CHP Bunu Gerçekten Yapar mı?
Ama bu gün CHP nin aldığı bir karar siyaset tarihimizin belki de en acı olaylarının başlangıcı olacaktır. Bir kara lekedir.
CHP Bunu Gerçekten Yapar mı?
26 milyon 330 bin 823…
Bu rakam nedir?
Bu rakam Türkiye’de yeni bir idari dönem için
ilk Başkan Adayına verilen oylar.
Yani 26 milyon 330 bin 823 kişi adaylar
arasından birisine “Bu yeni dönemde BAŞKAN sen ol” dediler.
TDK sözlüğünde demokrasi böyle tanımlanmış:
“demokrasi
isim, toplum bilimi Fransızca démocratie
isim, toplum bilimi Halkın egemenliği temeline
dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık”
Seçime girenler seçim şartlarını kabul ederek
ortaya çıktı. Bu şartlara göre bir aday büyük fark atarak diğer adayların
aldıkları oyun toplamından çok daha fazla bir oy ile seçildi.
Meclis oluştu ve sıra geldi yeni Başkanın
göreve başlamasına.
Yasalar, kurallar belli. Mecliste yemin ederek
görevi devralacak…
Dünya bir ateş tarlası. Birileri bu ateşin
üzerine her an benzin fışkırtmakla meşgul. Bu ateş tarlasının tam ortasında da
Türkiye var…
Askeri,
ekonomik, gizli terör, devlet terörü, kültürel değerler, siber teknolojiler ve
moral değerler kullanılarak gizli bir Dünya savaşı sürdürülüyor.
Tam da böyle
bir ortama denk gelen günde yapılacak yemin törenine, Dünyanın çeşitli ülkelerinden
onlarca Devlet ya da Hükümet Başkanı katılarak Türkiye’yi onurlandırıyor.
Ama
Türkiye’de demokrasinin teminatı olduğunu iddia eden, Devletimizin Kurucusu
Atatürk’ün Partisi olduğunu savunanlar, yine kötü bir rol ile karşımızdalar…
Seçimler
süresince haklarında pek çok iddia atıldı. Terör örgütleri ile işbirliği
iddiaları, teröristleri Meclise soktu iddiaları, Fetö ile işbirliği iddiaları
yapıldı. Üzüldük.
Siyasi
partiler demokrasinin teminatıdır. Tabi ki gerek yasalara uygun ve gerekse de
evrensel siyasi ahlaka bağlı kaldıkları sürece…
Öyle ki
yasalar onlara demokrasiyi savunurken ve demokratik yönetimi sağlarken rahat
olsunlar diye dokunulmazlık adında bir zırh bile vermiştir. Bu da onları çok
güçlü yapar.
Ama bu gün
CHP nin aldığı bir karar siyaset tarihimizin belki de en acı olaylarının
başlangıcı olacaktır. Bir kara lekedir.
26 milyon 330 bin 823 insana hakarettir. Onları
dışlamak ve ayırmaktır. Onların bu topraklarda yaşam haklarının olmadığını
haykırmaktır.
Bu oyu veren insanların haklı sitemine,
kırgınlığına ve belki de isyanına sebep olacaktır.
Kişisel olarak da öyle düşünüyoruz. Her zaman
ana muhalefet partisi olarak güçsüzlüğüne, dağınıklığına ve pejmürdeliğine
üzüldüğümüz bu partinin güçlü olmasını savunduk. Ama bu alınan karar, bu
partinin Millet, Devlet ve Demokrasi için artık tehlikeli yollarda yürüdüğünün
bir işaretidir.
Hani o terörist ile işbirliği iddialarının
adeta bir ispatı gibidir. Demokratik yollardan yapılmış bir seçimden yenik, hem
de hezimet boyutlarında bir yenilgi ile çıkacaksın, ittifaklara rağmen,
kazanmaya yetecek oyun yarısını ancak alacaksın, sonra da kalkıp, ben seçileni
tanımıyorum diyeceksin.
Rahmeti bol olsun İsmet İnönü’yü hiç sevemedik,
Bülent Ecevit Rahmetliyi de… Kemal Kılıçtaroğlu’nu ise acıyarak ve üzülerek
takip ettik. Ama tarihin hiçbir döneminde bu insanlara karşı halkın verdiği oyu
inkâr etmedik ve o verilen oylar nedeni ile bu insanlara saygı duyduk.
Fikirlerinden ve icraatlarından beğenmediğimiz karşı çıktıklarımız çok oldu ama
eğer bir Ülke ’de seçmenin teveccühü ile tek ya da koalisyonla bile bu
Memleketi temsil makamına oturmuşsa saygı duyduk, hatta gün geldi büyük
destekler de verdik.
Mecliste yapılacak bu eylem hakarettir.
Katılacak onlarca üst düzey misafire
hakarettir.
Türk Halkına hakarettir.
Oy veren 26 milyon 330 bin 823 insana
hakarettir.
Demokrasiye ve insan haklarına hakarettir.
Ettikleri tarafsızlık yeminine hakarettir.
Kendilerine ana muhalefet görevi vererek,
Memleketin güzel yönetilmesini sağlamada kontrol ve hakemlik görevi veren
seçmenine hakarettir.
Tayyip Erdoğan’a değil Onun devralmaya hazırlandığı
“Devletin Başkanlık Makamı” na hakarettir.
Bir vatandaş piyangodan bir koltuğa oturdu ve
nedeni belli olmayan bir hışımla bir kitapçık fırlattı, bu memleket yıllarca
acısını yaşadı.
Tayyip Erdoğan bir vatandaş, bir insan ve bir
kuldur. Kulun kusuru vardır, olur… Bunları tespit eden eğer yağcı, yalaka ve
mankut değilse, medeni yollardan edep ve usul çerçevesinde dile getirir ve
eleştirilerini sıralar. Hemen arkasından da olması gerekenleri fikirler
manzumesi olarak sıralar söyler. Muhalefet budur…
Söyleyecek bir şeyiniz yoksa, olumsuzluklara
karşı savunacağınız daha verimli fikirleriniz yoksa, amacınız vatan sevdası,
memleket aşkı, özgürlük tutkusu, bayrak savunması ve demokrasinin kayıtsız
şartsız korunması değilse tüm bunlara leke getirecek davranışları yapmak sizin
için normal sayılabilir… Ama CHP bu kavramlara bağlılığını her fırsatta ifade
eder.
Diliyoruz CHP bu yanlışı yapmayacaktır. Asalet,
vakar, onur, ve olgunluk içinde Milletin verdiği ana muhalefet görevini
evrensel siyasi ahlak kuralları içinde en iyi biçimde yapacaktır.
Aksi olursa; bizzat bizden başlayan, nefretle
yüklü bir vatandaş gurubu ile karşı karşıya kalacaktır…









