Evrensel Değerler
Yıllar önde bir noktaya geldik ki: Adamlık, insanlık, seviye, kalite siyasi fikirlerle veya particilik ile alakalı değil. Kişilik yapısı ile ilgili.
Evrensel Değerler
Siyaset ile ilk tanıştığımız yıllarda, solcu, sosyalist hele
gomonist dendiği zaman katli kesinlikle vacip, sorgusuz sualsiz gırtlağı
sıkılacak kişiler aklımıza işlenmişti.
80 öncesinin sisli ve dumanlı bir ortamı hâkimdi.
Haçlının üzerimizde uyguladığı senaryolar tutmuş, her iki
taraf da birbirini yok etme savaşı içindeydi.
Bilemezdik haçlının bizi kamplara böldüğünü, öcü diye,
olmayan tehlikeyi iki tarafa gösterip, zayıf düşürüp, kuklasını oturtmak için
zemin hazırladığını… Anlamamız uzun sürmedi.
Birkaç saat ateizm propagandası yapan sosyalist bir Karamanlı
kardeşimin, çok tehlikeli bir trafik kazası geçirdiğimiz anlarda “Allah’ım
kurtar. Allahüekber” diye bağırışı kafamıza balyoz gibi inmiş ve daha sonra
farklı siyasi görüşleri dinleme ve yargılama yolunu seçmiştik.
Gördük ki; konuşan ne konuştuğunu bilmiyor.
Şeriat isteyene sorduk. “Yarın Şer’i Devleti kurduğumuzu
varsaysak, bu sistemi bilen kaç hakim, kaç savcı, kaç polis, kaç yönetici
bulacağız. Mesela; sen bu sistem içerisinde hangi görevi üstlenirsin ve tam
anlamı ile bilgisine sahip misin” Cevap uyduruk. Allah esirgedi iran olmadık.
Şeriatın “ş” sini bilmeyenlerin ihtilalini gördük: Vinçlerin ucunda sallanan on
binlerce can. Oysa benim Rehberim, Peygamberim, inançsız tek bir kimseye bir
diken batımı acı vermemiştir.
Marks’tan bahsedene, soruyorduk sosyal ve ekonomik yapıyı,
zırvalıyordu. Diyorduk ki “kapital böyle yazmıyor, canlı uygulaması yapılan ülkelerde
de bu sistem ters tepti” Cevap yine zırvalarla oluyordu.
En aşırı uçtakiler en aşırı adaletsizlikleri yapmaktan geri
durmuyordu. Kendisini en aydın solcu gösterenin ağzından Atatürk Rahmetlinin
adı hiç düşmez. Ama adından başka tek bir fikrini de bilmez. Alkol yasaklarına
karşıdır. Çıplaklık, teşhircilik boyutlarına ulaşsa bile onun savunduğu fikirdir.
Dini değerler onun için saldırı hedefi, milyarda bir olan terslik bu değerlere
saldırı vesilesidir. Evrensel kötülüklerden olan zina özgürlük, cinsel sapmalar
kişisel tercihtir.
Yönetim kendi yandaşlarında ise her şey mubah, yönetim
muhaliflerinde ise her şey tu kakadır.
Karşı fikir için de buna eşdeğer örnekleri çok miktarda
sıralamak da mümkün elbet…
Her iki taraf için de üretim, devlet, sistem, yönetim
biçimi, bölüşüm, sosyal adalet vb. kavramlar yoktur. Sadece yaşasın/kahrolsun
sloganları vardır. (1968 de kahrolsun amerika, go hom yanki” dediğimiz halde
hala kahrolmadı ve yanki içimizde virüs gibi üredi, ana damarlarımıza kadar
girdi)
Tüm bunların farkına vardığımız yıllarda gözümüzü açan,
aklımızı kullanmaya vesile olan, fikrîlerimize yön veren “HOCA” olarak
saydığımız, ama bizi arkadaş, kardeş gören insanlar oldu. İsimlerini tek tek
saymak isterdik ama bir tanesini unutursak üzüntümüz katmerli olur.
Allah onlardan razı olsun…
Onların sayesinde geliştirdiğimiz muhakeme kabiliyetimiz ile
öyle fikir adamları tanıdık ki…
Bunlar her iki guruptan belki de en üst kademelerde olsalar
da özleri ve sözleri bir, evrensel değerleri en üst seviyede koruyabilen, hatta
neredeyse aynı şeyleri konuşan inanlardı. Her iki gurupta da yanlış YANLIŞ,
doğru DOĞRU idi. Bir gurupta yasak olan öbür gurupta günah, bir gurupta ölümüne
sahip çıkılması gereken değerler ilke, diğer gurupta da farz/sünnet/vacip idi.
Üstelik dinsizlikle bir tutulan solculuk hiç de öyle ateizmi
temel ilke olarak görmüyordu. Aksine inanç ve özellikle de dini bilgiler
konusunda çok donanımlı solcular gördük.
Her iki guruptan da can emanet edecek dostlarımız oldu ve
bundan mutluluk duyduk.
Yıllar önde bir noktaya geldik ki: Adamlık, insanlık,
seviye, kalite siyasi fikirlerle veya particilik ile alakalı değil. Kişilik
yapısı ile ilgili.
Dinime sahip çıkacağım diye zırvalayıp dinine sövdürenlere
karşılık, Atatürk’ü savunacağım diye Rahmetliye kötü laf söyletenlerin varlığı
bundandır.
Cenneti kazanmak için savaşıyorum deyip de, cehenneme giden
yolda koşar adım yürüyenlerin varlığı bundandır.
İktidara karşı ciddi bir güç olarak muhalefet görevini hakkı
ile yapması gereken ama bir türlü beceremeyen sol partilerin perişanlığı
bundandır.
Önce ahlak ve maneviyat, Halka Hizmet Hakka Hizmettir diye
yola çıkıp da gölgesini satamadığı ağaçları kesenlere teslim olan, Adam Smith e
taş çıkartacak kişilere yönetimlerini teslim eden siyasi partilerin varlığı
bundandır.
Haçlının bizi parmağına takıp oynattığı bundandır.
Açılan siyaset akademilerinde ve kurslarında, iktidarı elde
etmenin ve onu elde tutmanın yollarını –ne pahasına olursa olsun- öğretilmesi
bundandır.
Amca, dayı, ana/baba, arkadaş vb. gibi birileri sayesinde
bir siyasi fikre ait olma yolunu seçenlerin o siyasi görüşe katkıları elbette
olumsuz olacaktır.
Dünya insanların toplum olarak yaşadıkları bir cennet
örneğidir. Bir arada yaşamaktan doğan olumsuzlukların giderilmesi için de bir
takım kurallar, yaptırımlar, yasaklar, telkinler, yöntemler gereklidir. Bunlar
evrensel anlamda binlerce yıldır şekillenmiş tarihte olumlu/olumsuz örnekleri
görülmüştür. Evrensel bu doğruları yok edip, kendi fikirlerini doğru ile
dayatanların Dünyayı cehenneme çevirmeleri de bundandır.
Semavi dinler de bu konuda mükemmel mesajlarla insanlığı
aydınlatmıştır. İnsanoğlu nefsine uyup onları bile yorum adı altında, kendine
yontarak kargaşalar oluşacak biçimlere bürümüştür.
Dün medeniyetleri kuranlar bu kuralları iyi
uygulayabilenlerdi. O medeniyetleri de yıkanlar bu kuralları saf dışı bırakıp
nefsini/kişiselliğini ön plana çıkaran zayıf kişilerdi.
Bu gün de siyasi olarak hazımsızlık gösterdiğimiz
rakiplerimiz arasında, bizim tezlerimizi bizden iyi savunan İNSANLAR vardır.
İnsanlık, maddiyat ve siyasi yapı ile değil, karakteri sağlam,
evrensel güzelliklerin yılmaz savunucularının değeridir…
İNSAN olma yolunda çaba gösterenlere SELAM OLSUN…
Hasan ÖZÜNAL
Gazeteci - Yazar









