Bir kara lekedir 1977 olayları. Bir devrin içindeki utanç
günlerinden birisidir. Sol kavramının sahiplendiği 1 Mayıs kutlamalarına
karışmış kanlı ellerin kara tablosudur.
O günden beri belirginleşmemiş bir şey vardır. Nedir 1
Mayıs? Meşhur Marşında iddia edildiği gibi güya işçinin emekçinin bayramıdır.
Kimdir işçi?
Birkaç kuruşluk paraya alın teri döken, aldığı para ile
ölmeden hayata tutunmaya çalışan insanlardır. Milyarlar kazananların devletten
veryansın kaçırdığı vergileri, kayıtlı olduğundan kaçıramayıp kuruşuna varana
kadar ödeyen, hatta ödediği vergilerin hortumcular tarafından iç çalınmasından dolayı
devletten hizmet de alamayan ve gayri insani koşullarda yaşamaya mahkum edilmiş
kesimdir.
Sadece bu kadar mı? Yıllarca emek sarf edip güya emekli
olarak hayatının son demini mutlu yaşaması gereken, ancak aldığı emekli maaşı
ile insani ihtiyaçlarının yarısını bile karşılayamayan garibanlar gurubu da
emekli olsalar da emekçi sınıfının neferleridir.
Birilerinin bu insanlara sahip çıkarak haklarını aramaları
gerekir. Bu görevi de Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de aşırı
sol guruplar üstlenmişler ve “Hak, emek, özgürlük” sloganları ile sahip
çıkmışlardır.
İşte bu sol guruplar bir yıl boyu, bin bir lüzumsuz işlerle
uğraşıp 1 Mayıs geldiği gün meydanlara dökülüp güya hak aramaya başlıyorlar.
Eh bu da bir şeydir denilebilir. Ancak bu hak arayışı da
nedense iç savaş görüntülerine sahne oluveriyor.
Hak arama işlemi de; yakmakla, yıkmakla, tahrip etmekle,
yaralamakla, molotof atmakla, sapanlarla demir bilye atmakla yapılıyor.
Nasıl hak aramaksa.
Tüm bu görüntüler gazete sayfalarını, televizyon ekranlarını
ve günümüzde internet sayfalarını süsledikçe; işçi, emekçi ve alın teri
sahipleri nerede ise elde ettikleri komik haklarından da vazgeçecek hale
geliyorlar.
Dünyanın en derin maneviyatına sahip de olsa, ekonomik
sistemlerin en kalitelisine sahip de olsa, seçim öncesi işçi, emekçi ve alın teri
sahiplerine söz verenler, iktidar koltuğuna oturduklarında sömürmeye yine bu
insanlardan başlamaktadırlar. Adına ister demokrasi ister monarşi isterse ne
derseniz deyin tüm yönetimlerin güçlerini gösterebildikleri tek kesim yine bu
gariban kesim olmaktadır.
Sosyalist ve komünist sistemler de dahil olmak üzere tüm
iktidarlar için umutlarından istifade edilerek kolay kontrol edilebilen kesim
bu kesimdir.
Hatta 1 Mayıslarda bile sahnelere çıkıp da yakan yıkan ve
anarşi devrim provaları yapanların bile sermayeleri bu sınıflardır.
Kimse kimseye dolma yutturmaya kalkmasın.
İşçi ve emekçiye pembe vaatler sıralayanların da sadece 1
Mayıslarda meydanlarda boy gösterenlerin de işçi ve emekçi sınıfına
verebilecekleri güzellik olamaz. Tarih boyunca da olmadı.
12 yıldır Dünya
lideri olmakla övünenlerin işçiye verdiği, emekliye verdiği ortadadır. Hatta
son seçimler de dâhil olmak üzere bu vatandaşlara vaatleri hala hava moleküllerinde
asılı durmaktadır.
Bir tarafta bu vaatleri yaptığı halde hala bu insanların
umutlarını pazarlayan kapitalist yöneticiler ve bir yanda onlardan bu insanların
hakkını istemek için yerine bu insanların emeklerini yakan yıkan ve tarumar
eden bir sol zihniyet…
Bu noktada onların yasal hak arayıcıları olması gereken
sendikalar ise yeni krallıklarına imparatorluk payesi kazandırma peşinde hayallerini
gerçekleştirmekle meşguller…
 
1 mayıs,
bayram. işçi,
emekçi