Çocukken Mutluyduk Biz
İşte biz o her şeye inanan devrin çocuklarıydık. İnanırdık biz, sevene inanır, söylenene inanırdık.
Çocukluğumuzun
anıları tazelenir zaman zaman. Ama nedense o anıların hepsi mutluluğumuzu hatırlatan
anılardır.
Çocukken
mutlu idik biz.
Büyükdere'den
Eminönü'ne bir Dilenci birde Posta dediğimiz iki vapur kalkardı.
Büyükdere'li
olanlar ve benimle aynı zamanları yaşayanlar bunu bilir ..
Dilenci
vapuru her iskeleye uğrayan vapurdu, Posta ise bir iskeleden kalkar ve hiç bir
yere uğramadan bir başka iskeleye ulaşırdı.
Beşiktaş'a, okuluma dilenci vapuruyla gitmeyi çok severdim.
Bu
vapur beni cezbeder, bir eğlence aracı olurdu bir anlamda.
İnsanlar
güler yüzlü sevgi dolu bakardı. Herkes birbirini tanırdı..
İşte
o zamanlar da bir takım satıcılar o vapurlarda. Kapıdan içeri girer ve çok
büyük bir ciddiyetle elindeki çantadan bir takım nesneler çıkarırlardı. Bunlar
genellikle kalem, tıraş bıçağı vs vs olurdu. Sonra da “abilerim ablalarım şu
gördüğünüz kalem” diye başlardı anlatmaya. Ama bir anlatırdı; sanırsınız ki
dünyanın 8. Harikası hakkında bilgiler veriyor. Kilitlenir kalırdınız.
Bütün
o konuşmalardan sonra dersiniz ki “o kalem benim olmalı.” Daha sözü bitmeden
önünde bir kuyruk oluşur. Ee adam dünyanın 8. harikası bir kalem satıyor....
Almalıyım,
her ne kadar babam düzine ile kalem alıyorsa da... O zamanlar öyleydi;
defterler, kalemler, silgiler düzine ile alınırdı. Ama olsun o kalem benim
olmalı, o sihirli kalem ..
Alırdım...
Allah’ım o ne büyük mutluluktu..
İşte
biz o her şeye inanan devrin çocuklarıydık.
İnanırdık
biz, sevene inanır, söylenene inanırdık.
İNSANA
ve SÖYLEDİKLERİNE İNANIRDIK.
Mutluyduk
çocukken biz!!!
Ayşen
MEHPARE









