iğrenç ve evrensel ahlakın yüz karası ilişkilerini görmez hale geldi.

Günlük hayatta kullandığımız kalıp kelimeler yerini bu kanalların dayatması sonucu yabancı kültürlerin kalıplarına uyarlandı.

Misafir olduğu evde ev sahibine ve yediği yemeklere bin bir hakaret sıralayan yarışmalar, araba kazanacağım diye karsına – kocasına milyonlar önünde hakaretler edilen yarışmalar, en mahrem yerlerini sergilemek de dâhil olmak üzere kadını bir cinsellik aracı olmaya iten giyim, süslenip püslenip büyük bir lüks içinde sunularak insanları travmalara sürükleyen yemek, bir insan hayatındaki en önemli manevi olayın bir pazarlama şirketi edasında sunulduğu evlenme, bilmem hangi Amerika ülkesinde edep dışı kıyafetlerle kazanmak adına birbirleri ile insanlık dışı mücadelelerin verildiği yarışma, klasik edebiyat eserlerinin içine, toplumun değerlerini yok etmek adına tonlarca zehir boca edilmiş dizileri arz etmek bu toplumu hızlı bir çürüme ve çöküşe götürüyor.

Aile evde verdiği edebin sokakta yok olmasına engel olamıyor. Okullar eğitmek yerine var olan değerlerin de yok olması pahasına birer “kazan, yoksa yok olursun” kurumu olmaya başladı.

Düşmanlarımız on bin yıldır yenemedikleri bizleri yenmek üzere, son taarruzlarını yapıyorlar…

Tüm bunlar bu Ülkede olurken “Gelecekten Umutluyuz” diyebilecekler de elbet bu gizli savaşta, karşı cephe tarafından kazanılmış askerlerdendir. 

 
gelecek savaş ahlak propaganda örgüt
Bu Haber 2098 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin