GEZEN KİTAP (OKU - VER, OKU - BIRAK)

Olumsuz eleştirileri duyar gibiyim: “Bizim insanımız sobada yakar da gene bir yere bırakmaz, Alır götürür hurdacıya satar, yırtar devramber külahı yapar, kitaplarda siyaset varsa karşı taraf arkadan beddua eder, tutmaz bu iş uğraşma boşuna”

22 Ocak 2014 00:00

OKU - VER

OKU - BIRAK

 

Kötü bir alışkanlık ama iyi bir sigara tiryakisiyim. Bugüne kadar da sigaraya tercih ettiğim şey kitap olmuştur. Ankara’daki öğrenciliğimde cebimde kalan son para ile sigara yerine kitap aldığımı hatırlarım.

Ucuz olsun diye uzun süre kaldırımlardaki sahafların kitaplarını karıştırdığım, bazı kitapları onlara sipariş ettiğim ve ne kadar uzakta olursa olsun bir kitap için saatlerce yol gittiğim olmuştur. Aldığım kitapların arasına, beğendiğim halde, paramın yetmediğini anlayan sahafın sıkıştırdığı hediye kitap, bana dünyayı fethetmişim duygusu vermişti.

Ne yapıyordum o kitapları?

Soluksuz okumaya başlardım. Otobüste, banliyöde, bir duvar üzerinde ya da bir bankta. Başlanan kitaba bitmeden ara verdiğim pek görülmemişti. Bittikten sonra da bir cimrinin altını misali en sağlam yerlerde, ama kolay ulaşılacak yerlerde saklardım kitaplarımı.

Bunlar arasında siyasi görüşümü yansıtanlar olduğu gibi taban tabana zıt kitapları da harfiyyen okur biriktirirdim. Tabi başımın belaya girdiği, Siyasi Şubede Marks’ın kapitali, Türkeş’in 9 ışığı, ve hatta Elmalı Tefsiri gibi temel kaynak eserlerden dolayı gecelediğim bile olmuştur. Üstelik Siyasi Şube Müdürünün bu kadar geniş yelpazeli fikirleri içeren yüzlerce kitabın evimde bulunmasına aklı ermemiş, adamın zihni mort olmuştu. Siyasal Bilgiler Fakültesi kimliği bile bu kitapları benim okumam gerektiğini ve dünya siyasetini öğrenmem gerektiğini anlatamamıştı.

Peki ne oldu o kitaplar?

Daha sonra Kitap – Kırtasiye mesleğinde ekmeğimi kazanmaya başlayıp da kitap üretim ve tedariki de kolaylaşınca evde çıngar çıktı. Ev kitap deposuna dönüştü. Çocuklarımdan sadece Sevgili Kızım kitap okuma konusunda hevesli, diğer Sevgili iki evladım pek oralı değildi.

Lüzumsuz insanlar olur ya hani kokuşmuş düzene karşı savaşan. Onlar kütüphaneler oluşturmaya başladılar. KMÜ ye, Kırmahalle Büyük Cami Şadırvanına, Köy Okullarına, Kasabalara, Cezaevlerine.

Evde sıkıntı veren ama kendileri de okunmadıkları için büyük azap gören kitapları paketler halinde kütüphanelerin niteliklerine gire dağıtmaya başladım. İlk zamanlar üstüne isim adres vs. yazmamıştım. Ama bu dağıtım işi bana öylesine keyif verdi ki bir konu dışındaki binlerce kitabımı dağıttım. En büyük keyfi de çocuklara bayram harçlığı yerine paket paket kitaplar dağıtarak aldım.

Şimdi pişman mıyım? Evet Hem de çok..

Sevgil dostum, kardeşim, güzel insan Hilmi Erdoğdu’dan bir e-posta alınca yanlışımı anladım.

Kaşke o kitapları bu kütüphaneler yerine Hilmi’nin bana yolladığı e-postadaki sistemle dağıtsa imişim. Kütüphanelerde ne kadar el değiyor, okunuyor bilmiyorum ama, bu yöntem daha güzel olacakmış.

İşte o e-postadan pasajlar:

 “Yeni bir moda çıkmış : Birtakım meçhul kişiler kamuya açık yerlere birtakım kitaplar bırakıyorlarmış.
Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla karşılaşıyorsun.
Mahallede yaşayan birçok kadın ve erkeğin ortaklaşa kullandığı 'çamaşır yıkama merkezine' gidiyorsun, makinelerden birinin üstünde bir kitap. Trene biniyorsun, aaa, koltuğunda bir kitap bulunuyor.

'Marketten' alışveriş ederken elini atıyorsun, birisi bisküvi paketleriyle cips paketlerinin arasına bir kitap yerleştirmiş.
Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap...

Define bulmak gibi !
Roman, şiir, öykü, deneme, artık bahtına ne çıkarsa...

.....

Kitabı bırakan kişi kimliğini gizli tutuyor, kitabın parasını da helal ediyor. Tek ricası var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere bırakın da başkaları da yararlansınlar.

.......

Türkbükü'nde plajdayım. Bir baktım, yattığım yerde bir kitap var.. Adı, 'Yıldızlı, yağmurlu geceler'…

'Ah, biri unutmuş' derken, kapağını açıp içine bakmak istedim ve beni şaşırtan bir yazı gördüm ;
'Ben bu kitabı severek okudum. Ve bitirdiğim yerde bırakıyorum. Sizin de seveceğinize eminim.
Severseniz okuyun, sevmezseniz aynen bulduğunuz yerde bırakın. Okursanız, numara verdikten sonra sizde olduğunuz yerde bırakın lutfen..

03/2005 Türkbükü...'

03… Üçüncü kişinin bu kitabı bıraktığını belirtiyormuş. . Diğer iki kişiden biri İstanbul'da bırakmış, diğeri ise Bodrum'da bırakmış..”

Harika bir yöntem.

Şu andan itibaren bunu uygulayacağım. Bir metin hazırlayıp kitabın ilk sayfasına sağlam bir kağıtla yapıştırıp şu andan tezi yok bu uygulamaya başlayacağım.

Olumsuz eleştirileri duyar gibiyim: “Bizim insanımız sobada yakar da gene bir yere bırakmaz, Alır götürür hurdacıya satar, yırtar devramber külahı yapar, kitaplarda siyaset varsa karşı taraf arkadan beddua eder, tutmaz bu iş uğraşma boşuna”

Olsun! Topal karınca misali tarafım belli olsun, karanlıkta bir kibrit çok şeydir, başkalarına da örnek olur, şimdiki gençlerimiz fevkalade güzel yetişiyor onlar bu işe destek verir.

Raflarda yıllardır el değmeyen kitaplara bir hareket getirmiş oluruz.

“GEZEN KİTAP” adı ile bu hareket tutarsa, dünya için büyük bir gelişme, tutmaz ise benim için görevimi yapma mutluluğu ile sonuçlanır.

Sizlere de tavsiye ederim.

 

 

 
kitap oku bırak kütüphane
Bu Haber 1826 defa okunmuştur.
 
 
Yorum Ekleyin