Ekmeğim Suyum Karaman (Ahmet Mısırlıoğlu)
Sağ ol Ahmet Kardeşim Var Ol.
Bir kitapla giriyorum
çalışma odama.
Ev kıyafeti
giymek, yerime yerleşmek, hatta cıgaramı tellemk ikinci plana kalıyor.
İlk sayfası
açılıyor kitabın. Geçmişin Mayk Hammerleri ya da Aytmatovun hikayerleri gibi
sayfa sayfa akıyor. 15-20 sayfadan sonra fark ediyorum ki bu bir şiir kitabı.
Hem bu kapağında da yazıyor.
Şiir kitabı
öyle okunmaz ki. Rastgele bir sayfa açarsın, okursun, sonra bir başkasını yine
rast gele… 3-5 tanesinden sonra beğenirsen devam eder, bir kaç daha okur,
koyarsın kenara. Arada bir açarsın, birkaç daha…
Ama bu nasıl
şiir kitabı be Ahmet! Roman gibi, destan gibi, bal kavanozu gibi…
Samimi,
sıcacık, akıcı, kültür dolu, buram buram insan sevgisi dolu.
Bir anlamda
da nüfus kütüğü gibi be kardeşim… Bir şehir almanağı, bir belde tarihi gibi…
İçinde bir ben eksiğim diyeceğim, diyemiyorum, o da ne ben bile varım. Hem
teşekkürü hak edenler arasında, hem de aranan çocukluğun aranan arkadaşları
arasında.
Okulumuz iyi
okuldu. Öğretmenimiz günümüzün ölçeğinde ordinaryüs prof. İdi. Besmeleden vatan
sevgisine, yoğurt mayalamadan alışveriş etmesine, yeryüzü katmanlarından
uzaydaki yıldızlar âlemine çok şeyi hem de bizi heyecanlandıran bir sunumla
öğretirdi. Nurlar içinde uyusun. Her gün kırk sefer yâd etsek azdır.
Ama bizim
ikinci bir okulumuz vardı. Okulun adı Reis Sokaktı… Malta taşı döşeli
ortasından bahçelşerimiz suladığımız çürük suyu akan, iki sokağın kesiştiği noktada
tatlı su çeşmesi olan. Tahta cümle kapıları ve üzerinde sanat eseri tokmakları
olan… Güçlü açınınca kapıalrı erkeklerin açtığı zayıf çalınınca çalanın bayan
olduğu belli olduğundan hanımların açtığı kapılar. Bu tokmakların belirli bir
ritimle çalmasından gelenin kim olduğu bile anlaşılırdı.
Öğretmenleri
mahallenin ev hanımları idi… Bir de müfettişlerimiz vardı. Onlar da o evlerin
beyleri…
Dedemin
Yaveri sağ elindeki bastonunu dengeleyen sol el yoldaşı idim. Öğretmenlerle
öylesine sıkı fıkı idik ki bazen kendi evimiz diye oralara daldığımız olurdu.
Bir evde pişen her evde yenir, bir eve düşen acı her evde yok edilirdi. Herkes
hakkını bilirdi, ama hakkından önce de HADDİNİ bilirdi. Mahallenin sarhoşu bile
evine akşam ezanından 10 dk. sonra girer, o saatte herkesin ya camide ya da
sofra başında olmasından dolayı sokağın boşalmasını bekler, sakinleri rahatsız
etmek istemezdi. Mahallenin en iyi geçinen karıkocası da onlardı. İçip içip
dövmek, sövmek nara atmak efelik yapmak yerine, duygusallığını cömertçe
kullanıp gönüllere hitap etmesini bilirdi. Saygıyı gösterir ve görürdü.
Her akşam
bir ev sıraya girer ve tüm sokağı misafir ederdi. Sonra kavurgalar, üzümler,
mısırlar ve tüm bunları taçlandıran, maniler, tekerlemeler, masallar ve ev içi
oyunları. Her birinde zeka, dayanışma, saygı ve hoşgörü vardı. Bu oyunlarda
kazanan her zaman en zeki olan değil aynı zamanda saygılı ve hoşgörülü olanlardı.
Kimse hata
yapmazdı. Hatasız kul olur mu? Elbette olmaz… Ama bir hata görüldü mü kırk kişi
tarafından örtbas edilir, bir güzellik görüldüğü zaman da kırk tellal
tarafından ilan edilirdi. Sokakta üstümüzü çamur edip evden papara yiyeceğimiz
belli olunca sokakta bizi gören komşu kadınları temizlemeden eve yollamazdı.
Aramızdaki
bir duvarla büyüdüğüm, Sokağımızın kültürlü ama hiçbir zaman burjuva gösterişi içinde
olamamış bir ailenin harika evladı Ahmet Mısırlıoğlu kardeşim, burada çok küçük
bir bölümünü anlatmaya çalıştığımız güzellikleri lirik bir anlatıma dökmüş. Sonuçta
Ekmeğim Suyum KARAMAN isimli şahane bir şiir kitabı çıkmış.
Sağ ol
Ahmet, var ol. Rabbim sana hayırlı, sağlıklı ve uzun bir ömür nasip etsin de bu
bal küpünden biraz daha faydalanma imkânı bulalım İnşallah.
Sanki biz
bir şey bilirmişiz gibi kitabın hazırlık aşamasında bir poşet dolusu defter, kâğıt
verdi elimize ve bunları bir gözden geçirmemizi rica etti. Bu şiirlerin pek
çoğu ile o gün tanıştık. Her biri tek noktasına dokunulmayacak kadar güzel, bir
birinden ayırılamayacak kadar emsalsizdi. O poşet bu gün elimizde bir gül
bahçesi gibi durmakta.
Güzel
hayatının kazançları çok değerli evlatları olmakla birlikte eserleridir de.
Torun topalak sevmekten vakit buldukça yeni ürünler üretmesini diliyoruz.
Sağ ol Ahmet
Kardeşim Var Ol.
Ahmed’ime Akrostiş…
Alında ter,
yürekte sevgi, bilekte kuvvet,
Hak yolda
yürüyen insanlar başarır elbet.
Mutluluk
getirir mutlaka çekilen zahmet,
Ellerine
sağlık, üretimine bereket,
Tebrikler
kardeşim Mısırılıoğlu AHMET.
Hasan ÖZÜNAL
Karaman –
2018 Mart









