De-ja-vu
En sonunda Özcan bu diyetle yaşanmaz dedi, partisinden istifa etti. Yeni bir meclisle bir dönem de bağımsız çalıştı. Bu gün Karaman bir parça nefes alıyorsa yaşıyorsa o günlerin eseridir. Allah ondan ve onu yetiştirenlerden razı olsun.
DEJAVU...
Bir film
anlatalım. 32 kısım tekmili birden değil sadece 2 bölüm:
Hey be ne günlerdi. Bir vardı. Hatta bir daha vardı. İyi de vardı, kötü
de… Her zamanki gibi Allah’ın akıllı kulları da vardı, salak kulları da. İyi
kulları da, haset kulları da. Aptal kulları da, alim kulları da. İnsanlık
cimrisi kulları da sakavetli kulları da.
Biz o gün seyrettiğimiz
filmi bu gün de seyrediyoruz. Hani Dejavu mu ne diyorlar işte öyle.
Karamanın
hizmete ihtiyacı olduğu günlerde, dili bal bir adam çıktı geldi Karamana. Karamanlı
bir ailenin okumuş beyefendi bir oğlu. Nezaket timsali. Hani ne olacak bu
partinin hali diye sorulan CHP den. O zamanlar da sorulurdu bu soru. Aslan CHP
liler o zaman, daha da bir solcu, daha da bir ateşliydiler.
Belediye Başkanlığına
aday oluverdi. Bu makamları akıllarından geçirenler başladılar çamura, iftiraya,
dedikoduya, fısıltı gazetelerini çalıştırmaya vs. Ama olmadı. Vitrini çok iyi
idi ve çamur tutmadı.
Tıpkı Kamil
Uğurlunun Karamana gelmesi gibi. Tıpkı birilerinin çamur atması gibi.
İftiralar, tehditler ve karalamalar icat ettikleri gibi, tıpkı ona da vitrinin
iyiliğinden dolayı çamurun bulaşmadığı gibi…
Bu dili bal
Özcan burada Belediye Başkanlığı yapmaktan çok daha büyük, önemli, paralı ve
kolay işleri yapabilecekken bu görevi seçmişti. Öğrendik ki kendisinde manevi
bir yük olarak kabul etmiş ve Karamana bu manevi borcu ödemek üzere talip
olmuş.
Muhaliflerin
aksine tüm Karaman ve CHP lilerin aklı erenleri baş tacı ettiler. Seçim bitti,
hizmet başladı. Su şebekeleri, kaldırımlar bordürler. Yeni Belediye binasından
tutun da bu gün üzerinden geçtiğimiz pek çok önemli cadde bir bir ortaya
çıkmaya başladı ki; CHP cephesinden:
“Özcan
benim oğlanı işe al” “Özcan zabıtalar benim ahırı mühürleyecek. Urgana git
diyorlar. Seni buraya biz oturttuk olum. Engel ol şu işe” “Özcan benim inşatta ne olur canım 50 santim çıksak. Bir iki
kat fazla yapsak” “Özcan dün bizim sokakatan geçtin. Uğramadın. Kuru bir
selamla geçtin. Seni oraya biz oturttuk” “Özcan olum, makamına 3 sefer uğradık,
ne halt ediyon, nerlerdesin yerinde otur, çay içmeye varıyoz, ısmarlıyacak adam
bulamıyoz. Sana ne fen işlerinden çavuşu var müdürü var sen otur bize çay söle.
Bak olmaz, seni buraya biz oturttuk bize saygılı ol” saldırıları başladı.
Özcan
yırtınıyor, “150 bin nufusa yetecek su şebekesi (nufus 30-40 bin), 20-30 bin
araçlık trafiği kaldıracak yol (taş çatlasın200 araç onlar da traktör mobilet
vs...), Her mahalleye elektrik hattı. 100 bin insana yetecek arsa üretimi,
nefes alınacak daha geniş mekânlar, yeni bir imar planı, tarihi ve turistik
alanların korunması, Belediye ihtiyacı olan araç ve gereçlerin alımı, kadroya
liyakatli ve işinin uzmanı kişilerin atanması vs...
Duyan yok.
“Benim
oğlana iş, ruhsat, harç, kavemi içmedin, selam vermedin, sen kimsin, bırak bize
gerçek kaleleri kumdan kale yap ama gönlümüzü hoş tut, sırtımızı sıvazla, bana
bak ben bu güne bu gün sayende sıfat sahibi oldum... Çevremde herkes bana adam olamazsın derdi.
Bak oldum. Önemli yerlerin üyesi başkanı bile oldum” rüzgârları esmeye başladı.
Oldular,
ama oldurmadılar.
En sonunda Özcan
bu diyetle yaşanmaz dedi, partisinden
istifa etti. Yeni bir meclisle bir dönem de bağımsız çalıştı. Bu gün Karaman bir parça nefes alıyorsa
yaşıyorsa o günlerin eseridir. Allah ondan ve onu yetiştirenlerden razı olsun.
Hiç kimse
kusura bakmasın. Bir parça Yaşar Evcen ilaveler yaptı diğerleri çayda çıra.
Hatta bu Şehr-i Karaman’da bazı ne oldum delisi olanlar sahip oldukları bazı
mevkileri eşlerini dostlarını arkadaşlarını hısım ve akrabalarını harcamak, kavga
etmek için, Ankara’da boşalan liderlik makamına
tırmanmak için bile kullandılar. Karamanda kırmadık insan bırakmadılar. “İyi ki
baban erken ölmüş. Yoksa valla işi zordu adamın. Tutulup asılabilirdi bile”
lafını dahi söyletenler çıktı. Şimdi görevden düşünce anladılar kaç kuruşa kaç
köfte ettiğini ve değerlerini herhalde… Dünya’da kalanın bir hoş seda olduğunu.
Özcanın bir
şansı teşkilatı azimli ve çalışkandı. Kamilin teşkilatı gibi değildi. Kum
bulunmayınca “böbrek taşımdan mı kum üreteceğim” diye zınaran, “tokum” kelimesi
yerine başka bir kelime kullanan elemanları yoktu en azından.
Özcan
filmini bir daha seyrediyoruz. Aynı senaryo. Aynı mekânlar, aynı başlangıç aynı
gelişme. Üstelik bu seferki bazı yol arkadaşları içinde öylesine vefasız ve
kadir kıymet bilmezler var ki; ilk onlar su koyuverdi. Ölümüne birlik seçilmelerine
rağmen, alacağımı aldım sana ihtiyacım kalmadı der gibi ilk başkaldırıyı onlar
yaptı. Üstelik meseleler öylesine basit hale indirgendi ki Özcanın rafıkları
bunların yanında vefa örneği kalır.
Kime
ediyorlar? Elbette Karamana ve kendilerine. Karamanın bir 5 yılını katlettiler.
Lafa geldi mi inanç, itikat açısından her biri birer şeyh. Birer cennet direği.
140 bin insanın şu an veballerinin üzerinde olduğundan bu basit kaprisleri ile
140 bin vebali taşıdıklarından ve bunların kendilerine haklarını helal
etmeyeceklerinden haberleri var mı? Daha dün bir sürü kurumun başına geçip de
en uzun yöneticilik ömrü 15 günle sınırlı, çene ishali olmuş, kişilerin
kendisine faydası yokken fayda beklemek safdilliktir.
Vebal falan
düşünmeden, sırf Kamile zarar vermeye kalkanların değerlerini sorgulamak lazım.
İmanlarını sorgulamaksa yaratana kalmış. Ama doğru yolu bilmeyen çözümü elbet
yanlış yönden arayacaktır.
Kamile bir
şey olmaz. Çalışır yapar, yapamaz yaptığı kadar yapar ve süresi dolunca bundan
on kat daha güzel, kolay ve önemli görevlere gider. Kalanlar gevrekçilerin keloğlan
gibi açıkta kalır. Toplum, bazı insanlar görevde iken yüzüne konuşmaz, gıyabında
konuşur, ama görevden düştüğünde de gerçeği başka fiillerle de destekleyerek
icra eder. Görevden düşünce yüze zırh takmak mı gerek.
İyisini de
söyler elbet; tıpkı yıllar sonra her fırsatta Özcan’a hayırlı dualar ettiği
gibi…
Sergileyen
hasletini sergiler, kalemi eline alan kendi amel defterini yazar. Ama olan bu
Karaman insanına oluyor. Ve bunu birileri ha bire yapıyor.
ALLAH; AKIL
FİKİR VE FERASET VERSİN...
Güzel bir
film değil elbet. İnşallah serinin 3. Filmini setretmek bu insanlara kısmet
olmaz.









