Paralele Paralel olanlar!
Dünya jandarmalığına soyunmuş soysuz nesillerin oluşturduğu bir devlet ve buna destek veren haçlı ordusu, İslam Alemi için bir dizi senaryolar hazırlayıp “son haçlı seferi” ile gizli bir savaşı başlatmıştı.
Sizleri ağzınızda Yüce Yaratıcının sözleri ile tanıdık. Söylemleriniz güzeldi. Peşinden gittiğiniz kişi ne kadar güven vermese de sizler iyi insanlardınız.
Yıllarca dini inançlarına bent vurulan mütedeyyin insanların
çölde su arar gibi kıvrandıkları dönemde, bir vaha olarak karşılarına çıktınız
ve her kesimden büyük bir ilgi gördünüz.
En temel sorunlarımız olan Milli Eğitimle başladınız. Sonra
Emniyet Teşkilatına ve arkasından TSK ya el attınız. Derken Hukuk sistemine… Yine
aynı susamışlıkla bu faaliyetleriniz hoş görüldü. Desteklendi. Din, vicdani
eğitimi sağlayan en önemli etkendir. Bu
kurumlarda vicdanlı insanların olması kimseyi rahatsız etmedi. Görünüş
mütedeyyin ve vicdanlı insanlardımız.
Peşinden gittiğiniz kişi her iktidarla can ciğer kuzu
sarması oldu. Devletin bütün kapılarının kendi yandaşlarına ardına kadar
açılmasını sağladı.
Ama gün geldi işin içinden çirkin kokular gelmeye başladı. Sınav soruları
çalınıp sade kendi yandaşlarınıza verilmeye başlandı. Bu başlangıçta üç beş
iken bitmeyen iştah yüzde yüz kendi adamlarınızın yerleşmesine kadar vardı. Sizden
olmayan hak sahipleri gözyaşları ile sizi tanıdılar.
Kazancınız 100 iken 10 Binlerle yatırımlar yapmaya
başladınız. Mide bulandıran bu duruma bir açıklama getirme yerine karşı
duranları satın almaya kalktınız, alamadıklarınızı da sindirmeye. Kapitalizmin
en yılmaz savunucusu olarak gençleri yedikleri ile giydikleri ile ve yattıkları
yatakları ile satın alıp her gece DERS adı altında beyinlerinizi yıkayanlar
sizi mankutlaştırdı. Gün geldi Allah yerine kendilerine tapmaya zorladılar. Sahte
bir din türetip haşhaş cennetleri vaat ettiler. Ayet-Hadis çizgisini kendi
yönlerine çevirdiler ve unutturdular.
90 lı yılların sonunda bu endişlerimize aldığımız cevaplar
dehşet verici idi. O yıllarda karşı tavrımızı net koyduk. Defalarca bu konuda
gündem oluşturmaya çalıştık. Yazdık, söyledik. Elbette sindirme baskılarınıza
da maruz kaldık. Hatta zaman zan bunun için adli makamları ve siyasetin
şaşkınlarını, dengesizlerini bile devreye soktukları oldu.
Farkına vardık ki;
Dünya jandarmalığına soyunmuş soysuz nesillerin oluşturduğu
bir devlet ve buna destek veren haçlı ordusu, İslam Alemi için bir dizi
senaryolar hazırlayıp “son haçlı seferi” ile gizli bir savaşı başlatmıştı.
Komonistlerin elinden kurtardıklarını iddia ettikleri
Afganistan savaşından esinlenerek hazırladıkları bu senaryolar her ülkenin
kendi yapısına uygun uygulamaya geçirilmişti. Libya’da Kaddafi, Irak’ta Saddam,
Suriyede Esed’ler, İranda Humeyni, Mısırda Sisi, Pakistanda Usame bin ladin ve
Taliban, Yogoslavyada Sırplar… Daha küçük ülkelerde kıtlık kuraklık ve açlıklar,
darbeler, soykırımlar…
Her ülke için özgürlük vaat eden yine İslami söylemlerle öne
çıkan illegal katiller…
Türkiye farklı idi. Rahmetli Türkeş’in Milliyetçi kesime
hakimiyetine, Rahmetli Erbakan’ın İslami kesime hakimiyetine karşı attıkları
olta tutmamıştı. Bu memleketin komonisti bile bir an gelmiş bir karış toprak
için canını ortaya koyuvermiş, özündeki maya ortaya çıkmıştı. 12 Eylül denemesi
onlara Türkiye’de farklı bir yol izlenmesi gerektiğini göstermişti.
Türkiye için bu özel yol ılımlı İslam ve devletle paralel
çalışarak devleti içten çökertip millete boyunduruğu vurmaktı. Bölgede
pramatüre fırlatılan onlarca illegal katliam örgütleri de bu konuda silahlı güç
ve destek için zaten hazırdı.
Bu darbe onları kullanarak bir denemedir.
Bunları gördük yaşadık.
Ama sizler o gözü yaşlı kişinin bu senaryoda haçlı ve
siyonist zihniyetin bir parçası olduğunu görmeyi başaramadınız. Belki bir
kaçınız 17-25 Aralık olaylarında bir parça ayıktınız. Uzaklaştınız. Belki de
uzaklaştık görünüp gizli kalarak daha rahat hareket etme yolunu seçtiniz. Ama
temelde haçlı/siyonist senaryoda adi birer piyon olarak kalmaya devam ettiniz.
Kendi halkına bomba yağdıran, katleden Esed ile aynı ordu
saflarını seçtiniz. İslami kılıf ve kimlik içinde bir ajan olarak ülke yöneten,
Müslümandan başkasına kurşun atmayan, kendi halkını kitleler halinde vinçler
ucunda sallandıran İran mollalarının yolunu seçtiniz.
Beyninizde bir gram akıl, vicdanınızda bir nokta merhamet,
kalbinizde bir kelimelik iman kırıntısı kaldı ise sadece bir saat uzlet ediniz.
Bir insanı öldüren kâinatı yok etmiş gibidir diyen Liderin adını, ya ağzınıza
almayınız, ya da emrini tutunuz.
Gün herkesin pişmanlık ve tövbe günüdür.
Yüze 99 Halkın destek verdiği Yüce Devletin temizlik
günüdür. Halının altındaki pislikleri çıkarmada Devlete kılavuz olunuz.
Ben ayrıldım, ben yoktum, ben onlara destek vermedim diye
yırtınmamın alemi de yok. Kel olup yağırları ağırlamanın, şıracı olup bozacıyı
aklamanın, kara ettiğimiz AK ı, beyaz ile de çirkef ve mundar etmeye hiç
hakkımız yok. Günümüz iletişim, dijital ve sosyal medya çağı. Binlerce insanı
beyaz camdan saçmalayarak enayi, ahmak yerine koymanın da alemi yok.
Bu memlekette Paralelciler bir gerçektir. Üstelik bu gün eli
kanlı bir terör örgütüne dönüşmüş, Milletten aldıkaları destekle, Devletin
imkanları ile yine bu milleti katletmeye başlayan bir cani örgüttür.
Paralelcilere üçüncü bir çizgi ile, kerhen paralelci olanlar
da bir gerçektir.
Devlet paralelcileri hallaç pamuğu gibi atacak, bir virüs
gibi en kısa zamanda temizleyecektir.
Eh paralelcilere paralalel olanları temizlemek de 15 Temmuz ruhu ile hareket
eden halkın ve siyasi kurmayların işidir. Kurmaylar masa başında çizgiyi
çekecek, 15 Temmuz Demokrasi Halk Ordusu da meydanlarda nezaketle bunlara
haddini bildirecektir.
NOT: Bu arada her kesimden gençlerimizi, siyaset gözetmeden
vakarla hareket edip destan yazan Halkımızı, her türlü siyasi olumsuzluğa
gözlerini kapatıp sonsuz destek veren muhalefet partilerini, elbette Güvenlik
Güçlerini, Devlet kadrolarını, Hükümeti, Cumhurbaşkanımızı ve yerelde top yekün
Karamanımızı Tebrik, takdir eder, şükranlarımızı sunarız. Bayrağımızın gölgesi
her birisine helal olsun, Cennet olsun…









