KARAMAN’DA YÜZDE 10 NELER YAPAR?
TÜM BUNLARI YAPANLAR SADECE YÜZDE 10 LUK BİR KESİM İKEN, DİĞER YÜZDE 90 BUNLARA SEYİCİ KALIYORSA; Bu şehir sizce İLKEL bir şehir değil midir?
Medeniyetin pek çok tarifi yapılabilir. Bir arada mutluluk seviyesi yüksek bir hayat yaşamak da bu tariflerden bir tanesidir.
Belirli bir medeniyet seviyesini yakalayamamış toplumlara da ilkel toplum denir. Ama her ilkel toplum ok-yay kullanan, balta girmemiş ormanlarda yaşayan toplum demek değildir.
Şimdi soralım: Karaman ilkel bir toplum mudur?
Cevapları duyar gibiyim: “Abartma artık”
Başa dönelim:
Yaklaşık 140-150 bin insan bir şehirde yaşıyor.
Devletimiz ve devletimizin görevlileri var. Bu görevlilerin uygulaması gereken kurallar var. Bunların bir kısmı adli yasalarda kayıtlı ki bunlara hukuki kurallar diyoruz. Bir kısmı da yazılı olmadığı halde uygulanması gereken kurallar. Bunlara da gelenek, görenek, örf adet ve ahlak diyoruz. Medeniyet bu kurallar manzumesine tam uyulan toplumlarda en üst seviyededir.
Dönelim Karamanımıza. O çok sevdiğimiz, uğruna övgüler yağdırdığımız dil, tarih, kültür ve coğrafya harikası şirin şehrimize…
Bir şehrin yüz de 10 u bir şeyler yapsa, gei kalan yüzde doksanı da seyretse; o şehrin adı ne olur?
Bir şehirde insanlar sigara içiyor, içtikleri sigara izmaritlerini ve boş paketlerini her yere atıyorsa,
Yasak olmasına rağmen kapalı mekânlarda veryansın sigara tüttürüyorsa, bunların içinde resmi kurumlar başı çekiyorsa,
Çocuklar bakkaldan aldıkları atıştırmalıkların ambalaj artıklarını 2 metre yakındaki çöp bidonuna atmak yerine yerlere atıyor ve ebeveynleri onu ikaz etmediği gibi aynı şeyi onlar da yapıyorsa,
Bir şehrin insanları topyekun çitlek tiryakisi ise ve bu çitleklerin kabuklarını, ağızlarındaki tükürüğü de bulaştıra bulaştıra yollara tükürüyorsa,
Bir şehrin otogarında daha kapıdan girer girmez 3-5 çığırtkan yakanıza yapışıyor ve sizi canınızdan bezdiriyorsa,
Bir şehrin sokaklarında yasak olmasına rağmen vahşi köpekler birilerine hava basmak, aşağılık komplekslerini tatmin için gezdiriliyorsa, kaldırımlarda, ağaç kenarlarında köpek kakalarını görüyorsanız,
Bir şehrin sokaklarında kurtulmak için salıverilen sahipsiz kedi yavruları gecelerin altında inliyor, araçların altında eziliyorsa,
Bir şehrin kaldırımlarında insanlar en bariz küfürlerle konuşarak, bağırarak dolaşıyorsa,
Bir şehirde Allahın emri Peygamberin kavline uyarak düğün yapanlar, araçları ve ses düzenleri ile uyuyan çocukların, hastaların, Kur’an okuyanların, namaz kılanların, derse çalışanların, vardiyadan çıkıp da istirahat etmek zorunda kalan işçilerin haklarına tecavüz edercesine gürültü yapıp hayır dua yerine beddua almayı tercih ediyorlarsa,
Bir şehrin sokaklarında araçlar özellikle daha fazla gürültü çıkarsın diye egzozları sökülüp, üstüne gürültü arttırıcı materyaller takılıyorsa,
Bir şehirde kaza geçirdiği zaman beyin kanamasından öleceğini bile bile kaskını giymeyip gidonuna asıp gezen motosiklet sürücüleri varsa,
Bir, en fazla 2 kişi için üretilen taşıma araçlarına 4-5 hatta 6-7 kişi binen insanlar varsa,
Bir şehirde çay bahçesi olarak işletilen bir yerde yayınlanan müziğin desibeli insan sağlığına zararlı boyutların çok üstünde ise,
Bir şehirde yaşayan insanlar kendilerine hizmet edenlere yardımcı, destek olmak yerine, 10 parmağına 10 kara alıp karalayacak yer arıyorlarsa,
Bir şehrin âlimi, fikir adamı, aydını, ekâbiri, akil kişileri, toplumbilimcileri, bilim adamları yok sayılıyor horlanıyorsa,
Bir şehrin yöneticileri, bürokratları, eğitim kurumlarının başındakiler toplumdan kopuk yaşıyor ve nemrut kuleleri inşa etmeye kalkıyorsa,
Ankara’da birileri çırpınıyor, proje, para, imkân temin ettiği halde, yerelde birileri “aman iş çıkarmayın başımıza, ne kadar iş o kadar sorun, keyfimizi bozmayın, çalışmadan yaşamaya, maaş almaya alıştık mantığı ile yatırımları engelliyorsa,
Bir şehirde 3 kişilik bir meclisten bir kişi ayrılınca diğer 2 si gidenin arkasından konuşmaya, atıp tutmaya başlıyorsa,
Bir şehrin insanları öncelik olarak başkalarının kazancını, yediğini içtiğini, giydiğini, bindiğini konuşuyorsa,
Yediği her şeyi, her haltı, sosyal paylaşım sitelerinde böbürlene böbürlene yayınlıyorsa,
Piknik yapmak adına çevre katliamı yapıyorsa,
Arabasını 5 metre uzağa park edip o 5 metreyi yürümemek için cadde ve sokaklarda başkalarına geçiş hakkı bırakmadan parklar yapanlar varsa,
Tüm kaldırımları esnaflar tarafından işgal edilmiş bir sokak ve kaldırım yapısı varsa, 10 metrekarelik dükkânını, kaldırımları işgal ederek, komşunun hakkına taşarak ve bilumum yöntemlerle 30-40 metrekareye çıkaran doyumsuz esnafları varsa,
İşsizlikten, marketlerin kendilerini vurduğundan yakınırken, helal ve haram kavramalarını unutan, dükkanına her giren müşteriyi potansiyel kavga elemanı olarak gören, hizmetinin, malının karşılığını değil de canı ne isterse onu talep eden esnafları varsa,
Türk Dilinin Başkenti olduğu halde tabelalarında Türkçe ifadeleri mumla arıyorsanız,
Sağlık kurumlarında sırada bekleyenlerin yarıdan fazlası beleş hizmet alabilmek için gereksiz yere o kurumu işgal ediyorsa,
Adaleti sağlamak adına illegal kişi ve guruplar sık sık ortaya çıkıyorsa,
Düşüncesizce dikilen binlerce ağaç görüntü kirliliği yapıyor, kaldırımları mahvediyor, evlerin bodrumlarına kök salıyor, kanalizasyon tesisatlarını tıkıyor, binaların önüne kara bir duvar oluşturuyorsa, bu ağaçları uygun olanlarla değiştirmeye kalktığınızda aklı eren ermeyen, haddi olan olmayan, gözündeki merteği görmeden çapak arayanların acımasız, insafsız ve haksız saldırılarına maruz kalıyorsanız,
Yazın çok sıcak kışın da çok soğuk olan bir iklimde olmasına rağmen duvardan duvara pencereleri olan, beton duvarları olan ama yalıtımı sıfır olan ucube binalar inşa ediliyorsa,
Bir cadde üzerindeki binalarından birisi 3 metre içerde, diğeri dışarıda olduğundan düzgün bir tek caddesi ve kaldırımı olmayan bir şehir ise,
TÜM BUNLARI YAPANLAR SADECE YÜZDE 10 LUK BİR KESİM İKEN, DİĞER YÜZDE 90 BUNLARA SEYİCİ KALIYORSA;
Bu şehir sizce İLKEL bir şehir değil midir?









