Sağ Yap, Sol Yap, Topla Gel...

Böyle bir ortamda can verenlerin şehadetine bir kat fazla saygı duymak gerekiyor.

01 Mayıs 2017 10:56

Bu Vatanı, bu Milleti seven çok. Bu uğurda canını vermeye hazır kitleler var. Gerektiği zaman da bir gülistan kapısından geçer gibi candan geçiveriyorlar.

Can vermek son çare mi?

Bağımsızlığımızı, toprak bütünlüğümüzü korumanın tek noktası mı?

Tehlikenin gelmesini engelleyecek, tehlikenin oluşmasını sağlayacak başka yol ve yöntemler yok mu?

Vatan savunması ve Millet bütünlüğünün sağlanması görevi sadece Devletin mi?

Vatandaş olarak bu devleti yönetenlerin, bürokratik kadrolara hükmedenlerin saptanması için tek yol olan siyaset için neler yapıyoruz?

Kimimiz slogan atıyor, kimimiz nutuk atıyor, kimimiz de yan gelip yatıyor eleştiri bombaları patlatıyoruz.

Birileri ortanın solu kavramı ile merkeziyetçi siyasi fikirlere bir alternatif getirdiğinden beri belimiz doğrulmadı.

Ortanın solu bu güne kadar slogan üretmekten, kızıl bayrak, sarı bayrak taşımaktan, hesap sormayı vaat etmekten, haklı haksız her konuyu eleştiri bombardımanına tutmaktan, muhalefet etmek adına iktidarlara düşman olan herkesle işbirliği yapmaktan başka bir iş yapmadı.

Devletçi olmakla öğündü, “bu düzen yıkılmalıdır” diyerek Devleti hedef aldı, devletin kurumlarına saldırılarda bulundu.

Halkçıyız dedi, legal ve illegal tüm kurumlarını burjuvalar yönetti. Hiçbir sol siyasi oluşumda, kasketli lastik ayakkabılı, işçi tulumlu, asgari ücretli kimseler olmadı.

İmar ettikleri bir şey yokken, milli servete zarar vermekten kaçınmadı.

En babayiğit siyasi liderlerinde bile sloganlardan öte, bu toplumun öz yapısına uygun fikir ve projeler içeren bilgi birikimi olmadı. Biraz doğudan biraz batıdan ne kadar siyasetçi varsa, onların özdeyişlerini toplayıp afili kelimelerle süsleyip savunmalar oluşturdular.

Milli ve manevi değerlere karşı yıkıcı olmayı medeniyet, ilericilik devrimcilik saydılar. “Halk için varız” deyip her fırsatta Halkın karşısına dikildiler, küçümsediler, rencide ettiler.

Savundukları konuları başkaları gündeme getirip de en iyi biçimde uygulamaya kalkınca o savundukları fikirlere kendileri muhalif oldular.

Peki, sol böyle de sağ sütten çıkma ak kaşık mı?

Kimi şeriat konusunda bir harf kadar bilgisi yok iken şeriat ilan etmeye kalktı, kimi Türk mü Müslüman mı olacağına bir türlü karar veremedi, kimi Arap kültürünü İslam sanarak dini duyguları nedeni ile giyiminde kuşamında, çocuğuna verdiği isimde, yediği yemekte bile bir tarz oluşturup, Arap hayranı oldu.

Kimi bu dünyayı unutacak kadar derinlere dalıp, kaza/kader anlayışına saçma bir boyut kazandırdı.

Her siyasi oluşum kendi içinde sığırcık, göçmen kuş, gömlekli, cı, cu, tabirleri ile ifade edilen bir sürü parçaya bölündü.

Liderleri (haşa) Peygamber sıfatı ile mehdi sıfatı ile bezemeye kalktı.

Hz. Ömer gibi konuşup, Ebu Cehil gibi davrananlar türedi.

Dünyayı tanımadan dünyayı yönetmeye kalktı. Sıkıştıkça Orta Asya’ya, Osmanlı’ya uzandı. Geçmişin hayallerini görebilmek adına geleceği görecek gözlerini yumdu.

Kendisi gibi düşünmeyeni, Müslüman, Vatandaş hatta insan bile saymadı. Onların arasından Vatan hainleri çıkardı. (Haşa) Kendisini insanların cennetlik veya cehennemlik olduğunu saptayan jüri başkanı ilan etti.

Aralarına karışıp parsa toplayan ama çok güzel nutuklar atıp veya çok güzel dalavereler çevirenlerin varlığını fark etmediği gibi onları başına taç etti. Toprağın altına gireceğini unutanlar toprağın üstünü entrikalarla parselleyip kırışma yarışına girdiler.

Örnek olmak yerine despotluk ile cebri fikirlerini dayatmaya kalktı. Yönetim kadrolarına liyakatli olanı değil kumandalı olup kullanılabilecek olanları atadılar.

Devleti hizmet aracı değil, nefsine kullanacağı bir kurum olarak gördü. Millete bakarken tek vücut olarak değil “Biz ve ötekiler” olarak değerlendirdi.

Kültürü yozlaştırdı, bilimi hasıraltı etti, çağdaşlığı küfür saydı. Siyasi rekabet gerekçesi ile alt kadrolarına faşizm uyguladı, eleştirilere saldırı ile yeni fikirlere engizisyon mantığı ile karşılık verdi.

Haramı helal göstermek için her türlü tahrifatı hak saydı. Bunun için Devlet kademlerinde baskı ve sindirme uyguladı. Nefsi çıkarlarına engel olanlara tuzaklar kurup, iftiralar atıp, linç kampanyaları oluşturup Bizans oyunları sergilediler.

Evrensel ahlakın bir zerresine sahip olmasa da kendilerine şarlatanlık edenlere Devletin ve Milletin tüm imkanlarını seferber ederek sabi sübyan hakkını zayi ettiler.

Sağımız böyle, solumuz böyle…

Ortalık perişan…

Böyle bir ortamda can verenlerin şehadetine bir kat fazla saygı duymak gerekiyor.

 

(NOT: Her iki cenahta da çok seviyeli siyasetçi ve fikir adamlarının olduğu gerçeğini inkar etmiyor onları bu yazımızdan ayrı tutuyoruz…) 
 
Edep ahlak siyaset devlet vatan millet haçlı
Bu Haber 3861 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin