KMÜ ve KAMU

Soğuk günler bir kutup hikâyesini aklımıza getirdi.

25 Ocak 2012 00:00

Soğuk günler bir kutup hikâyesini aklımıza getirdi.

Yavru kutup ayısı annesine sokulur. Onun sıcacık bedenine sığınır ve annesine sorar: “Anne ben kutup ayısı mıyım?”Anne şaşkın bir ifadeyle cevap verir “Evet yavrum.” Yavru devam eder: “Sen?” cevap; “Evet yavrum.” Yavru daha sinirli sorar “Babam ve dedelerim?” Anne biraz kızgınca “Evet dedik ya yavrum.” Bu sefer kızma sırası yavruya gelmiştir; “İyi de ben neden üşüyorum o zaman?”

Bir zamanların onlarca medresesine sahip, Mevlanaları, Yunus Emreleri, Karabaş Velileri, Molla Fenarileri, Şeyh Ali Semarkandileri ve daha nicelerini yetiştiren Karaman uzun yıllar bir yüksek öğretim kurumuna hasret kaldı. Hak etmesine rağmen büyük çabalar sarf edilmesi gerekti. Karaman sevdalılarının gayret ve çabaları bıkmadan usanmadan devam etti. Sonunda Karaman bir eğitim ve irfan yuvasına kavuştu.

İkinci aşamada bu kurumun yapılanması gündeme geldi. O tarihlerde konuya vakıf birisi olarak toplumun her kesiminden aldığımız kanaatleri makaleler halinde Ferman Gazetesinde ve bazı yayın organlarında kamuoyu ile paylaşmıştık.

KMÜ çok şanslı bir ortamda dünyaya geldi. Hükümet yeni kurulan Üniversitelere yapılanmaları için adeta kesenin ağzını sonuna kadar açmıştı. Bir diğer güzellik de Hükümetin Karamana karşı beslediği olumlu ve sıcak ilgi idi. Bu ilgiyi iyi kullanan Milletvekilleri adeta KMÜ ye yeteri kadar para akıttılar. Karamanlı yatırımcılar ve hayırseverler de bu konuda cömert davrandılar.

Kişisel olarak ahlak, edep ve sevgi dolu yürek sahibi olduğuna inandığımız bir gurup da idari kademelere yerleşti ve meraklı bekleyiş başladı.

Zaman zaman her ne kadar her satırı imla hataları ve ifade bozuklukları ile dolu olsa da çalışmalar hakkında bilgiler veren bültenler yüreğimize ferahlık vermeye başladı. Bültenleri çözmede bazen zorlandık ve “Aman basın yayıncı biri değil de sağlıkçı biri yazsa. Sağlıkçı olmasına rağmen yazılar edebi açıdan çok sağlıklı” demeye başladık

Bu arada KMÜ camiasının tüm yelpazesi ile de her an diyalog halinde olmaya da devam ettik.

Öğretim görevlileri yüzlerinde üzgün bir ifade, bir şey yapamamanın çaresizliği ile elleri böğürlerinde, anadan yardan ayrılır gibi bir bir Karamanı terk ettiler. Öğretim görevlisi yokluğundan bazı bölümler açılamadı, bazıları, kapandı, bazıları kapanmak üzere limitleri zorluyor.

Sağlıkçılar yazmazsa karınca duasını andıran bültenler pembe tablolar çizmeye devam ediyordu bir yandan… Sağlıkçı birsi yazarsa içerik olarak boş olsa da edebi açıdan okunacak durumda olan bu bültenleri araştırmadan kabul ettik kimi zaman…

Çalışan kadrolarla karşılaştığınızda bir robot görüyorsunuz. Huzursuzluk ruhlarını köreltmiş.

Bol para ile yapılan, Hükümetin sağladığı sonsuz imkânlarla her gün bir yenisi eklenen binalar boş. Tüm kampus çevre estetiğinden yoksun bir Meksika kasabası görünümünde. Yıllar önce bin bir emekle dikilen üç beş fidan bile ağaç olmadan kurumak üzere.

Öğrencilere ise hiç dokunmayın. Ahlarından yürekleriniz burkulur. Geleceklerini inşa etmek üzere ümit bağladıkları bu ortamdan tek bir memnuniyetleri yok. Psikolojik vakalar birbirine ekleniyor. Ambulans sesleri eksik olmuyor. Halkın arasına karışan öğrenciler, Karaman caddelerinde, sokaklarında ayrı bir nesil gibi sırıtıyor.

Sanayi-Üniversite, Kültür-Üniversite, Ortaöğretim-Üniversite, Tarım-Üniversite, Ticaret-Üniversite velhasıl Halk-Üniversite kaynaşmasından ve diyalogundan eser yok.

Sağlıkçılar yazmazsa karınca duasını andıran bültenler pembe tablolar çizmeye devam ediyor bir yandan… Sağlıkçı birsi yazarsa içerik olarak boş olsa da edebi açıdan okunacak durumda…

Kıyas yapmaya kalkarsanız durum daha da karanlık. Ulusal basın sık sık olumlu yönlerden sonda, olumsuzlarda başta olduğumuz listeleri yayınlamakta. Bizimle aynı ölçekteki İllere yaptığımız seyahatlerde küçük bir inceleme yaptığımızda arada uçurum sayılacak farkları görüyoruz.

İşin en karmaşık tarafı da şu ki; yönetici kadroda gerçekten çok değerli kişiler var.

Tıpkı kutup ayısı yavrusunun dediği gibi: Tüm imkânlar bu kadar olumlu ve genişken bu kadar memnuniyetsizlik neden?

Kadro güzelse, Öğretim grevlileri neden “evimiz” dedikleri KMÜ yü terk edip başka diyarlara göç ediyor. Mevcutların ağzını bıçak açmıyor. Tabanca dayayıp da konuşturmaya kalksanız “OF” hecesinden başka bir hece de çıkmayacak ağızlarından. Öğrenciye bir dokununca neden bin ah işitiyoruz. Bürokratik kesim, sanayici, esnaf, tüccar, basın, ortaöğretim velhasıl toplumun her kesimi KMÜ den yana neden dertli?

Kutup ayısının yavrusunu üşüten eksi 40 lara varan soğuk. Kutup ayısı bile olsa üşüyor gariban. Karaman’da da bu hoşnutsuzlar Karamanlının yanlış algılamasından değil var olan olumsuz şartlardan olsa gerek. Bu taşranın, Anadolu’nun bağrındaki bu kasaba görünümlü ilinin, yarı okumuş gariban vatandaşları da Üniversiteden bekledikleri o kültür şualarını, o meltem esintisini göremedikleri içindir hoşnut değiller.

Bir gerçek var: O da bir zamanlar onlarca medreseyi barındıran Karamanda o ilk bakıştaki kasaba görünümünün altında, tahsili yarım ama kültürü tüm bir topluluk yaşıyor. Onlara “verdiğimizle yetinin, bizim yaptığımız iyidir siz bilmezsiniz” derseniz bir yere varılamaz… Bir kurum olmak için onlarla kenetlenmek ve birlikte yola revan olmak gerekir…

Güneş ışınlarını gönderse, bulutlar bir aralansa ve o ışınlar yavru ayıya gelse üşümeyecek.

Eğer varsa olumlu çalışmalar, aradaki bulutları delip geçemiyor ve kamuya ulaşamıyor. Kamu KMÜ nün şualarını hissetmek istiyor. Tabi varsa…

Hasan ÖZÜNAL

 
gazete site web ferman hasan e-posta eğitim. kmü üniversite karaman foto güzellik manzara kültür tarih belediye valilik ferman gazete basın
Bu Haber 1414 defa okunmuştur.
 
 
Yorum Ekleyin