Sağ Yap, Sol Yap, Topla Gel...
Böyle bir ortamda can verenlerin şehadetine bir kat fazla saygı duymak gerekiyor.
Bu Vatanı, bu Milleti seven çok. Bu uğurda canını vermeye
hazır kitleler var. Gerektiği zaman da bir gülistan kapısından geçer gibi
candan geçiveriyorlar.
Can vermek son çare mi?
Bağımsızlığımızı, toprak bütünlüğümüzü korumanın tek noktası
mı?
Tehlikenin gelmesini engelleyecek, tehlikenin oluşmasını
sağlayacak başka yol ve yöntemler yok mu?
Vatan savunması ve Millet bütünlüğünün sağlanması görevi
sadece Devletin mi?
Vatandaş olarak bu devleti yönetenlerin, bürokratik
kadrolara hükmedenlerin saptanması için tek yol olan siyaset için neler yapıyoruz?
Kimimiz slogan atıyor, kimimiz nutuk atıyor, kimimiz de yan gelip
yatıyor eleştiri bombaları patlatıyoruz.
Birileri ortanın solu kavramı ile merkeziyetçi siyasi
fikirlere bir alternatif getirdiğinden beri belimiz doğrulmadı.
Ortanın solu bu güne kadar slogan üretmekten, kızıl bayrak,
sarı bayrak taşımaktan, hesap sormayı vaat etmekten, haklı haksız her konuyu
eleştiri bombardımanına tutmaktan, muhalefet etmek adına iktidarlara düşman
olan herkesle işbirliği yapmaktan başka bir iş yapmadı.
Devletçi olmakla öğündü, “bu düzen yıkılmalıdır” diyerek
Devleti hedef aldı, devletin kurumlarına saldırılarda bulundu.
Halkçıyız dedi, legal ve illegal tüm kurumlarını burjuvalar
yönetti. Hiçbir sol siyasi oluşumda, kasketli lastik ayakkabılı, işçi tulumlu,
asgari ücretli kimseler olmadı.
İmar ettikleri bir şey yokken, milli servete zarar vermekten
kaçınmadı.
En babayiğit siyasi liderlerinde bile sloganlardan öte, bu
toplumun öz yapısına uygun fikir ve projeler içeren bilgi birikimi olmadı.
Biraz doğudan biraz batıdan ne kadar siyasetçi varsa, onların özdeyişlerini
toplayıp afili kelimelerle süsleyip savunmalar oluşturdular.
Milli ve manevi değerlere karşı yıkıcı olmayı medeniyet,
ilericilik devrimcilik saydılar. “Halk için varız” deyip her fırsatta Halkın
karşısına dikildiler, küçümsediler, rencide ettiler.
Savundukları konuları başkaları gündeme getirip de en iyi
biçimde uygulamaya kalkınca o savundukları fikirlere kendileri muhalif oldular.
Peki, sol böyle de sağ sütten çıkma ak kaşık mı?
Kimi şeriat konusunda bir harf kadar bilgisi yok iken şeriat
ilan etmeye kalktı, kimi Türk mü Müslüman mı olacağına bir türlü karar
veremedi, kimi Arap kültürünü İslam sanarak dini duyguları nedeni ile giyiminde
kuşamında, çocuğuna verdiği isimde, yediği yemekte bile bir tarz oluşturup,
Arap hayranı oldu.
Kimi bu dünyayı unutacak kadar derinlere dalıp, kaza/kader
anlayışına saçma bir boyut kazandırdı.
Her siyasi oluşum kendi içinde sığırcık, göçmen kuş,
gömlekli, cı, cu, tabirleri ile ifade edilen bir sürü parçaya bölündü.
Liderleri (haşa) Peygamber sıfatı ile mehdi sıfatı ile
bezemeye kalktı.
Hz. Ömer gibi konuşup, Ebu Cehil gibi davrananlar türedi.
Dünyayı tanımadan dünyayı yönetmeye kalktı. Sıkıştıkça Orta
Asya’ya, Osmanlı’ya uzandı. Geçmişin hayallerini görebilmek adına geleceği
görecek gözlerini yumdu.
Kendisi gibi düşünmeyeni, Müslüman, Vatandaş hatta insan
bile saymadı. Onların arasından Vatan hainleri çıkardı. (Haşa) Kendisini
insanların cennetlik veya cehennemlik olduğunu saptayan jüri başkanı ilan etti.
Aralarına karışıp parsa toplayan ama çok güzel nutuklar atıp
veya çok güzel dalavereler çevirenlerin varlığını fark etmediği gibi onları
başına taç etti. Toprağın altına gireceğini unutanlar toprağın üstünü entrikalarla
parselleyip kırışma yarışına girdiler.
Örnek olmak yerine despotluk ile cebri fikirlerini dayatmaya
kalktı. Yönetim kadrolarına liyakatli olanı değil kumandalı olup
kullanılabilecek olanları atadılar.
Devleti hizmet aracı değil, nefsine kullanacağı bir kurum olarak
gördü. Millete bakarken tek vücut olarak değil “Biz ve ötekiler” olarak
değerlendirdi.
Kültürü yozlaştırdı, bilimi hasıraltı etti, çağdaşlığı küfür
saydı. Siyasi rekabet gerekçesi ile alt kadrolarına faşizm uyguladı,
eleştirilere saldırı ile yeni fikirlere engizisyon mantığı ile karşılık verdi.
Haramı helal göstermek için her türlü tahrifatı hak saydı.
Bunun için Devlet kademlerinde baskı ve sindirme uyguladı. Nefsi çıkarlarına
engel olanlara tuzaklar kurup, iftiralar atıp, linç kampanyaları oluşturup Bizans
oyunları sergilediler.
Evrensel ahlakın bir zerresine sahip olmasa da kendilerine
şarlatanlık edenlere Devletin ve Milletin tüm imkanlarını seferber ederek sabi
sübyan hakkını zayi ettiler.
Sağımız böyle, solumuz böyle…
Ortalık perişan…
Böyle bir ortamda can verenlerin şehadetine bir kat fazla
saygı duymak gerekiyor.









