Gülen Olayı: BEYAZ KONTRGERİLLADIR
İlk yıllardaki güzel söylemler, yapılan sosyal işler sempatik bir çizgi çizdi. Ama bir parça dikkat eden ve biraz da içlerine girip çıkanlar gerçeği çok net gördüler. Bu hareket bir dini hareket değil, bir çıkar ve menfaat çetesi idi. Bu nedenle de NURCU diye tabir edilen Saidi Nursi talebeleri 3-5 parça oldular ve özellikle bunlardan uzak kaldılar.
Bizim nefsimize ağır gelen şeylerin bizim için daha hayırlı olabileceğini bilenlerdeniz.
Bu Gülen olayı da çok ucuz atlatılmış bir olaydır.
Milletimizin önemli hassasiyetleri vardır. Her türlü siyasi
satılmışlığı yapanlar, iş başa düşüp de ciidi bir tehdit algılandığı zaman bir
karış toprak uğruna canını verir. Dine diyanete küfreden, bir kaza, bela sebebi
ile can tehlikesine düştüğünde dilinden dualar yakarışlar fırlayıverir.
Bu milletin en azılı düşmanlarından ve dünyanın başının
belası, ABD, Fransa hatta İsrailin Kipa Marketleri (Kipa: İsrailoğullarının başlarına
giydiği dinlerini temsil eden bez parçası) tıklım tıklım dolarken, kendi vatan
evlatlarının yüzde yüz yerli ve kaliteli ürünleri sattıkları marketler siyasi
nedenlerle topa tutulur. Sonra da yabancı marketlerden kendi yaptığı
alışverişle elde edilen mermilerle çocuklar ve masum siviller öldürülürken
emperyalist düşmanı oluruz.
Bayrağımız başımızın üstünde, göğsümüzde taşınacak bir
kutsalımızdır.
Polise küfreder, molotof yumruk tekme kaldırım taşı atar, sinirimizi
ona boşaltırız. Ama bir Mehmetçik karşısında devlete olan tüm saygımızı
gösteririz.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama bir değerimiz var ki, tüm
akan suları durutur. O da dini değerlerimizdir.
Bunu bildiğinden zaman zaman bize tuzak kuracaklar bu yolu
denerler. Ali Kalkancı, aczimendi olaylarında olduğu gibi.
Faşist 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de sağlam bir senaryoya
başkahraman arayan dış güçler de Gülen’i biçilmiş kaftan olarak ellerinde
bulmuşlar.
Daha önce İslam Dininin unutulmaya yüz tuttuğu bu
coğrafyada, kellesini koltuğuna alıp ortaya çıkan ve Milletin inançlarına geri
dönmesini sağlayan bir kaç muhteremin arasında ona da yer açıverdiler.
Gönülden değil de, istikbalden, mideden ve kasadan bağımlı
olanlar da bir bir o tarafa yöneldi, meyletti.
İlk yıllardaki güzel söylemler, yapılan sosyal işler
sempatik bir çizgi çizdi. Ama bir parça dikkat eden ve biraz da içlerine girip
çıkanlar gerçeği çok net gördüler. Bu hareket bir dini hareket değil, bir çıkar
ve menfaat çetesi idi. Bu nedenle de NURCU diye tabir edilen Saidi Nursi
talebeleri 3-5 parça oldular ve özellikle bunlardan uzak kaldılar.
Bu hareket Özal döneminde temellendi ve Tayyip döneminde de
palazlandı.
Öyle la işin içinde Dini değerler vardı. Bu memlekette Din
adına yola çıktım de, bu halk paspas olur. Yanlış aramaz, yanlışı görse de “aklımız
ermez” der ve örtbas eder. Bunlar da bu zemini lehlerine çok güzel kullandılar.
Bir anda kilit noktalarda adamları, çuvallar dolusu
paraları, yalan yanlış yazan ama cafcaflı medyaları, Papa dan dostları,
yahudiden yoldaşları, Amerika’da malikaneleri olmaya başladı.
Gidişat belli idi: Amerika ve İsrailin Orta Asya ve
Afrika'da başka güçlere karşı bir gizli güç oluşturmak. İran devriminden sonra
Orta Asya ülkelerinde artan İran ve Rus hegemonyasına karşı sempatik bir İslam
görünüşlü örgütlenme. Sular aktı, değirmenler döndü, senaryo çok güzel işledi.
Hareketin merkezi Türkiye için ise hakim güçler olan,
Emniyet, Adalet, Ekonomi ve son aşamada da Askeri güçlerde etkin olarak gelecekte kontrolden çıkmış Bir
Türkiye Cumhuriyetini bu güçlerle kontrol etmek. Yani BEYAZ KONTRGERİLLA...
Bu hızlı yükseliş başlarını döndürmüş olacak ki, sirke
olmadan küpe girmek için ilk denemelerini gezi parkı olaylarında örtülü ve
dersane olaylarında da açıktan yapmaya kalktılar.
Bir Anayasa kitapçığı atılınca, iki satırlık bir muhtıra
verilince, üç beş yürüyüş ve bombalı eylemle yıkılıveren iktidarları ezberlediklerinden
bu antrenmanlar onlar için ilk deneme olacaktı.
Ne iktidar, ne Halk ne de aklıselim sahibi toplum bireyleri
bu dolmayı yutmadı. Onların bu ilk denemeleri de tutmadı.
Aslında onlara teşekkür etmek gerekiyor:
1-Türkiye'nin artık ufak tefek çalkantılara pabuç bırakmayacak
bir demokratik düzeni oturmuştur.
2-bu güçlenme ile devam etselermiş, aldıkları İsrail ve
Amerika desteği ile de gelecekte bu milletin evlatlarını birbirlerine
kırdıracak iç savaşlara kadar varan sonuçlar çıkacakmış.
Çok şükür ki oranları binde birlere varmayan bir yapıda iç
yüzlerini bu Millet gösterdiler.
İçlerinde saf, masum, hala dini değerler için bir arada
olduklarını sanan, yediği lokmanın vebali ile bağlı olan, bu güne kadar aldığı
beyin yıkama eğitimi ile mankutlaşmış kimseler aslında çoğunlukta. Aldıkları
eğitim de “Vur kır, yalvar yakar, ağla sıkla, işini gör” mantığında olduğundan,
henüz tam anarşizmi kavrayamadılar. İşin başında kendilerini deşifre ettikleri
için teşekkür etmek lazım.
Artık anlaşıldı ki:
Bunlar dini değerler çizgisinde değil, bir masonik yapı
içindedirler.
Bunlar emirleri gözü yaşlı ZAT’tan değil onun
tercümanlığında ABD ve İsrailden almaktadırlar.
Bunların hizmet hareketi diye adlandırıldıkları ve para
kaynaklarının nereden geldiği anlaşılamayan faaliyetleri paravandır. Arkasında
yeni dünya düzeni denilen Amerikanın Dünyaya hakim olma ve İsraili de Asya
karakolu yapma planları vardır.
Bu güne kadar dar gelirli aile çocuklarını eğiteceğiz, kamil
insan yapacağız diye alıp birer BEYAZ KONTRGERİLLA yapmayı amaçladıkları ortaya
çıkmıştır.
Hükumet ve Halkımız aklıselim davranmıştır. Şimdi sıra
bunları ayıklayıp kandırılmış olanlara sahip çıkıp, elebaşılarını çöpe atıp
tükürük denizinde boğma zamanıdır.










