Merhaba Dostum: Daha Güzel Günlere…
İyi ki varsın DOSTUM… Sen, bu milletin HAS evladısın. Sen Vatan Sevgisi Ordusunda benim farklı bölükten asker arkadaşımsın.
Merhaba Dostum: Daha Güzel Günlere…
Geriye dönüp bakmak yüreğimizi acıtıyor ama bazen bakıyoruz.
Faşist 80 darbesi öncesinin karanlık yılları idi.
Yolda karşılaşır selamlaşırdık.
Sen “merhaba lan faşist” demek isterdin ama demezdin.
Merhabadan sonrasını yutardın.
Ben “Selamünaleyküm lan gomonist” demek isterdim ama Selamünaleyküm
den sonrasını yutardım.
Çay ısmarlardık birbirimize, şehrin tek gençlik kahvesi
Palanın Yeri’nde. Sıra hesaba gelince tartışırdık ödeme için. Oysa cebimizdeki
para ancak iki çaya yeterdi.
Hayallerimizi paylaşırdık. Hepsi Türkiye, Vatan, Millet ve
insanlık üzerineydi.
Ellerinde silahlarla olay çıkaranları kınar fikirlerin
kuvvet yolu ile kabul ettirilmesine isyan ederdik.
Sen Marks’tan örnekler verir bazen ben onları düzeltince de
kapitali okumama ve bu fikirleri bilememe hayret ederdin.
Ben sahabelerden Liderimiz Peygamberimizden örnekler
verirdim ve sen bunlara başka ilaveler yapar konuya açıklık getirdin. Ben
hayret etmezdim çünkü aslı nesli belli muhterem bir ailenin evladıydın.
Seninle paralel düşünenlerin yıkanmış beyinlerine girmeyen
güzel fikirlerimi beğenir takdir eder, benim gibi düşünenlerin cehaletlerinden aforoz
vesilesi saydığı çok güzel fikirleri de senden duyardım.
Kuytu bir köşede beyni yıkanmışlar tarafından etrafın
çevrilip de okkalı bir dayağın hemen öncesinde, kısmet beni o kuytudan geçirmiş
ve engel olmuştum. Aradan yarım asra yakın zaman geçse de gözlerindeki şükran
ifadesini hala hatırlarım.
Sen konuşurken hiç “siz” demezdin. “Sizinkiler” hiç
demezdin, Hatta “onlar” bile demezdin. Ben de öyle. Biz, siz, onlar yoktu. BİZ
vardık.
Gurbette karşılaştığımızda, kardeşimize tesadüf etmiş gibi
çığlıklar atmış ve kemik kırmacasında kucaklaşmıştık.
Hiçbir gerekçe yok iken, faşist darbeciler seni aldıklarında,
yüreğim sökülmüş gibi olmuştum. Çileli birkaç aydan sonra bi-gayrı hakkına
alındığın anlaşılınca yaraların berelerinle salıverilmiştin. Koşup geçmiş
olsuna evinize vardığımda, yaraların gerçeğinin bedeninde değil, ruhunda ve
yüreğinde olduğunu görmüştüm.
Azmettin, yaralarını sardın tedavi ettin ve vatan sevgisi
görevine devam ettin.
Seninle irtibatımı görenler bana “hain” diyecek kadar ileri
giderlerdi de ben umursamazdım Sanırım sen de öyle...
Hala, siyasi konularda yüzde yüz hemfikir değiliz. Zaman
zaman uzun münazaralarımız ve fikir tartışmalarımız bile olur. Ama benim
fikirlerimi söylememe engel olana ilk karşı duran hep sen oldun ve ben de sana
saldıranlara hep karşı durdum.
Aradık…
Bu Vatan için, bu Millet için en güzel düzenleri aradık.
Eskiden “bu düzen yıkılmalıdır” dediğinde karşı çıkan ben, şimdi o cümleyi
yönetim şeklinin değil ama bu yönetim şeklindeki bozuk düzenin yıkılması olarak
aynen destekliyorum.
Dün sizlere “Gomonsitler Moskova’ya” diyenlere: “Yahu böyle
bir yönetim biçimi yok, olamaz, olmaz, hele Türk Halkına ve Müslüman bir
topluma hiç uymaz. Bırakın bunu büyük bir tehlike saymayı, gerçek tehlike
haçlının uyguladığı emperyalist sinsiliktir. Sonu mankut bir toplum ve
kapitalizme esir olmuş bir millettir. Gelin bu tehlikeye karşı duralım” derdim
Tıpkı, senin antikapitalist, antiemperyalist yaklaşımların
gibi.
Haklı çıktık.
Bu gün güzel giyinmek adı altında üstü haçlı yazıları ile
dolu soytarı kıyafetleri içinde gezenleri gördükçe,
Kültürün k sinden habersiz aklı apış arasında kaldırım
arşınlayanları gördükçe,
Devletin imkânları ile devlet malını yağmalayanları gördükçe,
Siyaseti kullanarak çeteler oluşturup faşist baskılarını
manevi söylemlerle kapatıp kasa dolduranları gördükçe,
Her türlü değerin akçe ile alınıp satıldığını gördükçe,
Bir haçlı şehrini andıran herhangi bir şehrimizin sokaklarında
gezerken,
Evlatlarımıza sahip olmak için canhıraş bir mücadele verirken,
Topluma her konuda olumlu ve güzel mesajlar verip örnek
olmaya çalışırken,
Yok sayılamayacak kadar büyük bir yekûn teşkil eden ve geleceğimiz
için bize teselli veren, yetişmesinde ortak emek sarf ettiğimiz harika gençlerimizi
gördükçe,
Vatana, Millete, Bayrağa, Kültüre ve hatta Mübarek Ezana
sahip çıkarken, bu haklılığımız tescil edilse de yine birlikte içimiz kan
ağlıyor.
İyi ki varsın DOSTUM… Sen, bu milletin HAS evladısın. Sen
Vatan Sevgisi Ordusunda benim farklı bölükten asker arkadaşımsın.
Hala “ONLAR” “ÖTEKİLER” diyemediğimiz şaşkınlara,
satılmışlara, mankutlara, yoldan sapanlara karşı tüm değerlerimize sahip
çıkmada benim YOL ARKADAŞIMSIN.
Kim misin?
Tekil yazsam da çoğulsun.
Baysın, bayansın, hastasın, sağlamsın, Bu Milletin ÖZ
Evladısın… Ama iyi ki varsın.
SANA –SİZLERE- selam olsun…
Sayenizde bu şaşkın, satılmış, mankutlaşmış, yoldan çıkmış, kapitalizme köle olmuş, her türlü gücü daha da güçlenmek için elinde tutmak için savaşanlara rağmen, tüm dünyanın saldırısına karşı koyup, bir badireyi daha yüz akı ile atlatacağız İnşallah…









