Bir Değere Sahip Çıkmak Yaşatmakla Olur

O güzellikler, Cumhuriyete, Bayrağa ve Mustafa Kemal Atatürk'e çok daha fazla yakışıyor.

03 Kasım 2013 20:32

Cumhuriyete sahip çıkmayan kalmadı.

Kendisini bir şeyler söylemek zorunda hissedenler bas bas Cumhuriyet sloganı atmaya, Mustafa Kemal’in Askeri olduğunu ilan etmeye başladı.

İktidar için projeleri, fikirleri ve hele hele Anadolu insanına anlatacak bir şeyleri olmayanlar en entelinden edalarla Ata’ya, Bayrağa, Cumhuriyet’e mersiyeler düzmeye başladı.

Daha dün “Halkların özgürlüğü, Emperyalist düzen kahrolsun, Doğudaki faşist baskılar son bulsun, Halkların kardeşliği vb.” yaygaraları ile molotof atanlar, bu gün ana dilini konuşan insanların hakları verilmeye başlayınca Ata, Cumhuriyet ve Bayrak temalarına sığınarak aynı molotofları atıyorlar.

Daha dün geri kalmışlığın nedenini gericilikte bulanlar, bu gün çağ atlayan Türkiye’yi görmezden gelip, Türkiye’nin Dünyada geldiği aşamaları fark etmeden hala gericilik, irtica yaygaraları koparmaya devam ediyorlar.

Bir değere sahip çıkmak için önce o değeri yaşatmak gerek.

Bayrağa sahip çıkıyorsanız, bayrağın dalgalandığı toprakları mamur edeceksiniz.

Cumhuriyete sahip çıkıyorsanız, halkın refahını ve özgürlüğünü arttıracaksınız.

Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkıyorsanız O’nun bıraktığı yerden kalkınmayı sürdüreceksiniz.

Adana’dan çıkıp Samsuna kadar en çağdaş ulaşım araçları ile kaymak gibi duble yollarda gidebileceksiniz.

Her evin önüne bir otomobil park edecek ekonomiyi sağlayacaksınız.

Yerin 60 metre altından iki kıtayı birbirine bağlayacaksınız.

Evde başı ağrıyan bir hastanın en lüks telefonlarla Acil Servisi arayıp donanımlı hastanelerde tepeden tırnağa muayene ve tedavi olmasını sağlayabileceksiniz.

Binlerce kilometre uzaktan gelen doğal gaz ile kışın sıcacık evlerde keyif sürülmesini sağlayacaksınız.

Demir ağlarla örüldü şarkısını söylemek yerine, o demir ağlara yenilerini ekleyip, üzerine çağdaş katarlar koyup, insanlarınıza uçak konforunda seyahat hakkı vereceksiniz.

Eğitimi yüzde yüz insana ulaştırıp, kalitesini çağdaş seviyelere getirebileceksiniz.

Atatürk gibi bir Dünya devinin 6 Bin kişi ile portresini yapmak ne kadar güzel ve anlamlı. Ancak O portrenin yapıldığı şehirlerin sokaklarına kaldırım, asfalt, kanalizasyon, içme suyu, kimsenin artık tenezzül bile etmediği telefon hatları, bir dakika kesilse kıyamet koptu sanılacak elektrik hatları, çağdaş şehir görünümünde sokaklar, caddeler, köprüler ve alt geçitler yapacaksınız. Yapacaksınız ki O Dünya Devi’nin portresi o şehirlere yakışsın.

Boşa akan bir nehir üzerine uygun planlamalarla barajlar inşa edip, hem dışarıdan elektrik alınmasını engelleyecek hem de binlerce hektar alanın sulanmasını sağlayacaksınız. Bu sayede binlerce insan iş, aş sahibi olabilecek. Böylece O Al Bayrağımızın şerefi ile gölgelenen topraklar kurak ve mahzun kalmayacak.

Hazımsızlığın son kertesi olan Taksim olaylarında olduğu gibi yakan, yıkan, tahrip ve tahrik eden, küfür eden, çırılçıplak soyunan, beş paralık alkolü bedava alıp da o sarhoşlukla tüm güzel değerlerinden soyutlanan gençler yerine, adam gibi adamların yetişmesi için sistemler kurup “İşte Mustafa Kemal’in hedeflediği muasır medeniyetler seviyesine bizleri taşıyacak gençler” diyebilmelisiniz.

Tüm bunları yaparken de; başım sıkışırsa kışladan orduyu çıkarır icabına bakarım mantığında değil, halkımı dinlerim o ne istiyorsa o doğrultuda hareket ederim mantığında olacaksınız.

Cumhuriyete sahip çıkmak adına Cumhuriyet Bayramları da dahil olmak üzere her fırsatta, küfürlü sloganların atıldığı alternatif kutlamalar düzenleyip, Devletin düzenlediği törenleri ve Devleti hiçe saymayacaksınız. Bu bile başlı başına Cumhuriyete bir hakaret ve faşistçe bir yaklaşımdır.

Mevcut Cumhuriyet yasaları içinde demokratik yöntemlerle iktidar olmuş ve rekor seviyede oylarla iktidar olmuş bir yönetime karşı muhalefetinizi demokratik usullerle değil de faşist be baskıcı yöntemlerle, yakarak, yıkarak ve havai fişek yerine molotoflar atarak göstermeyeceksiniz. Bu bile başlı başına bir Cumhuriyet anlayışı yanlışıdır. Bu antidemokratik ve hatta ahlak dışı eylemlerde, şehit kanlarından renk alan Al Bayrağımızı aşağılarcasına alet etmeyeceksiniz.

Mustafa Kemal Atatürk gibi bir devin adını her fırsatta sakız edip O’nun askeri olduğunu sloganlaştıranlara “Atatürk'ün ekonomik, siyasi, uluslararası, askeri vb. Konulardaki fikir düşünce ve uygulamalarını” sorduğunuzda aldığınız tek cevap “Memleket Atatürk düşmanları ile doldu” oluyorsa bu işte bir gariplik var demektir.

O Atatürk düşmanlığı ile itham edilenler bu memlekette her yılda bir 10 yıllık kalkınma gerçekleştirdiler. Demokrasi adına, toplum ve halkların özgürlüğü adına devrim niteliğinde kararlara imza attılar. Memleketi bir şantiyeye çevirdiler. Hortumcu, vurguncu, soygunculara fırsat vermediler. Darbecilere Halk’ın kararlarına saygı duymayı öğrettiler. TSK nın bu ülkenin temel direği ve bu memleketin çocuklarının oluşturduğu en üst düzeyde bir güç olduğunu ve hizmeti de Halk adına Halka yapmalarını öğrettiler.

Devletin güvenlik güçlerine küfür edildiği anlarda bile metanetlerini ve sağduyularını kullanırken, uç fikirlerin ifade edilmesine karşı hoşgörülerini ortaya koydular.

İnançlarının gereğini yerine getirirken karşılaştıkları acımasız ve insanlık dışı muamelelere karşı bile hak arayışlarını demokratik nizam içinde yaptılar.

Din özgürlüğünün sadece yönetenlerin özgürlüğü olmadığını, her inanca mensup insanların da inanç özgürlüklerini insanca yaşamaları için düzenlemeleri gündeme getirdiler. 

Ana dilin sadece yönetenlerin ana dili değil bu topraklarda yaşayan her vatandaşın da kendi ana dili olabileceği, kendi ana dilimize saygı gösterilmesini istediğimiz kadar diğer insanaların da ana diline saygı gösterilmesi konusunda düzenlemeler getirdiler. Resmi Dilimizin Türkçe olarak tavizsiz korunmasını ve saygı görmesini sağladılar.

Bunu yapmak için de Anadolu'nun ta bağrında toprağı işleyip, gerçeklerini bire bir yaşayıp, Dünya gerçekleri ile yoğrulmak gerekir.

Ütopik fikirler ve sloganlarla yetişmiş bir nesil asla bunları yapamaz. Bu ülkenin yönetimi onlarca yıl bu ülkede yaşayanların değil 1850 lerde bu ülkeyi parsellemiş ve işgal etmişlerin elinde kaldı. Ne zaman ki bu toprakların insanları bunun farkına vardı ve kendisini yetiştirdi bu Ülke’de güzel bir şeyler olmaya başladı.

O güzellikler, Cumhuriyete, Bayrağa ve Mustafa Kemal Atatürk'e çok daha fazla yakışıyor.

Bu güzellikleri ortaya koyanlar da gerçekten Cumhuriyete Bayrağa sahip çıkarak Mustafa Kemal’in izinden gidenlerdir. Bu değişiklikleri sağlamaya başlayanlar bu ülkede gerçek devrimcilerdir. Saygı görmediği halde saygı gösterenler gerçek demokratlardır.

Slogancılıktan ve kavram kargaşasından artık vazgeçilmesi gerekiyor...

 
Cumhuriyet Bayrak Vatan Cumhuriyet Bayrak Vatan Mustafa Kemal Atatürk
Bu Haber 2167 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin