Kişisel Kurtuluş İçin Toplumun Kurtuluşu
“Ben illa ki Umre’ye gideceğim. Bu hakkımı kullanacağım. Para benim, tercih benim” diyene sözümüz yok. Allah kabul ve makbul eylesin. Gönlüne ne yatıyorsa herkes onu işlesin. Takdiri de Yüce Yaradanımız versin...
Umre ibadeti
için diyecek hiçbir lafımız yok.
Allah
gidenlerin ibadetini kabul ve makbul eylesin.
İlk hac
ziyareti ve sonrakiler için de aynı dilek ve temennilerdeyiz.
Ancak
özellikle son yıllarda yılın birkaç ayını Umre’de geçirenlerin oranında ciddi
bir artış var.
Bu toplumun
başta ekonomik yapısı ile ilgili. Seyahat imkânlarının da bu konuda rolü büyük.
Bir birinden
etkilenenler de bir hayli fazla.
Allah kabul
ve makbul eylesin hayırlara vesile olsun İnşallah…
Ne var ki şu
an sadece Yurdumuzda değil tüm dünyada olağanüstü olaylar var. Tüm haçlılar bir
bütün halinde ve iki yüzlü politikalarla Müslümanların üzerine geliyorlar. Güya
İslami Örgüt kisvesi altında örgütler oluşturup, sanki İslam adına hareket
ediyormuş gibi gösterip Müslümanı birbirine kırdırıyorlar.
Bunun adına
da bahar diyerek yutturuyorlar.
Sonuçta
milyonlarca aç insan, evsiz barksız sefil ve perişan Müslüman, milyonlarca
telef olmuş Müslüman canı, akan oluk oluk kan, barut, ateş ve gözyaşı. Viran
olmuş şehirler, yok olan nesiller…
Ülkemiz de
bu ateş çemberi içinde var gücü ile direniyor. İslam Ülkeleri arasında güçlü
kalmış TEK ülke olarak hedefin 12 sinde yer alıyor. Bu nedenle çemberi Türkiye
odaklı olarak çizmeye başladılar.
Ülkemiz ve
tüm Dünya bu halde iken, “Ben illa ki Umre’ye gideceğim. Bu hakkımı kullanacağım.
Para benim, tercih benim” diyene sözümüz yok.
Ancak bu
konuda bir fikrimizi de ortaya koyalım ki bilinsin.
Müslümanlar
arasında bu kadar kaos yaşanırken, çocuklar açlıktan ölürken, insanlar sefaletin
en acımasız sahnelerini yaşarken, imdat çığlıkları kulakları sağır edecek
seviyelerde iken bir şeyler de yapmak gerekmez mi?
Gerek resmi kanallardan
Devletimiz, gerekse gayrı resmi kanallardan dürüstlüğü tescilli yardım
kuruluşları bu konuda canla başla çalışırken birey olarak bir fedakârlık
yapılamaz mı?
Doğu ve
Güneydoğu’da şehit olmuş Mehmetçiklerin ailelerinden bazılarının yürek burkan
yaşantılarını gördükçe bizim sorumluluğumuz aklımıza gelse mi artık.
Birey olarak
bir Umre ya da 2.-3. -5. Hac ibadeti
için harcanacak para ile başka bir hayır sevabı armayı akıl etsek mi?
Komşusu aç iken
tok yatmayı men etmiş bir Dinin temsilcileri olarak, kul hakkı ve ibadet
arasındaki ilişkiyi bir daha mı düşünsek.
Ferdi
kurtuluşa çabalarken içinde bulunduğumuz toplumun zarar görmesi halinde, ferdi
kurtuluşumuzun da mümkün olmayacağını kavrasak mı?
Ebedi
kurtuluşu sadece ferdi kurtuluş müdacelesi oalrak değil de Ümmet bilinci
içinde, İnsanlığın evrensel değerleri çerçevesinde düşünerek daha güzel bir
davranış sergileyeceğimizin hesabını bir yapsak mı?
Bir Umre
masrafını bir şehit ailesine, bir şehit evladın tahsiline, pek çok kişiyi günlerce
doyuracak yardımlara, canlarını kurtarmak için çalışan ve mücahit kelimesini
hak edenlere, sefil perişan olmuş insanlara yönlendirip “Ben güzel bir iş
yaptım” denemin mutluluğunu yaşayabilmek ne güzel olacaktır.
“Ben illa ki Umre’ye gideceğim. Bu hakkımı kullanacağım.
Para benim, tercih benim” diyene sözümüz yok. Allah kabul ve makbul eylesin.
Gönlüne ne
yatıyorsa herkes onu işlesin. Takdiri de Yüce Yaradanımız versin...









