Karaman Kent Vizyonu
Bu sorunların bir sahibi, sekretaryası ve sağlam bir arşivi olmalıdır. Hiçbir şeyi konuşmadan, çözmeden önce bunu konuşup çözmemiz gerekiyor.
Geçtiğimiz gün Belediye Salonunda bir toplantı düzenlendi. Uzun zamandır bu tür toplantılardan uzak kalmayı tercih etsek de önemini kavrayıp katıldık.
Bu öneme uygun da bir toplantı oldu.
Konu “Karaman Kent Vizyonu” olsa da, pek çok fikir de
rahatça ifade edildi ve konuşuldu.
Eh, her ne kadar kenara çekilmiş de olsak, serde gazetecilik
var, konuları eleştirel boyuttan incelemek âdetimiz.
Baştan başlayalım.
Davet Kent konseyi adına yapıldı. Daveti telefon ile yapan
çok nazik ve saygılı hanımefendi muhataplara, konu ve gündem hakkında daha
geniş bir bilgilendirme yapsa daha da iyi olacaktı. Sorarak çok az şey
öğrenebildik. Tüm şehir olarak bu davet ve sekretarya konusunda gerçekten
zayıfız. Belediye Meclis Toplantılarından tutun da, en önemli günler de dâhil
olmak üzere bu tür davetlerin; yeri, saati, katılımcıların niteliği, konusu,
gündemi, zamanlaması, şekli, davet eden ile edilenin kimliği ve amacı ile
ilgili birkaç maddelik bilgiyi derli toplu maalesef veremiyoruz.
Bu tür toplantılarda mutlaka ve mutlaka bir gündem oluşmalı,
gündem maddeleri tamamlandıktan sonra, serbest bir bölümde gündem dışı da olsa,
her şey konuşulabilmeli, ama mutlaka gündem maddeleri bir sonuca bağlanmalı ve
konu dağıtılmamalıdır.
Gelelim fani ömrümüzde onlarca yıldır, bir türlü tartışmadan
ve planlamadan çözüm aşamasına geçemediğimiz “Karamanın Tanıtımı” na.
Toplantı süresince kendimi yarım asır önceki bir toplantının
devamında gibi hissetmeme sebep olan şey aslında bu konuların bir arşivinin,
bir takipçisinin, sahibinin olmamasından kaynaklanmakta idi. Konuşulan,
konuşulan yerde kalıyor, takibi ve sonucu konusunda bir başarı elde edilemiyor.
Her gelen yeni ekip yine aynı sorunlarla boğuşuyor, çözüm
arıyor, buluyor ama bunlar bir türlü hayata geçirilmeden unutulup bir süre
sonra aynı olaylar tekrar tekrar yaşanıyor.
Bu gün övgülerle anlatılan geçmişteki Dil Bayramı ve Yunus
Emre’yi Anma Törenlerinin başarısını sağlayan o dönemdeki Karaman Turizm ve
Tanıtım Derneği adı ile oluşturulan mütevazi bütçeleri ve imkanları olan
kuruluştu. Çocuk denilecek yaşta şahsımıza da görev verilen kutlama
komitelerindeki düzen tertip ve liyakat sonuçta çok güzel törenler ortaya
çıkarıyordu.
Bu sorunların bir sahibi, sekretaryası ve sağlam bir arşivi
olmalıdır.
Dün akşamki toplantıda konuşan her konuşmacının çok ama çok
değerli fikirleri çıktı ortaya. Bu fikirler bir projeye dönüşmeli,
uygulanabilirliği araştırılmalı ve yürürlüğe konulup takip edilmelidir.
Peki, bunu kim yapacak? İşte bütün mesele bu.
Resmi kurumlardaki hantal hiyerarşi ve sık değişen memurlar
nedeni ile bunu takip eden oluşum bir STK olmalıdır.
Hiçbir şeyi konuşmadan, çözmeden önce bunu konuşup çözmemiz
gerekiyor.
Basit bir örnekleme yapalım. Yine Dil ve Dil Bayramlarından
yola çıkalım. Yarım asırdır kutlanan bu törenlerde neler yapılmıştır, hangi
konularda başarı sağlanmıştır, hangi konular sıkıntı oluşturmuş, hangi konudaki
fikriler uygulanmamış ya da uygulama imkânı bulunamamıştır. Hangi etkinliğe
hangi yazar, şair veya fikir adamı bozuntusu çağrılmış, Karamamanı provoke
etmeye kalkmış ya da katılan gençlerin gözlerine baka baka bu milletin
evlatlarına hakaretler etmiştir. Yapılan seminer ve diğer toplantıların sonuç
bildirgeleri derli toplu bir arada var mıdır? Hatta daha da basite inerek
söyleyelim bu törenlerin programlarını içeren davetiyeler, projeler mevcut
mudur?
Toplantı boyunca değerli katılımcılardan münferit teklifler
geldi. Toplantıya yön veren bir sunum gerçekleştiren Değerli Kardeşim Prof. Dr.
Ercan Oktay Beyefendi liyakatini konuşturdu. Sıcak yaklaşımlı sunumu her şeyi
ayan beyan ortaya döktü. Elbette bu sahiplenme olmaz ise bu mükemmel fikirler
de o salonda kalacaktır.
Yine Değerli Dostum Yazar-Fikir Adamı Osman Nuri Koçak
Beyefendi çok ciddi bir araştırma ve çalışma ürünü olduğu belli bir dosya ile
çok tatminkâr bir sunum gerçekleştirdi. Her cümlesinin altına imzamızı atarız.
Değerli Kardeşim Araştırmacı Yusuf Yıldırım Beyefendi
kaybetmek üzere olduğumuz bir değerden Yunus Emre Hazretleri hakkındaki güzel
çalışmaları ile moral verdi.
Reklam ve basın sektöründen salonda bulunan değerli
kardeşlerimiz de son derece olumlu ve çözüme yönelik tespitlerini sıraladılar.
Salonun en büyük güzelliği ise “onlar varsa ben olmam-bizim
olduğumuz yerde onlar olmasın” fikri yerin dibine batırılıp çeşitli siyasi
görüşten üst düzey katılımcıların da bulunması ve her güzelliği birlikte
oluşturma çabasına katkı koymaları idi.
Karaman denilince Karamanın “taklit edilemeyecek en büyük
özelliği” DİL ön plana çıkıverdi. Sonrası Yunus Emre Hazretleri, Mevlana
Hazretlerinin Validesi ve tabi sanayi – tarım üstünlüğümüz. Tarihi ve coğrafi
yönden hazine sayılacak değerlerimizden söz edilmese de bunlarla bu HELVA olur…
(Bu noktada “Karaman Kent Vizyonu” ifadesindeki “Vizyon”
kelimesine de bir Türkçe karşılık bulsak… Biz ihtiyar moruk yaşlı ve tam gün emekli,
üstelik hiçbir sıfatı olmayan, gariban bir vatandaş olarak öneride bulunma
ukalalığı yapmayalım da, koca koca kariyer sahibi abilermiz bir çözüm
buluversinler)
Toplantıda gördük ki bu HELVA yı karacak ustalar bu
Karaman’da var.
Eksik?
Eksik; derleyen, toparlayan, kişiler ve kurumlar arası
iletişimi sağlayan, fikirleri tartışmaya açan olgunlaştıran, plana ve projeye
döken, bire bir uygulayan ve sonuç alınıncaya kadar takip eden bir oluşum.
Anadolu tabiri ile “Baştutar”
Sayın Belediye Başkanın bu konuda verdiği müjde dileriz en
kısa zamanda hayata geçer. Karaman Turizm ve Tanıtım Vakfı en kısa zamanda
kurulur.
Bu kurumun kuruluşunda geçirdiğimiz süreç bile bu işlerin
neden olmadığın kanıtıdır: Bu konuyu biz yıllar önce dile getirdik. Adına
platform, dernek, vakıf, ne denirse densin böyle bir STK nın mutlaka ihtiyaç
olduğunda herkes hemfikir oldu. Yıllar önce başlayan çalışmalar bir noktaya
geldi tıkandı. Valiler değişti, tüm çalışma sil baştan. Bakanlar, hükümetler
değişti yine öyle…
Sayın Başkanın çalışmaların artık son aşamada olduğu müjdesi
hevesimizi kursağımızda bırakmaz umarız.
Sayın Valimizin Karaman’da yıllarca konuşulacak bir hizmeti
olması açısından bu konuya akşam/sabah bir çözüm getirmesini diliyoruz. Karaman
için en büyük hizmeti, iyiliği yapmış olur. Malum biz Anadolu, insanı tarihlendirmeyi
olaylara göre yapmayı pek severiz; gelecekte bu günleri tarif etmek için deriz
ki: “Tanıtım Vakfını Kuran Vali Bey zamanında… “
Toplantıdan edindiğimiz bir başka kanaat de; Karaman’a Kent
Vizyonu kazandırmak konusu. Bu konu Karaman Kent Konseyinin çözebileceği bir
alan değil. Bu konuyu gündeme taşıyıp ivmeyi başlatması harika bir davranış.
Oluşumu ve yapısı gereği, bundan sonrasını kurulacak Vakfın üstlenmesi ve Kent
Konseyinden destek, Belediyeden yardım ve Karaman severlerden fikir alarak, az
zamanda çok işler başarmalıdır.
Karaman, Karaman Şehri veya Karaman İl’i ile sınırlı bir
kavram değildir. Balkanlardan, Çin Denizine kadar Karaman vardır. Yurt içinde
ve Yurt dışında Karaman adını taşıyan onlarca yerleşim birimi vardır. Nereye
gitseniz bir Karamanlı veya Karaman kökenli ile karşılaşırsınız. Tüm bunlara 60
lı yallardan sonra Avrupa’ya, Amerika’ya maişet kaygısı ile giden yüz binleri de
ilave ederseniz Karaman apayrı bir Dünyadır. Haydi, şu işe el atalım
dediğimizde bu güne kadar tek başına çalışmış, üretmiş, çırpınmış binler, on
binler, bir TANITIM ORDUSU olmaya hazır beklemektedir.
Hal böyle iken biz hala Karaman tanıtımını tartışıyorsak bu
işte çok büyük suçumuz var demektir.
Hızlı, paniksiz, verimli, akılcı, bilime dayalı, fedakâr bir
çalışma ile bu suçumuzu bir an önce yok etmeliyiz.
Not: Dil Bayramları ve Yunus Emre’yi Anma konusunu ayrıca
arz edeceğim.









