Özgürlük Tanımı

Gerçek özgürlük sahip olduğu değerleri, içinde bulunduğu toplumun kurallarına göre kullanabilme hakkıdır.

26 Kasım 2013 14:39

Sözlüklerde yazan özgürlük tanımını her kişi kendisine göre şekillendirip yorumlayabilir. Bunu da özgürlük adına yapar.

Gerçek özgürlük sahip olduğu değerleri, içinde bulunduğu toplumun kurallarına göre kullanabilme hakkıdır.

Bu kurallar legal ya da illegal yapılanma içindeki otoriter gücün koyduğu kurallar olabileceği gibi, toplumun manevi değerlerinden kaynaklanan ve geçmişinden gelen geleneksel kurallar da olabilir.

Dikta ile idare edenler gün gelir en temel özgürlükleri dahi kısıtlayıp manevi özgürlüklere bile müdahale edebilirler.

Anayasa ve yasalar özgürlük sınırlarını çizebildiği gibi, örf adet gelenek ve dini inanç yaptırımları da bu sınırları çizebilir.

Cebinizde paranız olabilir, bu parayla alkol alıp içmeye muktedir olabilirsiniz. Şeriat kuralları ile yönetilen bir ülkede yaşıyorsanız alkol içmeyi özgürlük olarak kullanamazsınız.

Çok neşeli ve mutlu bir haleti ruhiyeniz vardır. Bağırıp şarkılar söylemek, taşkınlıklar yapmak istersiniz. Ama yapamazsınız. Toplumun kurallarına ters düşersiniz.

Bir sınıfta öğrenci iseniz, ders esnasında uymanız gereken kurallar vardır. Sigara içemez, şarkı söyleyemezsiniz. Okul ve sınıf kurallarına uymak zorundasınız.

Sahip olduklarınız ise kişisel kazanımlarınızdır. Doğuştan, miras yolu ile veya çabalarınızla elde ettiğiniz maddi ve manevi değerlerinizdir. Bunları kişilik yapınıza göre hovardaca kullanma hakkını özgürlük olarak görme şansınız yoktur.

Özgürlük sloganları ifade edilirken “sınırsız bir özgürlük” anlamı taşıyorsa boşuna bir feryattır.

Gerçek özgürlük sahip olduğu değerleri, içinde bulunduğu toplumun kurallarına göre kullanabilme hakkıdır.

Bu açıdan bakınca disiplinli ortamlar özgürlükleri sınırlayabilir mi sorusu akla geliyor.

Disiplin de özgürlük kadar yoruma ve eleştiriye açık bir kavram. Komando eğitimi verilen bir askeri birlikteki disiplini, iş ortamında uygulamaya kalkmanız halinde, kurallarınız işkenceye dönüşecek ve çalışma ortamı özgürlüğüne muhalefet etmiş olacaksınız.

Yardımcılarının ve çalışma arkadaşlarının fikirlerini ifade etmelerine engel olacak kadar katı disiplin uygulanmış bir birimde, karar ve fikirler tek beyinden çıkacak, yanlışlar ve hatalar artacaktır. Fikirlerin rahat ifade edildiği, tartışıldığı toplumlarda yönetilenlerin daha mutlu ve verimli olması kaçınılmazdır.

Fikir özgürlüğü adı altında, sahip olduğu fikirleri dayatmak, kabul etmeyenleri ötekileştirmek, dışlamak, hatta erk sahibi iseniz cezalandırmak da özgürlük değildir elbet.

Dünya ne çekti ise özgürlük kavramının anlaşılamayıp, kişilere göre tanımlarının çıkmasından çekmiştir.

Daha dün faşistler kendinden olmayan ve kendisi gibi düşünmeyenleri yok etmeyi özgürlük sayarken, komünistler sermayeyi hedef alıp, sonra da elde ederek geçmişin burjuvasını yok ederek yeni bir burjuva olmayı özgürlük saymışlardır.

Yönetim sistemi laik olup da ibadetlerini yapabilen toplumlarda bile, kendi ibadetini yaptıktan sonra ibadet etmeyenlere müdahale hakkını kendilerinde görenler bile özgürlük adına hareket ettiklerini sanırlar.

Özgürlüklerin belki de en rahat uygulandığı ortam vahşi yaşamdır. Kurallar sahip olduklarınızla sizin tarafınızdan konulur. Akıl, güç ve kabiliyetinizle. Ama orada da tüm bunları hayatta kalmak için kullanmak zorundasınız. Bir geyiğin tüm çayırlarda otlama özgürlüğü vardır. İstediği yerde yer, içer, uyur, gezer. Ancak özgürlüğü bir aslanın geyik avlayıp karnını doyurma özgürlüğü ile sınırlıdır. Aslan sahip olduklarını geyiği avlamak için, geyik de hayatta kalmak için kullanır.

Yeni doğan bir ferdin çaresizliği, zamanla kazandığı potansiyel güçle yok olur,  yerine gelişme içgüdüsü hakim olur. Bu, birey olarak tek insandan, devlet aşamasına kadar her sosyolojik birimin ortak tutkusudur.

Çağımızda birey olarak yaşamanın imkansızlığını göz önüne alırsak özgürlüğün mükemmel hale gelmesi için iki kıstas ortaya çıkıyor;

Birincisi kişisel kazanımların artacağı ortamların hazırlanması. Bireyin maddi açıdan yeterli güce sahip olması ve bu maddi gücün –sağlık sıhhat bilek gücü para mal mülk vs.- nasıl kullanılacağını bilecek yapıda akıl, fikir ve kültüre sahip olması.

Bireylerin oluşturduğu ve üst sınırı devlet olan birliktelik içinde bunları kullanırken, en verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak düzenlemeleri, kanun ve diğer idari kuralları koyan yöneticileri çok iyi seçmek zorundadır.

Örf, adet gelenek ve anane gibi yazılı olmayan kuralları da iyi değerlendirip, safsatalardan ve hurafelerden arındırılmış biçimde iyi muhafaza etmelidir.

İşte o zaman özgürlüklerin en verimli biçimde kullanıldığından bahsedebiliriz.

Gerçek özgürlük sahip olduğu değerleri, içinde bulunduğu toplumun kurallarına göre kullanabilme hakkıdır.

 
özgürlük
Bu Haber 2196 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin