Sosyal Medya ve EDEP
Yani kavramların başına dönüyoruz: EDEP ve VİCDAN… Bu iki kavramın içini boşaltmaz isek çözüm kolaydır…
Sosyal Medya ve EDEP
Sosyal yaşamın her adımında kavramlarla karşı kaşıya oluruz…
Aile kavramı ile başlayan nefes alış verişi, ölüm kavramı
ile son buluncaya kadar sayısız kavramlarla iç içe yaşarız.
Bu kavramlar hayatı kolaylaştırmak, güzelleştirmek ve sosyal
hayatın kontrolü için elzem şeylerdir.
Şüphesiz bunlara uyma kabiliyeti de başarıyı getirir.
Eğitim kavramını ele alırsak; iyi bir eğitim hayatımız için
olmazsa olmazdır. Aile, dostluk, meslek, ticaret vb. gibi binlerce kavramın da
kendi içinde uyulması gereken kuralları vardır.
Sosyal medya hayatımıza girdi gireli kavramların da içi
boşalmaya ve anlamsız kelimler oluşmaya başladı.
Pek çok olayda görüyoruz ki her birimiz, bizi alakadar etsin
etmesin, her konuda uzmanlıktan öte bilgi sahibiyiz. Her konuda o kavramların
en yüce değerlerine sahibiz. Mangallarda kül kalmayacak seviyede atmayı çok
severek, ahkamlar kesme konusunda uzman olduk.
Cehalet bir kavram ise, cehalet kavramı başta olmak üzere pek
çok kavram, kelime olarak kalmaya başladı. İçleri bomboş olarak.
Edep de en önemli kavramlardan… En çok da edep kavramının
içi boşaldı.
Bir edepsizlik karşısında, sosyal medyada tepki koyanlar,
öylesine edepsizleşiyor ki tepki koydukları olay, onların edepsizlikleri
yanında masum kalıyor.
Hiç tanımadıkları, bilmedikleri birisinin paylaşımına karşı,
okumadan, anlamadan, özünü bilmeden öylesine görüşler ortaya atılıyor ki tam
anlamı ile utanç verici.
Günlük hayatında son derece düzgün, derli toplu, yeteri
kadar edebi, insanlığı olanlar sosyal medyada toplum kahramanı olmaya namzet
birer şarlatan oluveriyorlar.
Eşinin yüzüne bakana tahammülü olmayanlar, hatunu ile en
mahrem pozları boy boy yayınlayıp aktüel kahramanlar olma yolunda dev adımlar
atıyorlar.
Çoluk çocuğuna edep, terbiye ve eğitim verme konusunda toz
kondurmayanlar, yine kendi evladının da okuyacağı paylaşımlarda, çirkin
sinkafları sıralamaktan, ne kadar ahlaklı olduğunu ispat etmek için en ahlaksız
lafları sıralamaktan geri durmuyor…
Son yıllarda, eğitim sistemi üzerinde neredeyse tüm
kesimlerin bir şikayeti var. Sosyal medya da bir nevi eğitim aracı. Sadece okul
çağındaki nesilleri değil tüm yaş gurupları için de bir eğitim aracı. Ama bu
eğitim, Milli Eğitime en büyük düşman.
Ergen çağdaki bir kız çocuğundan, iliklerime kadar
kızaracağım bir sinkafı duyduğumda, ondaki pişkinliğe hayretler içinde kaldık
ve gördük ki sosyal medya üzerinden kendisine yazılanlara verdiği cevabı
seslendiriyormuş…
Siyasilere, bürokratlara, muhtelif görevlilere edilen çirkin
sözleri, küfür lügatlarında bile bulmanız mümkün değil.
En masum konularda, eleştiri kavramına sığınılarak yapılan
saldırıları kadim düşman ülkeler bile birbirlerine yapmıyorlar.
Bir dakika önce, bir yerlerden aşırarak paylaştığı edep ve
ahlak övgüsü sözlerden hemen sonra, en pis kelimelerle, saldırılarla fikir
beyan edenler hangi gönül rahatlığı içinde olabilir ki?
En önemli konu da
aslında fark edilmiyor. Sözlü iletişimde edilen lafları o ortamda bulunanlar
duyar. Bu bir kişi ya da birkaç kişidir. Üstelik herhangi bir cihaz ile kayıt edilmiyorsa
söz havaya karışıp yok olmuştur. Ama sosyal medyada her şey yazılı ve
kayıtlıdır. Sadece bir kişi değil binlerce kişi okumakta görmektedir. Bir
pişmanlık sonucu, programların silme seçeneğinden silinse bile, sistemde hala
kayıtlıdır ve bir suç teşkil ettiğinde tespit edilmesi çok basittir.
Ne kadar sahte isim kullanılsa, ne kadar gizlenilmeye
çalışılsa da tespiti birkaç “tık” tır.
Karamanın seviyeli bir mesleğinde, üst seviyede ve önemli
bir ticareti ifa eden bir vatandaşın böyle takma bir isimle kudurgun bir
biçimdei saldırılarına şahit olmuştuk. Bizi hedef almasa da dayanamayıp, özelden
kimliğini sorduğumuzda ters cevaplarla karşılaştık. Birkaç “tık” ile araştırıp
kimliğine ulaştığımızda o adam yerine biz utanmıştık. Öyle ki edebimiz “seni
tespit ettik, bunlar sana yakışıyor mu?” diye sormaya bile izin vermedi. Sadece,
imalı yaklaşımla sesini kesme yoluna gittik. Ne gariptir ki birkaç gün sonra
gerçek hayattaki karşılaşmada baktık ki vatandaş bir tekke şeyhinden, bir manevi
deryadan daha da muhterem!
Sosyal medya insanların içinde kalmış gizli pislikleri
ortaya çıkarmada çok keskin bir etki yapıyor. Testi içinde ne varsa onu
sızdırır. Gerçek hayatta içinde gizlediklerini sosyal medyada sızdıranlar da
topluma kötülük ediyor.
Bir de haberciliğimiz var ki tam bir facia. Memlekette
yeteri kadar haber kaynağı olmadığından bu iş bize düşüyor. MÜJDECİ BÖCEKLER
gibi her bir naneyi, hemen herkese ulaştırmak bizim görevimiz sanki. Doğru/yanlış,
uygun/sakıncalı, iyi/kötü demeden bir şeyi duymaya görelim yumurtlayan tavuklar
gibi gıdaklayarak aleme ilan etmekte uzman olduk çıktık. Elbette herkesten gözü
açık, herkesten bilgili, herkesten sosyal ve atak olduğumuzu ispat etmemiz
lazım.
Çok sayıda arkadaş, takipçi ve izlenme peşinde koşalım,
fenomen (ne demekse uyduruk bir laf) olalım diye kepaze olmaktan geri durmayan
sürüler oluşmaya başladı.
Sosyal medya kavramların içini boşaltmaya başladı. EDEP
başta olmak üzere, ahlak, sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma, namus, şeref,
iffet, akıl, izan, dürüstlük, sadakat, vefa, örnek olma vb. pek çok kavram kuru
kabuktan ibaret içi boş birer kelime olmaya başladı.
Yasal bir şeyler yapılabilir mi?
Elbette ama kavram o kadar geniş ki yasal düzenlemeleri
faşizm sınırlarına girmeden yapmak zor.
O zaman tek şey kalıyor. O da kişilerin kendilerini kontrol
etmeleri…
Yani kavramların başına dönüyoruz: EDEP ve VİCDAN…
Bu iki kavramın içini boşaltmaz isek çözüm kolaydır…
Nefes aldıkça derimiz kadar üzerimizde taşımamız gereken
edep ve vicdan sosyal medyada da en önemli kavramlardır. İçini boşaltmayalım…









