Medeniyetin pek çok tarifi yapılabilir. Bir arada mutluluk seviyesi
yüksek bir hayat yaşamak da bu tariflerden bir tanesidir.
Belirli bir medeniyet seviyesini yakalayamamış toplumlara da
ilkel toplum denir. Ama her ilkel toplum ok-yay kullanan, balta girmemiş
ormanlarda yaşayan toplum demek değildir.
Şimdi soralım: Karaman ilkel bir toplum mudur?
Cevapları duyar gibiyim: “Abartma artık”
Başa dönelim:
Yaklaşık 140-150 bin insan bir şehirde yaşıyor.
Devletimiz ve devletimizin görevlileri var. Bu görevlilerin
uygulaması gereken kurallar var. Bunların bir kısmı adli yasalarda kayıtlı ki
bunlara hukuki kurallar diyoruz. Bir kısmı da yazılı olmadığı halde uygulanması
gereken kurallar. Bunlara da gelenek, görenek, örf adet ve ahlak diyoruz.
Medeniyet bu kurallar manzumesine tam uyulan toplumlarda en üst seviyededir.
Dönelim Karamanımıza. O çok sevdiğimiz, uğruna övgüler
yağdırdığımız dil, tarih, kültür ve coğrafya harikası şirin şehrimize…
Bir şehrin yüz de 10 u bir şeyler yapsa, gei kalan yüzde
doksanı da seyretse; o şehrin adı ne olur?
Bir şehirde insanlar sigara içiyor, içtikleri sigara
izmaritlerini ve boş paketlerini her yere atıyorsa,
Yasak olmasına rağmen kapalı mekânlarda veryansın sigara
tüttürüyorsa, bunların içinde resmi kurumlar başı çekiyorsa,
Çocuklar bakkaldan aldıkları atıştırmalıkların ambalaj
artıklarını 2 metre yakındaki çöp bidonuna atmak yerine yerlere atıyor ve
ebeveynleri onu ikaz etmediği gibi aynı şeyi onlar da yapıyorsa,
Bir şehrin insanları topyekun çitlek tiryakisi ise ve bu çitleklerin
kabuklarını, ağızlarındaki tükürüğü de bulaştıra bulaştıra yollara tükürüyorsa,
Bir şehrin otogarında daha kapıdan girer girmez 3-5
çığırtkan yakanıza yapışıyor ve sizi canınızdan bezdiriyorsa,
Bir şehrin sokaklarında yasak olmasına rağmen vahşi köpekler
birilerine hava basmak, aşağılık komplekslerini tatmin için gezdiriliyorsa,
kaldırımlarda, ağaç kenarlarında köpek kakalarını görüyorsanız,
Bir şehrin sokaklarında kurtulmak için salıverilen sahipsiz
kedi yavruları gecelerin altında inliyor, araçların altında eziliyorsa,
Bir şehrin kaldırımlarında insanlar en bariz küfürlerle
konuşarak, bağırarak dolaşıyorsa,
Bir şehirde Allahın emri Peygamberin kavline uyarak düğün
yapanlar, araçları ve ses düzenleri ile uyuyan çocukların, hastaların, Kur’an
okuyanların, namaz kılanların, derse çalışanların, vardiyadan çıkıp da
istirahat etmek zorunda kalan işçilerin haklarına tecavüz edercesine gürültü
yapıp hayır dua yerine beddua almayı tercih ediyorlarsa,
Bir şehrin sokaklarında araçlar özellikle daha fazla gürültü
çıkarsın diye egzozları sökülüp, üstüne gürültü arttırıcı materyaller
takılıyorsa,
Bir şehirde kaza geçirdiği zaman beyin kanamasından
öleceğini bile bile kaskını giymeyip gidonuna asıp gezen motosiklet sürücüleri
varsa,
Bir, en fazla 2 kişi için üretilen taşıma araçlarına 4-5
hatta 6-7 kişi binen insanlar varsa,
Bir şehirde çay bahçesi olarak işletilen bir yerde
yayınlanan müziğin desibeli insan sağlığına zararlı boyutların çok üstünde ise,
Bir şehirde yaşayan insanlar kendilerine hizmet edenlere
yardımcı, destek olmak yerine, 10 parmağına 10 kara alıp karalayacak yer
arıyorlarsa,
Bir şehrin âlimi, fikir adamı, aydını, ekâbiri, akil
kişileri, toplumbilimcileri, bilim adamları yok sayılıyor horlanıyorsa,
Bir şehrin yöneticileri, bürokratları, eğitim kurumlarının
başındakiler toplumdan kopuk yaşıyor ve nemrut kuleleri inşa etmeye kalkıyorsa,
Ankara’da birileri çırpınıyor, proje, para, imkân temin
ettiği halde, yerelde birileri “aman iş çıkarmayın başımıza, ne kadar iş o
kadar sorun, keyfimizi bozmayın, çalışmadan yaşamaya, maaş almaya alıştık
mantığı ile yatırımları engelliyorsa,
Bir şehirde 3 kişilik bir meclisten bir kişi ayrılınca diğer
2 si gidenin arkasından konuşmaya, atıp tutmaya başlıyorsa,
Bir şehrin insanları öncelik olarak başkalarının kazancını,
yediğini içtiğini, giydiğini, bindiğini konuşuyorsa,
Yediği her şeyi, her haltı, sosyal paylaşım sitelerinde
böbürlene böbürlene yayınlıyorsa,
Piknik yapmak adına çevre katliamı yapıyorsa,
Arabasını 5 metre uzağa park edip o 5 metreyi yürümemek için
cadde ve sokaklarda başkalarına geçiş hakkı bırakmadan parklar yapanlar varsa,
Tüm kaldırımları esnaflar tarafından işgal edilmiş bir sokak
ve kaldırım yapısı varsa, 10 metrekarelik dükkânını, kaldırımları işgal ederek,
komşunun hakkına taşarak ve bilumum yöntemlerle 30-40 metrekareye çıkaran
doyumsuz esnafları varsa,
İşsizlikten, marketlerin kendilerini vurduğundan yakınırken,
helal ve haram kavramalarını unutan, dükkanına her giren müşteriyi potansiyel
kavga elemanı olarak gören, hizmetinin, malının karşılığını değil de canı ne
isterse onu talep eden esnafları varsa,
Türk Dilinin Başkenti olduğu halde tabelalarında Türkçe
ifadeleri mumla arıyorsanız,
Sağlık kurumlarında sırada bekleyenlerin yarıdan fazlası
beleş hizmet alabilmek için gereksiz yere o kurumu işgal ediyorsa,
Adaleti sağlamak adına illegal kişi ve guruplar sık sık
ortaya çıkıyorsa,
Düşüncesizce dikilen binlerce ağaç görüntü kirliliği
yapıyor, kaldırımları mahvediyor, evlerin bodrumlarına kök salıyor,
kanalizasyon tesisatlarını tıkıyor, binaların önüne kara bir duvar
oluşturuyorsa, bu ağaçları uygun olanlarla değiştirmeye kalktığınızda aklı eren
ermeyen, haddi olan olmayan, gözündeki merteği görmeden çapak arayanların
acımasız, insafsız ve haksız saldırılarına maruz kalıyorsanız,
Yazın çok sıcak kışın da çok soğuk olan bir iklimde olmasına
rağmen duvardan duvara pencereleri olan, beton duvarları olan ama yalıtımı
sıfır olan ucube binalar inşa ediliyorsa,
Bir cadde üzerindeki binalarından birisi 3 metre içerde,
diğeri dışarıda olduğundan düzgün bir tek caddesi ve kaldırımı olmayan bir
şehir ise,
TÜM BUNLARI YAPANLAR SADECE YÜZDE 10 LUK BİR KESİM İKEN,
DİĞER YÜZDE 90 BUNLARA SEYİCİ KALIYORSA;
Bu şehir sizce İLKEL bir şehir değil midir?  
yüzde,
on,
karaman,
ilkel,
toplum