Ekmeğim Suyum Karaman (Ahmet Mısırlıoğlu)

Sağ ol Ahmet Kardeşim Var Ol.

17 Mart 2018 21:32

Bir kitapla giriyorum çalışma odama.

Ev kıyafeti giymek, yerime yerleşmek, hatta cıgaramı tellemk ikinci plana kalıyor.

İlk sayfası açılıyor kitabın. Geçmişin Mayk Hammerleri ya da Aytmatovun hikayerleri gibi sayfa sayfa akıyor. 15-20 sayfadan sonra fark ediyorum ki bu bir şiir kitabı. Hem bu kapağında da yazıyor.

Şiir kitabı öyle okunmaz ki. Rastgele bir sayfa açarsın, okursun, sonra bir başkasını yine rast gele… 3-5 tanesinden sonra beğenirsen devam eder, bir kaç daha okur, koyarsın kenara. Arada bir açarsın, birkaç daha…

Ama bu nasıl şiir kitabı be Ahmet! Roman gibi, destan gibi, bal kavanozu gibi…

Samimi, sıcacık, akıcı, kültür dolu, buram buram insan sevgisi dolu.

Bir anlamda da nüfus kütüğü gibi be kardeşim… Bir şehir almanağı, bir belde tarihi gibi… İçinde bir ben eksiğim diyeceğim, diyemiyorum, o da ne ben bile varım. Hem teşekkürü hak edenler arasında, hem de aranan çocukluğun aranan arkadaşları arasında.

Okulumuz iyi okuldu. Öğretmenimiz günümüzün ölçeğinde ordinaryüs prof. İdi. Besmeleden vatan sevgisine, yoğurt mayalamadan alışveriş etmesine, yeryüzü katmanlarından uzaydaki yıldızlar âlemine çok şeyi hem de bizi heyecanlandıran bir sunumla öğretirdi. Nurlar içinde uyusun. Her gün kırk sefer yâd etsek azdır.

Ama bizim ikinci bir okulumuz vardı. Okulun adı Reis Sokaktı… Malta taşı döşeli ortasından bahçelşerimiz suladığımız çürük suyu akan, iki sokağın kesiştiği noktada tatlı su çeşmesi olan. Tahta cümle kapıları ve üzerinde sanat eseri tokmakları olan… Güçlü açınınca kapıalrı erkeklerin açtığı zayıf çalınınca çalanın bayan olduğu belli olduğundan hanımların açtığı kapılar. Bu tokmakların belirli bir ritimle çalmasından gelenin kim olduğu bile anlaşılırdı.

Öğretmenleri mahallenin ev hanımları idi… Bir de müfettişlerimiz vardı. Onlar da o evlerin beyleri…

Dedemin Yaveri sağ elindeki bastonunu dengeleyen sol el yoldaşı idim. Öğretmenlerle öylesine sıkı fıkı idik ki bazen kendi evimiz diye oralara daldığımız olurdu. Bir evde pişen her evde yenir, bir eve düşen acı her evde yok edilirdi. Herkes hakkını bilirdi, ama hakkından önce de HADDİNİ bilirdi. Mahallenin sarhoşu bile evine akşam ezanından 10 dk. sonra girer, o saatte herkesin ya camide ya da sofra başında olmasından dolayı sokağın boşalmasını bekler, sakinleri rahatsız etmek istemezdi. Mahallenin en iyi geçinen karıkocası da onlardı. İçip içip dövmek, sövmek nara atmak efelik yapmak yerine, duygusallığını cömertçe kullanıp gönüllere hitap etmesini bilirdi. Saygıyı gösterir ve görürdü.

Her akşam bir ev sıraya girer ve tüm sokağı misafir ederdi. Sonra kavurgalar, üzümler, mısırlar ve tüm bunları taçlandıran, maniler, tekerlemeler, masallar ve ev içi oyunları. Her birinde zeka, dayanışma, saygı ve hoşgörü vardı. Bu oyunlarda kazanan her zaman en zeki olan değil aynı zamanda saygılı ve hoşgörülü olanlardı. 

Kimse hata yapmazdı. Hatasız kul olur mu? Elbette olmaz… Ama bir hata görüldü mü kırk kişi tarafından örtbas edilir, bir güzellik görüldüğü zaman da kırk tellal tarafından ilan edilirdi. Sokakta üstümüzü çamur edip evden papara yiyeceğimiz belli olunca sokakta bizi gören komşu kadınları temizlemeden eve yollamazdı.

Aramızdaki bir duvarla büyüdüğüm, Sokağımızın kültürlü ama hiçbir zaman burjuva gösterişi içinde olamamış bir ailenin harika evladı Ahmet Mısırlıoğlu kardeşim, burada çok küçük bir bölümünü anlatmaya çalıştığımız güzellikleri lirik bir anlatıma dökmüş. Sonuçta Ekmeğim Suyum KARAMAN isimli şahane bir şiir kitabı çıkmış.

Sağ ol Ahmet, var ol. Rabbim sana hayırlı, sağlıklı ve uzun bir ömür nasip etsin de bu bal küpünden biraz daha faydalanma imkânı bulalım İnşallah.

Sanki biz bir şey bilirmişiz gibi kitabın hazırlık aşamasında bir poşet dolusu defter, kâğıt verdi elimize ve bunları bir gözden geçirmemizi rica etti. Bu şiirlerin pek çoğu ile o gün tanıştık. Her biri tek noktasına dokunulmayacak kadar güzel, bir birinden ayırılamayacak kadar emsalsizdi. O poşet bu gün elimizde bir gül bahçesi gibi durmakta.

Güzel hayatının kazançları çok değerli evlatları olmakla birlikte eserleridir de. Torun topalak sevmekten vakit buldukça yeni ürünler üretmesini diliyoruz.

Sağ ol Ahmet Kardeşim Var Ol.

Ahmed’ime Akrostiş…

 

Alında ter, yürekte sevgi, bilekte kuvvet,

Hak yolda yürüyen insanlar başarır elbet.

Mutluluk getirir mutlaka çekilen zahmet,

Ellerine sağlık, üretimine bereket,

Tebrikler kardeşim Mısırılıoğlu AHMET.

 

 

Hasan ÖZÜNAL

Karaman – 2018 Mart

 

 

 

 

 
Karaman Ahmet Mısırlıoğlu Şiir Kitap Ekmeğim suyum
Bu Haber 4873 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin