5N 1K Nerede?

Aşırı siyasi yapıya bürünme ve kapitalist kaygılar gazetecilik mesleğinde ciddi bir erozyon oluşturdu.

21 Nisan 2016 21:10

Basın sektöründeki gerileme sadece yerelde Karamanın değil genelde tüm Türkiye’nin sorunu.

Aşırı siyasi yapıya bürünme ve kapitalist kaygılar gazetecilik mesleğinde ciddi bir erozyon oluşturdu.

Sosyal medyada meydana gelen hızlı değişim ile haber verme gücünden de büyük bir değer kaybeden basın maalesef şu an hızlı bir çöküş içinde.

Bir zamanlar genelde milyonlarla ifade edilen baskılar yapan gazeteler yok satardı. Tüm sayfalarda ilaç için imla, tashih ve baskı hatası bulamazdınız. Haber sekretaryası ve tashih servisi ile mizanpaj servislerinde iş bulabilmek için yüksek diplomalı ve uzman olmak gerekirdi.

Teknik altyapının bu güne kıyaslandığında çok zayıf olduğu dönemlerde baş döndürücü bir hızla rotatiflere hazırlanan kalıplar bu günkülere göre birer sanat eseri idi.

Yerelde her bir harfi tek tek elle dizilen, her bir baskısı yine pedal denilen makinelerde tek tek basılan gazeteler nüfusa oranlandığında 40-50 kişiye bir gazete düşecek tirajlarda basılır ve tek bir harfi kalmadan okunurdu.

Her ulusal gazetenin 5-10, her yerel gazetenin 1-2 köşe yazarı olur, bunlar nezaket, üslup ve fikir olarak öylesine donanımlı olurlardı ki yazdıklarını sorgulama gereği duyulmazdı. Siyasi bir yönleri bile olsa bunu büyük bir saygı ve mantık çerçevesinde sunarlardı. Yazılarda üslup, edep ve fikrin yanı sıra kültür, eleştiri, öneri ve öngörüler de yer alır, okuyana bir şeyler sunardı.

Daha ilk birkaç yazımızda bizzat okuyucu tarafından eksiklerimiz bize ulaşır, ustalarımız, büyüklerimiz bilgilerini kıskanmadan aktarır, her fırsatta meslek içi eğitimler düzenlenir ve bu konuda açığı olanlara destek ve yardımcı olunurdu. Bir kelime bilgi için ustalara müracaat edilir onlara şükran duyulurdu. Amaç doğruyu yapmaktan başka bir şey değildi.

Doğruyu yapınca, kazanç da, satış da, reklam da, şan şöhret ve saygınlık da kendiliğinden gelirdi zaten.

Bu gün şehrimizde çınar olarak varlığını sürdüren yazılı ve internet basınından bu güzel örnekleri görmek mümkündür.

Ama şimdi doğrunun d sini hedeflemeden tüm bunlara sahip olma hırsı sardı.

Basit klasikler vardır. Adam/köpek hikayesi. (Bir köpek bir adamı ısırırsa haber değeri yoktur, bir adam bir köpeği ısırırsa en büyük haberdir) Şimdilerde her haber yazmaya başlayan, adama köpek ısırtmak peşinde. Bir kişi bir kurumu, bir kurum bir kişiyi ziyaret edip geyik muhabbetinden başka bir şey konuşmasa bile bu haberi sansasyonel hale getirmek için atılmadık takla kalmıyor.

Siyasiler ve reklam verenler özel sınıf kişiler, nefes alsalar haber, esneseler manşet (afedersiniz) gaz çıkarsalar parfüm olarak sunuluyor. Siyasi yandaşlar ve menfaat sağlananlar evliya, muhalifler ve menfaat taleplerine cevap vermeyenler kara listelere alınıp lain ilan ediliyor ve olmayan açıkları veryansın gündeme taşınıyor.

Yapılan haberin topluma katkısı, zararı, kişilik hakları il ilişkisi, basın ahlak yasası, evrensel ahlak kuralları, geleneksel örf adetler, ahlak, maneviyat, sosyolojik dejenerasyon, insan hakları, kul hakkı gibi değerlere etkisi zerrece düşünülmüyor, dikkate alınmıyor.

Bir başka klasik de 5N 1K diye tabir edilen haber kalıbıdır.

5N: Ne, Nerede, Ne zaman, Nasıl ve Niçin

1K: Kim

Sorularını içeren metinlerin şart olduğunu gösteren bir basit kuraldır. Yıllar öncesinde ilk haberini hazırlayan gazetecinin dahi bilip kati olarak uyguladığı bir kalıptır. Bunu mektepli ya da alaylı olsun okul gazetesi çıkaran ilkokul çocukları dahi bilir ve uygulardı. Ama günümüzde yerelde her an rastladığımız bu kalıp hatasına ünlü ulusallarda bile sık sık rastlamak mümkün.

Şimdi sormak lazım 5N 1K yı…

Ne yapıyorsun? (Çünkü yapılan tam anlamı ile gazetecilik değildir)

Nerede yapıyorsun? (Yerelde ulusal haberleri kes-kopyala-yapıştır ile sunan, yer ve mekan belirtmeden yerelmiş izlenimi ile verilen haberler her an karşımızda)

Niçin yapıyorsun? (Kazanç ve kariyer için ise, Gazetecilik yapmadan sadece sıfatı kazanmakla Gazeteci olunmaz ancak kartvizit gazetecisi olunur. Kazanç için de olsa, kariyer için de olsa gazetecilik önce hakkı ile yapılmalıdır ki bunlar elde edilebilsin)

Ne zaman yapıyorsun? (Çağımız dizgi ve baskı teknolojisinde mükemmeli yakalamıştır. Bu çağa uymak, araç, gereç ve donanım olarak bu teknolojileri elde ederek bunları en verimli şekilde kullanmak gerekir. Ayrıca sosyal medya ile seviyeli bir ilişki içinde Gazeteciliğin gereği yapılarak araya mesafe konulmalıdır. Günümüz dünyasını ve yereli iyi tanımalı, gerek haber ve gerekse köşe yazılarını buna göre şekillendirmek gerekmektedir)

Nasıl yapıyorsun? (Gönderilen e-postaları kes-kopyala-yapıştır yapıp, her biri günümüzde ya yemekli ya da kahvaltılı olan basın toplantılarına katılıp, “bak doyurduk, yediğini öde” kabilinden verilen basın bültenlerini harfiyen yayınlamak günümüz modası oldu. Boşlukları da büyük bir imkân olan net sayfalarından birkaç süslü metinle doldurdunuz mu olay tamam. Kes-kopyala-yapıştırdan sonra imla hatası, noktalama hatası veya ifade bozukluğu, 5N 1K gibi kalıplara falan da gerek yok zaten, kim okuyor da?)

Kim: (Mesleği kim için yapıyorsun? Kendin için mi? O zaman diyecek bir kelime yok. Yazının buraya kadar olan bölümünü okumadınız ve biz de yazmadık sayarız.

Peki Kim için?

Sana seçimden seçime 5 – 10 lira verip de teşekkür etme nezaketi bile göstermeden “paramla varsın, verdim paramı yazdın hakkımda olumlu yazıyı, diyenler için mi?

Senede birkaç sefer sırtını sıvazlayıp “naber” diye soran, ziyaretçi kabulü ve birilerini ziyaretten başka şiarı olmayan bürokratlar, STK başkanları veya seçilmişler için mi?

Aylık 20 yıl öncesinin rakamlarının yarısını bile bulmayan reklam ücretleri ile reklam aldığın kişiler için mi?

Bana gazeteci desinler, şanım yürüsün, vardığımda bu sıfatla bir mecliste yer bulayım diye mi?

Yoksa;

Gerçekten Allah rızası,

Milletin kalkınması,

Yerelde bölgenin daha müreffeh bir hale kavuşması,

Var olan kültürel birikimi bu kanal ile halka aktarmak,

Toplumda bir bilinç sağlamak,

Ve GAZETECİLİK Mesleğinin hakkını vermek

Bu hizmetleri sağlayıp, devamı için gerekli olan parayı ve gücü kazanmak için mi?

Daha önce bu konudaki yazılarımızda, bir nokta için attığımız taştan sonra “of başım diyerek” hak etmediği halde üzerine alınıp kendini daha da kötü ve komik duruma düşüren başkaları da olmuş. Sonradan duyduk, hem üzüldük hem de acı acı güldük. Bu yazı ile de yine hak etmeyen birileri “of başım” derlerse o da onların güvensizliği olsun…

Çınar ağaçları meltemlerle serinler, kırılmaz, yıkılmaz ve hissetmez bile, başı göklerdedir. Söğüt dalları da zaten bir mevsimlik varlıkları ile esenin rüzgar olduğunu anlamaz, felaket sanır, kimse kırmadan kendisini derenin sularına bırakır ve gider başka yerde bir mevsimlik tekrar yeşerir…

 
gazete gazetecilik haber habercilik
Bu Haber 2688 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin