Karaman Bir Arabaşı Tasına Girmemeli
Bu konuda ilk hareket Devlet Ricaline ve Karaman Evlatlarından bu işe liyakatli olanlara düşmektedir
Medeniyetler gelişmişlik merdiveninde basamakları yukarıya
doğru tırmandıkça başarılı olurlar. İki ileri üç geri gittiğimizde de doğaldır
ki basamaklardan aşağı inmiş oluruz.
Bir arabesk edebiyat tuttu gidiyor. “Biz Konya – Karaman
değiliz” Bu gülünesi bir serzeniştir.
İki yönü vardır yıllardır harita açmamış gazete kitap
okumamış ülkesini gezmemiş, kabuğundaki bir kaplumbağa kadar bile
coğrafyasından haberi olmayan insanlar Konya – Karaman dese ne olacak Karaman
İli/Vilayeti dese ne olacak.
İkinci yön ise arabesk bir tavırla sık sık bundan şikâyet
edenlere sormak gerek: Kişisel olarak ne yaptın?
Kendi şehrinde olan basit olayları intikam alırcasına farklı
başlıklarla ve abartılarla süsleyip haber yapanlar oldukça Karamanı pek de
güzel tanıtıyoruz yani…
Bu şehir aslında her gün yüzlerce zorunlu turist akınına
uğruyor. Organize sanayi çıkışına durup da bir sayım yapılsa bu şehre giren ve
çıkan yük taşıyan araçların sayısı hayret verici seviyede çoktur. Bunlara
hububat, mısır, bakliyat, mermer, kömür gibi yöresel değerlerimizi taşıyan
araçları da dahil edersek bu sayı çok daha artacaktır. Bunları ne kadar memnun
ve Karamanı tanıtmış olarak uğurluyoruz.
Her yıl Üniversitemize Binlerce genç büyük heyecan ve umutla
kayıt yaptırmakta. Onlarda bıraktığımız ilk intibalarımız nelerdir? Tahsil
hayatı boyunca bu ilk intibalara ne kadar katkı koyup güzellik yaptık?
Memuriyet ve başka görevlerle Karamana gelenlere Karaman
hakkında, Karamanın kültürü ve güzellikleri hakkında ne aktarabildik?
Karaman Valiliği Dernekler Müdürlüğüne sormadık ama yüzlerce
STK sayılacak kurum ve oluşum var. Bunların yıllık faaliyet raporlarına
yazacakları kaç etkinlikleri oluyor. Bir resmi olayda bir tanesi unutulsa görün
siz protokol kavgasını. Ne için varlar?
Buna bir de Karaman dışındaki derneklerimizi/vakıflarımızı dâhil
etmek gerek. Bir zamanlar bir ordu gibi çalışan İstanbul Karamanlıalr derneği bir
suskunluk ve yokluk içinde. İzmir, Mersin, Ermenkliler de aynı durumda.
Antalya’dan zaman zaman güzel haberler geliyor. Ayrancılılarda bir telaş gözleniyor ama verimlilik konusunda bir
tespitimiz yok.
Buradan şu sonuç çıkmasın: bu kurumları oluşturan
kardeşlerimizin yetersiz kalması gibi bir durum elbette yok. Bu bir imkân,
destek ve özellikle de maddiyat meselesidir. Yağ şeker ve un olsa elbette
helvanın en güzelini yapacaklardır. Ankara bu işi yapabiliyor.
Ortaya çıkan sonuç münferit çalışmaların ve yalnızlığın
getirdiği sonuçtur. Bu konuda şahsımızın bir fikrinden hareketle pek çok
camiada olan bir beklentiyi harekete geçirmiş ve STK lar nezdinde bir
federasyon özelliği taşıyan bir oluşum için çalışmalar başlatmıştık. Araya
birtakım sebepler girdi ve bu çalışmalar uykuda kaldı.
Bu oluşumun temel mantığını anlattığımız herkes, ama herkes
heyecanla bu işi desteklemekte idi.
Gün odur ki böyle bir oluşuma şiddetle ihtiyaç vardır.
Karaman böyle dağınık çalışmalarla, imkansızlıklarla
tanıtılamaz. Bu konudaki STK lar yalnız ve sahipsiz bırakılamaz.
Karaman bir Arabaşı tasına sığdırılamaz. Bayanların altın
günleri misali davet ve toplantılarla ancak kendi moralimizi yüksek tutmaya
çabalarız.
Kent kimliğini oluşturmak ve bu kimlikle Yurda, Dünyaya
açılmak büyük bir çalışmayı gerektirir. Bu çalışmayı yapabilecek devlet
destekli güçlü bir STK ya ihtiyaç vardır.
Yoksa daha çok arabaşı tasına kaşık sallar, bir şeyler
yaptık ama hala Konya – Karaman söylemini yıkamadık diye hayıflanır dururuz.
Bu konuda ilk hareket Devlet Ricaline ve Karaman
Evlatlarından bu işe liyakatli olanlara düşmektedir.
Hem de vakit kaybetmeden…









