SAYIN Kİ Fazıl SAY
Sosyal medyayı takip edenler bilir, bu durumda olanlar küçük bir yanlışı yakalayıp, ya da düzmece senaryolarla komplo üretip, yaptıkları eleştirilerde hakareti, küfrü aşağılamayı normal bir hak olarak görürler. SAYIN Kİ; Fazıl Say… Ama daha doğrusu SAYmayın Fazıl SAY’ı adamdan…
Bir Fazıl Say muhabbeti gidiyor.
Güncelliğini yitirmiş her ucubenin medya sansasyonları ile parsa toplamayı adet edindiği dönemde, bu olay da gündemde kalmayı başarıyor.
Aslında incirin çekirdeğini doldurmayacak eften püften bir hadise.
Bir bardak suda fırtına koparanlar yine bildik fikirlerin sahipleri ve malum kişiler.
Fikir, inanç ve ifade özgürlüğünün hala tartışıldığı bir ülkede birileri bu kavramları öğrenmek yerine, bilmedikleri bu kavramların arkasına sığınıveriyorlar.
Birileri; “Ben koministim” “Ben Ateistim” “Ben vicdani red hakkımı kullanmalıyım” “Bu düzen değişmelidir” ifadelerinin çok ötesinde sosyal paylaşım sitelerinden Cumhurbaşkanına, Başbakana ve önüne gelene küfür ve hakaretler sıralarken bu ülkede fikir, inanç ve ifade özgürlüğünden bahsetmek komik kalıyor.
Bu toplum kapitalizme geçiş sürecinde bile kazanma özgürlüğünü çalma, çırpma, hortumlama özgürlüğü olarak değerlendirdi. O gün ülkeyi yönetenler bile onlara hortumun ucunu tutarak yardımcı oldular ve adına özgürlük dediler.
Türk Milleti olarak tüm dünyaya özgürlük dersi verecek ve örnek olacak bir geçmişe sahipken özgürlükleri gasp eden bir toplum olduk. Çünkü özgürlüğümüzün başladığı noktayı ve bitiş çizgisini algılamaktan aciz bir hale geldik.
Toplumu medenileştirmek adına batının bize hiç uymayacak gömleklerini giydirmek adına bin bir işkence gördü bu toplum. En çok da Evrensel sanatta direttiler. Arabeskin satış rekorları kırdığı bir ülkede, THM, TSM, KTSM, Meddah, Ortaoyunu, geleneksel folklorik değerlerden toplumu uzaklaştırmak için adeta sopa kullananlar, bu toplumun kapı gıcırtısı tabir ettiği müzikleri, operaları baleleri ve tiyatro oyunlarını dayattılar. Tüm bunları da planlı ve programlı bir biçimde emperyalist güçlerin yoğun desteği ile gerçekleştirdiler ve büyük güç kazandılar.
Bu gün tek bir üretimleri olmadığı halde, bu sektörden patlayıncaya kadar beslenen bir kast oluşmuş durumda.
Bu beslenmeden patlayanlardan birisi de bu zavallı. Bu kastın bir yandan en güçlü sosyal pompalarla şişirdiği, bir yandan da tıka basa beslediği bu garibin patlaması doğaldır.
Ben kendisini yine de takdir ettim. İçinde bulunduğu kast gibi ikiyüzlü davranmadı. Onlar gibi etrafına sempatik olma adına bin bir takla atarak, yerlerde sürünüp de gizlenmedi, bu toplumu gizliden yıkma taktiklerini açığa vurdu.
Adalet de en hafifinden bu şaşkına bir ihtarda bulundu. Bundan doğal bir şey yok. Ama gel gör ki malum kesimler nerdeyse kudurdu. Kim bunlar? Giyim özgürlüğü adına sokakta doncak gezmeyi medeniyet sayanlar, canlarının istediği yerde içip vs.. icrai rezalete normal bakanlar, elde edemedikleri iktidarı devirmek için her şirretliği yapanlar, namusu rafa asıp adına özgürlük diyenler, benden başka kimse doğruyu bilmez mantığında olanlar, manevi hiçbir değere sahip olmayıp saygı da göstermeyenler vs..
Bunların bu davranışlarına bu toplum çıt etmezken, bu kendini bilmez adamın toplumun yüzde 99 unun inanç ve değerlerini aşağılayan sözlerinin arkasında olmaları onların ne kadar kalp gözü kapalılardan olduğuna delildir.
Sosyal medyayı takip edenler bilir, bu durumda olanlar küçük bir yanlışı yakalayıp, ya da düzmece senaryolarla komplo üretip, yaptıkları eleştirilerde hakareti, küfrü aşağılamayı normal bir hak olarak görürler.
SAYIN Kİ; Fazıl Say…
Ama daha doğrusu SAYmayın Fazıl SAY’ı adamdan…









