Gülen Olayı: BEYAZ KONTRGERİLLADIR

İlk yıllardaki güzel söylemler, yapılan sosyal işler sempatik bir çizgi çizdi. Ama bir parça dikkat eden ve biraz da içlerine girip çıkanlar gerçeği çok net gördüler. Bu hareket bir dini hareket değil, bir çıkar ve menfaat çetesi idi. Bu nedenle de NURCU diye tabir edilen Saidi Nursi talebeleri 3-5 parça oldular ve özellikle bunlardan uzak kaldılar.

13 Şubat 2014 00:00

Bizim nefsimize ağır gelen şeylerin bizim için daha hayırlı olabileceğini bilenlerdeniz.

Bu Gülen olayı da çok ucuz atlatılmış bir olaydır.

Milletimizin önemli hassasiyetleri vardır. Her türlü siyasi satılmışlığı yapanlar, iş başa düşüp de ciidi bir tehdit algılandığı zaman bir karış toprak uğruna canını verir. Dine diyanete küfreden, bir kaza, bela sebebi ile can tehlikesine düştüğünde dilinden dualar yakarışlar fırlayıverir.

Bu milletin en azılı düşmanlarından ve dünyanın başının belası, ABD, Fransa hatta İsrailin Kipa Marketleri (Kipa: İsrailoğullarının başlarına giydiği dinlerini temsil eden bez parçası) tıklım tıklım dolarken, kendi vatan evlatlarının yüzde yüz yerli ve kaliteli ürünleri sattıkları marketler siyasi nedenlerle topa tutulur. Sonra da yabancı marketlerden kendi yaptığı alışverişle elde edilen mermilerle çocuklar ve masum siviller öldürülürken emperyalist düşmanı oluruz.

Bayrağımız başımızın üstünde, göğsümüzde taşınacak bir kutsalımızdır.

Polise küfreder, molotof yumruk tekme kaldırım taşı atar, sinirimizi ona boşaltırız. Ama bir Mehmetçik karşısında devlete olan tüm saygımızı gösteririz.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama bir değerimiz var ki, tüm akan suları durutur. O da dini değerlerimizdir.

Bunu bildiğinden zaman zaman bize tuzak kuracaklar bu yolu denerler. Ali Kalkancı, aczimendi olaylarında olduğu gibi.

Faşist 80 ihtilalinden sonra Türkiye’de sağlam bir senaryoya başkahraman arayan dış güçler de Gülen’i biçilmiş kaftan olarak ellerinde bulmuşlar.

Daha önce İslam Dininin unutulmaya yüz tuttuğu bu coğrafyada, kellesini koltuğuna alıp ortaya çıkan ve Milletin inançlarına geri dönmesini sağlayan bir kaç muhteremin arasında ona da yer açıverdiler.

Gönülden değil de, istikbalden, mideden ve kasadan bağımlı olanlar da bir bir o tarafa yöneldi, meyletti.

İlk yıllardaki güzel söylemler, yapılan sosyal işler sempatik bir çizgi çizdi. Ama bir parça dikkat eden ve biraz da içlerine girip çıkanlar gerçeği çok net gördüler. Bu hareket bir dini hareket değil, bir çıkar ve menfaat çetesi idi. Bu nedenle de NURCU diye tabir edilen Saidi Nursi talebeleri 3-5 parça oldular ve özellikle bunlardan uzak kaldılar.

Bu hareket Özal döneminde temellendi ve Tayyip döneminde de palazlandı.

Öyle la işin içinde Dini değerler vardı. Bu memlekette Din adına yola çıktım de, bu halk paspas olur. Yanlış aramaz, yanlışı görse de “aklımız ermez” der ve örtbas eder. Bunlar da bu zemini lehlerine çok güzel kullandılar.

Bir anda kilit noktalarda adamları, çuvallar dolusu paraları, yalan yanlış yazan ama cafcaflı medyaları, Papa dan dostları, yahudiden yoldaşları, Amerika’da malikaneleri olmaya başladı.

Gidişat belli idi: Amerika ve İsrailin Orta Asya ve Afrika'da başka güçlere karşı bir gizli güç oluşturmak. İran devriminden sonra Orta Asya ülkelerinde artan İran ve Rus hegemonyasına karşı sempatik bir İslam görünüşlü örgütlenme. Sular aktı, değirmenler döndü, senaryo çok güzel işledi.

Hareketin merkezi Türkiye için ise hakim güçler olan, Emniyet, Adalet, Ekonomi ve son aşamada da Askeri güçlerde  etkin olarak gelecekte kontrolden çıkmış Bir Türkiye Cumhuriyetini bu güçlerle kontrol etmek. Yani BEYAZ KONTRGERİLLA...

Bu hızlı yükseliş başlarını döndürmüş olacak ki, sirke olmadan küpe girmek için ilk denemelerini gezi parkı olaylarında örtülü ve dersane olaylarında da açıktan yapmaya kalktılar.

Bir Anayasa kitapçığı atılınca, iki satırlık bir muhtıra verilince, üç beş yürüyüş ve bombalı eylemle yıkılıveren iktidarları ezberlediklerinden bu antrenmanlar onlar için ilk deneme olacaktı.

Ne iktidar, ne Halk ne de aklıselim sahibi toplum bireyleri bu dolmayı yutmadı. Onların bu ilk denemeleri de tutmadı.

Aslında onlara teşekkür etmek gerekiyor:

1-Türkiye'nin artık ufak tefek çalkantılara pabuç bırakmayacak bir demokratik düzeni oturmuştur.

2-bu güçlenme ile devam etselermiş, aldıkları İsrail ve Amerika desteği ile de gelecekte bu milletin evlatlarını birbirlerine kırdıracak iç savaşlara kadar varan sonuçlar çıkacakmış.

Çok şükür ki oranları binde birlere varmayan bir yapıda iç yüzlerini bu Millet gösterdiler.

İçlerinde saf, masum, hala dini değerler için bir arada olduklarını sanan, yediği lokmanın vebali ile bağlı olan, bu güne kadar aldığı beyin yıkama eğitimi ile mankutlaşmış kimseler aslında çoğunlukta. Aldıkları eğitim de “Vur kır, yalvar yakar, ağla sıkla, işini gör” mantığında olduğundan, henüz tam anarşizmi kavrayamadılar. İşin başında kendilerini deşifre ettikleri için teşekkür etmek lazım.

Artık anlaşıldı ki:

Bunlar dini değerler çizgisinde değil, bir masonik yapı içindedirler.

Bunlar emirleri gözü yaşlı ZAT’tan değil onun tercümanlığında ABD ve İsrailden almaktadırlar.

Bunların hizmet hareketi diye adlandırıldıkları ve para kaynaklarının nereden geldiği anlaşılamayan faaliyetleri paravandır. Arkasında yeni dünya düzeni denilen Amerikanın Dünyaya hakim olma ve İsraili de Asya karakolu yapma planları vardır.

Bu güne kadar dar gelirli aile çocuklarını eğiteceğiz, kamil insan yapacağız diye alıp birer BEYAZ KONTRGERİLLA yapmayı amaçladıkları ortaya çıkmıştır.

Hükumet ve Halkımız aklıselim davranmıştır. Şimdi sıra bunları ayıklayıp kandırılmış olanlara sahip çıkıp, elebaşılarını çöpe atıp tükürük denizinde boğma zamanıdır. 


 
cemaat vakıf yardımlaşma dayanışma gülen konturgerilla ABD israil
Bu Haber 1990 defa okunmuştur.
 
 
Yorum Ekleyin