GEZEN KİTAP (OKU - VER, OKU - BIRAK)
Olumsuz eleştirileri duyar gibiyim: “Bizim insanımız sobada yakar da gene bir yere bırakmaz, Alır götürür hurdacıya satar, yırtar devramber külahı yapar, kitaplarda siyaset varsa karşı taraf arkadan beddua eder, tutmaz bu iş uğraşma boşuna”
OKU - VER
OKU - BIRAK
Kötü bir alışkanlık ama iyi bir sigara tiryakisiyim. Bugüne
kadar da sigaraya tercih ettiğim şey kitap olmuştur. Ankara’daki öğrenciliğimde
cebimde kalan son para ile sigara yerine kitap aldığımı hatırlarım.
Ucuz olsun diye uzun süre kaldırımlardaki sahafların
kitaplarını karıştırdığım, bazı kitapları onlara sipariş ettiğim ve ne kadar
uzakta olursa olsun bir kitap için saatlerce yol gittiğim olmuştur. Aldığım
kitapların arasına, beğendiğim halde, paramın yetmediğini anlayan sahafın sıkıştırdığı
hediye kitap, bana dünyayı fethetmişim duygusu vermişti.
Ne yapıyordum o kitapları?
Soluksuz okumaya başlardım. Otobüste, banliyöde, bir duvar
üzerinde ya da bir bankta. Başlanan kitaba bitmeden ara verdiğim pek
görülmemişti. Bittikten sonra da bir cimrinin altını misali en sağlam yerlerde,
ama kolay ulaşılacak yerlerde saklardım kitaplarımı.
Bunlar arasında siyasi görüşümü yansıtanlar olduğu gibi
taban tabana zıt kitapları da harfiyyen okur biriktirirdim. Tabi başımın belaya
girdiği, Siyasi Şubede Marks’ın kapitali, Türkeş’in 9 ışığı, ve hatta Elmalı Tefsiri
gibi temel kaynak eserlerden dolayı gecelediğim bile olmuştur. Üstelik Siyasi
Şube Müdürünün bu kadar geniş yelpazeli fikirleri içeren yüzlerce kitabın
evimde bulunmasına aklı ermemiş, adamın zihni mort olmuştu. Siyasal Bilgiler
Fakültesi kimliği bile bu kitapları benim okumam gerektiğini ve dünya
siyasetini öğrenmem gerektiğini anlatamamıştı.
Peki ne oldu o kitaplar?
Daha sonra Kitap – Kırtasiye mesleğinde ekmeğimi kazanmaya
başlayıp da kitap üretim ve tedariki de kolaylaşınca evde çıngar çıktı. Ev
kitap deposuna dönüştü. Çocuklarımdan sadece Sevgili Kızım kitap okuma
konusunda hevesli, diğer Sevgili iki evladım pek oralı değildi.
Lüzumsuz insanlar olur ya hani kokuşmuş düzene karşı savaşan.
Onlar kütüphaneler oluşturmaya başladılar. KMÜ ye, Kırmahalle Büyük Cami
Şadırvanına, Köy Okullarına, Kasabalara, Cezaevlerine.
Evde sıkıntı veren ama kendileri de okunmadıkları için büyük
azap gören kitapları paketler halinde kütüphanelerin niteliklerine gire
dağıtmaya başladım. İlk zamanlar üstüne isim adres vs. yazmamıştım. Ama bu
dağıtım işi bana öylesine keyif verdi ki bir konu dışındaki binlerce kitabımı
dağıttım. En büyük keyfi de çocuklara bayram harçlığı yerine paket paket
kitaplar dağıtarak aldım.
Şimdi pişman mıyım? Evet Hem de çok..
Sevgil dostum, kardeşim, güzel insan Hilmi Erdoğdu’dan bir
e-posta alınca yanlışımı anladım.
Kaşke o kitapları bu kütüphaneler yerine Hilmi’nin bana
yolladığı e-postadaki sistemle dağıtsa imişim. Kütüphanelerde ne kadar el
değiyor, okunuyor bilmiyorum ama, bu yöntem daha güzel olacakmış.
İşte o e-postadan pasajlar:
“Yeni bir moda çıkmış : Birtakım meçhul kişiler kamuya
açık yerlere birtakım kitaplar bırakıyorlarmış.
Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, bankta bir kitapla
karşılaşıyorsun.
Mahallede yaşayan birçok kadın ve erkeğin ortaklaşa kullandığı 'çamaşır yıkama
merkezine' gidiyorsun, makinelerden birinin üstünde bir kitap. Trene
biniyorsun, aaa, koltuğunda bir kitap bulunuyor.
'Marketten' alışveriş
ederken elini atıyorsun, birisi bisküvi paketleriyle cips paketlerinin arasına
bir kitap yerleştirmiş.
Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap...
Define bulmak gibi !
Roman, şiir, öykü, deneme, artık bahtına ne çıkarsa...
.....
Kitabı bırakan kişi kimliğini gizli tutuyor, kitabın parasını
da helal ediyor. Tek ricası var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere
bırakın da başkaları da yararlansınlar.
.......
Türkbükü'nde plajdayım.
Bir baktım, yattığım yerde bir kitap var.. Adı, 'Yıldızlı, yağmurlu geceler'…
'Ah, biri unutmuş'
derken, kapağını açıp içine bakmak istedim ve beni şaşırtan bir yazı gördüm ;
'Ben bu kitabı severek okudum. Ve bitirdiğim yerde bırakıyorum. Sizin de
seveceğinize eminim.
Severseniz okuyun, sevmezseniz aynen bulduğunuz yerde bırakın. Okursanız,
numara verdikten sonra sizde olduğunuz yerde bırakın lutfen..
03/2005 Türkbükü...'
03… Üçüncü kişinin bu kitabı bıraktığını belirtiyormuş. . Diğer iki kişiden
biri İstanbul'da bırakmış, diğeri ise Bodrum'da bırakmış..”
Harika bir yöntem.
Şu andan itibaren bunu uygulayacağım. Bir metin hazırlayıp
kitabın ilk sayfasına sağlam bir kağıtla yapıştırıp şu andan tezi yok bu
uygulamaya başlayacağım.
Olumsuz eleştirileri duyar gibiyim: “Bizim insanımız sobada
yakar da gene bir yere bırakmaz, Alır götürür hurdacıya satar, yırtar devramber
külahı yapar, kitaplarda siyaset varsa karşı taraf arkadan beddua eder, tutmaz
bu iş uğraşma boşuna”
Olsun! Topal karınca misali tarafım belli olsun, karanlıkta bir
kibrit çok şeydir, başkalarına da örnek olur, şimdiki gençlerimiz fevkalade
güzel yetişiyor onlar bu işe destek verir.
Raflarda yıllardır el değmeyen kitaplara bir hareket getirmiş
oluruz.
“GEZEN KİTAP” adı ile bu hareket tutarsa, dünya için büyük bir
gelişme, tutmaz ise benim için görevimi yapma mutluluğu ile sonuçlanır.
Sizlere de tavsiye ederim.









