Sosyal Medya ve EDEP

Yani kavramların başına dönüyoruz: EDEP ve VİCDAN… Bu iki kavramın içini boşaltmaz isek çözüm kolaydır…

06 Ağustos 2018 10:29

Sosyal Medya ve EDEP

 

Sosyal yaşamın her adımında kavramlarla karşı kaşıya oluruz…

Aile kavramı ile başlayan nefes alış verişi, ölüm kavramı ile son buluncaya kadar sayısız kavramlarla iç içe yaşarız.

Bu kavramlar hayatı kolaylaştırmak, güzelleştirmek ve sosyal hayatın kontrolü için elzem şeylerdir.

Şüphesiz bunlara uyma kabiliyeti de başarıyı getirir.

Eğitim kavramını ele alırsak; iyi bir eğitim hayatımız için olmazsa olmazdır. Aile, dostluk, meslek, ticaret vb. gibi binlerce kavramın da kendi içinde uyulması gereken kuralları vardır.

Sosyal medya hayatımıza girdi gireli kavramların da içi boşalmaya ve anlamsız kelimler oluşmaya başladı.

Pek çok olayda görüyoruz ki her birimiz, bizi alakadar etsin etmesin, her konuda uzmanlıktan öte bilgi sahibiyiz. Her konuda o kavramların en yüce değerlerine sahibiz. Mangallarda kül kalmayacak seviyede atmayı çok severek, ahkamlar kesme konusunda uzman olduk.

Cehalet bir kavram ise, cehalet kavramı başta olmak üzere pek çok kavram, kelime olarak kalmaya başladı. İçleri bomboş olarak.

Edep de en önemli kavramlardan… En çok da edep kavramının içi boşaldı.

Bir edepsizlik karşısında, sosyal medyada tepki koyanlar, öylesine edepsizleşiyor ki tepki koydukları olay, onların edepsizlikleri yanında masum kalıyor.

Hiç tanımadıkları, bilmedikleri birisinin paylaşımına karşı, okumadan, anlamadan, özünü bilmeden öylesine görüşler ortaya atılıyor ki tam anlamı ile utanç verici.

Günlük hayatında son derece düzgün, derli toplu, yeteri kadar edebi, insanlığı olanlar sosyal medyada toplum kahramanı olmaya namzet birer şarlatan oluveriyorlar.

Eşinin yüzüne bakana tahammülü olmayanlar, hatunu ile en mahrem pozları boy boy yayınlayıp aktüel kahramanlar olma yolunda dev adımlar atıyorlar.

Çoluk çocuğuna edep, terbiye ve eğitim verme konusunda toz kondurmayanlar, yine kendi evladının da okuyacağı paylaşımlarda, çirkin sinkafları sıralamaktan, ne kadar ahlaklı olduğunu ispat etmek için en ahlaksız lafları sıralamaktan geri durmuyor…

Son yıllarda, eğitim sistemi üzerinde neredeyse tüm kesimlerin bir şikayeti var. Sosyal medya da bir nevi eğitim aracı. Sadece okul çağındaki nesilleri değil tüm yaş gurupları için de bir eğitim aracı. Ama bu eğitim, Milli Eğitime en büyük düşman.

Ergen çağdaki bir kız çocuğundan, iliklerime kadar kızaracağım bir sinkafı duyduğumda, ondaki pişkinliğe hayretler içinde kaldık ve gördük ki sosyal medya üzerinden kendisine yazılanlara verdiği cevabı seslendiriyormuş…

Siyasilere, bürokratlara, muhtelif görevlilere edilen çirkin sözleri, küfür lügatlarında bile bulmanız mümkün değil.

En masum konularda, eleştiri kavramına sığınılarak yapılan saldırıları kadim düşman ülkeler bile birbirlerine yapmıyorlar.

Bir dakika önce, bir yerlerden aşırarak paylaştığı edep ve ahlak övgüsü sözlerden hemen sonra, en pis kelimelerle, saldırılarla fikir beyan edenler hangi gönül rahatlığı içinde olabilir ki?

 En önemli konu da aslında fark edilmiyor. Sözlü iletişimde edilen lafları o ortamda bulunanlar duyar. Bu bir kişi ya da birkaç kişidir. Üstelik herhangi bir cihaz ile kayıt edilmiyorsa söz havaya karışıp yok olmuştur. Ama sosyal medyada her şey yazılı ve kayıtlıdır. Sadece bir kişi değil binlerce kişi okumakta görmektedir. Bir pişmanlık sonucu, programların silme seçeneğinden silinse bile, sistemde hala kayıtlıdır ve bir suç teşkil ettiğinde tespit edilmesi çok basittir.

Ne kadar sahte isim kullanılsa, ne kadar gizlenilmeye çalışılsa da tespiti birkaç “tık” tır.

Karamanın seviyeli bir mesleğinde, üst seviyede ve önemli bir ticareti ifa eden bir vatandaşın böyle takma bir isimle kudurgun bir biçimdei saldırılarına şahit olmuştuk. Bizi hedef almasa da dayanamayıp, özelden kimliğini sorduğumuzda ters cevaplarla karşılaştık. Birkaç “tık” ile araştırıp kimliğine ulaştığımızda o adam yerine biz utanmıştık. Öyle ki edebimiz “seni tespit ettik, bunlar sana yakışıyor mu?” diye sormaya bile izin vermedi. Sadece, imalı yaklaşımla sesini kesme yoluna gittik. Ne gariptir ki birkaç gün sonra gerçek hayattaki karşılaşmada baktık ki vatandaş bir tekke şeyhinden, bir manevi deryadan daha da muhterem!

Sosyal medya insanların içinde kalmış gizli pislikleri ortaya çıkarmada çok keskin bir etki yapıyor. Testi içinde ne varsa onu sızdırır. Gerçek hayatta içinde gizlediklerini sosyal medyada sızdıranlar da topluma kötülük ediyor.

Bir de haberciliğimiz var ki tam bir facia. Memlekette yeteri kadar haber kaynağı olmadığından bu iş bize düşüyor. MÜJDECİ BÖCEKLER gibi her bir naneyi, hemen herkese ulaştırmak bizim görevimiz sanki. Doğru/yanlış, uygun/sakıncalı, iyi/kötü demeden bir şeyi duymaya görelim yumurtlayan tavuklar gibi gıdaklayarak aleme ilan etmekte uzman olduk çıktık. Elbette herkesten gözü açık, herkesten bilgili, herkesten sosyal ve atak olduğumuzu ispat etmemiz lazım.

Çok sayıda arkadaş, takipçi ve izlenme peşinde koşalım, fenomen (ne demekse uyduruk bir laf) olalım diye kepaze olmaktan geri durmayan sürüler oluşmaya başladı.

Sosyal medya kavramların içini boşaltmaya başladı. EDEP başta olmak üzere, ahlak, sevgi, saygı, hoşgörü, dayanışma, namus, şeref, iffet, akıl, izan, dürüstlük, sadakat, vefa, örnek olma vb. pek çok kavram kuru kabuktan ibaret içi boş birer kelime olmaya başladı.

Yasal bir şeyler yapılabilir mi?

Elbette ama kavram o kadar geniş ki yasal düzenlemeleri faşizm sınırlarına girmeden yapmak zor.

O zaman tek şey kalıyor. O da kişilerin kendilerini kontrol etmeleri…

Yani kavramların başına dönüyoruz: EDEP ve VİCDAN…

Bu iki kavramın içini boşaltmaz isek çözüm kolaydır…

Nefes aldıkça derimiz kadar üzerimizde taşımamız gereken edep ve vicdan sosyal medyada da en önemli kavramlardır. İçini boşaltmayalım…

 
sosyal medya internet edep saygı vicdan
Bu Haber 5599 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin