Dersane Rezaleti

Dersanler suni bir eğitim kalitesi getirmiş görünse de bir yanda tahsilli cahiller, diğer yanda da fakirliğin sıkıntısından girdiği bunalımla toplum düşmanları türetmiştir. Yerinde bir kararla dersaneler kaldırılmalıdır.

22 Aralık 2013 00:00

DERSANE REZALETİ

 

Bir dersane rezaleti aldı başını gidiyor.

Dün çıkarlarına geldiği için alkış tutanlar bu gün çıkarları zedelenecek diye sabi sübyanın “hak eşitliğine” karşı çıkarak büyük yaygaralar koparabiliyorlar.

Hem de ne yaygara.

Hiç hadleri olmadığı halde olmadık iftiralar, beyanlar ve kıyaslamalarla. Hatta bu Ülke tarihine “kara bir leke” olarak geçen darbelerle bile kıyas yapabilecek kadar densizleşebiliyorlar. İnsanları firavunlara benzetebiliyorlar. Bir de bunu yapanlar güya İslam’ın derin hoşgörü ve insana sevgisinden bahsediyorlar.

Yıllardır parası olan ailenin çocuğunun kazandığı, parası olmayanın harcandığı bir eğitim düzenini oluşturduklarından vicdan azabı duymak yerine, bu yanlıştan dönülme kararına arsızca saldırılarla karşı çıkabiliyorlar.

Dersaneler eğitim camiamızın bir kangrenidir. Ameliyat edilmeli ve tedavi görmelidr. Kangren bir uzuv gibi kesilip atılmalıdır. Yoksa bedeni götürecektir. O dersaneler sayesindedir ki dar gelirli aile çocukları daha tahsillerinin ilk yıllarında eğitimden soğumakta ve tiksinmektedir. Her şeyin para olduğu mantığı, körpecik dimağlara dersaneler sayesinde kazınmaktadır.

Bu güne kadar zeki, çalışkan, başarılı ama parasız yüz binlerce evladın vebali bu dersanelerdedir.

Dersanler suni bir eğitim kalitesi getirmiş görünse de bir yanda tahsilli cahiller, diğer yanda da fakirliğin sıkıntısından girdiği bunalımla toplum düşmanları türetmiştir.

Yerinde bir kararla dersaneler kaldırılmalıdır.

Bu toplumun inançlarına yakın bulduğundan ses çıkarmadığı, hatta sempatik bulduğu bu tepkicileri bilenler bilir. Takiyye, çıkar için yandaşlık, makam ve mevki için taviz, maddi ve manevi gelir elde edebilmek için kılıfına uydurma ustası bu gürüh, bir anda parladı.

Bu sefer hasır altından su yürüterek,  gizli tehdit ve şantajlarının tutmayacağını anladıklarından, aleni saldırı metodunu deniyorlar.

Bir açıdan bu tutumları çok iyi oldu. Dindar kesim içinde, ne olduklarını yakınen bilenler tarafından bilinen bu gürüh, son yıllarda meydanı boş bulup epey palazlanmıştı. Bir şekilde iç yüzlerinin bilinmesi, görülmesi ve toplum tarafından ona göre tedbir alınması gerekiyordu. Bu dersane tepkisi tam da onların gerçek yüzlerini, ne kadar evrensel değerlere bağlı olduklarını, ne kadar develete güvenlerinin olduğunu, ne kadar güvenilir olduklarını, ne kadar sözlerinin eri olduklarını, ne kadar yapıcı olduklarını, ne kadar toplum için çalıştıklarını, İslam’ın özüne ne kadar bağlı olduklarını bir anda ortaya koydu.

Marifetleri toplumun sağduyusuna, güven ve desteğine bağlı olduklarından, bu davranışları, bu desteği yok edecektir.

Bunların bu salvoları peş peşe iki seçimden ve Ülkenin geçmekte olduğu kritik siyasi dönemden istifade ederek: “Bak ha çekilirsek, haliniz harap olur. Bu günde bizim oyumuza, desteğimize ihtiyacınız var. Yoksa çok kan kaybeder ve bir daha da kendinize gelemezssiniz” mantığındaki tezlerine dayanıyor.

Her seçimde büyük tartışma konusu olan cemaat oyları sanıldığı kadar çok ve etkin de değildir. Üstelik ne kadar emrederseniz emredin, vicdana dayalı oy sisteminde, kıvırmayı öğrettiğiniz mensuplarınız da oy verirken, öğrendikleri kıvırmayı pek ala yapabilirler. Geçmişte bunun örneği çok görülmüştür.

1970 li yıllarda başlayan “inanacını yakından tanıma” bu toplumu artık çok bilinçlendirmiştir. Kör taassup ve körü körüne itaat yerine, gerçekleri araştıran, okuyan, anlayan ve uygulayan nesiller yetişmektedir.

İki cihan saadetinin gerçek yolunu dindarlar çok iyi bilmekte ve kişi veya gurupların yanlış ayak izinden o saadetlerin bulunmayacağını, gerçek yolun HAK yolu olduğunu ve o yolda nasıl yürünmesi gerektiğini bilen insanlar vardır artık. En azından büyük ekseriyet sizin gibi kıvırmalarla, menfaat şebekesi oluşturarak, çıkarlara dokunulunca dindarlık adına çeteleşmenin olmayacağını bilmektedir.

 Öte yandan insanımızın hala çok saygı duyduğu, değerleri en güzel şekilde ortaya koyan cemaatler de vardır ve bu cemaatler  de bu tepkiciler yüzünden zarar görmektedir. Bunlar onlara kıyas olmamalıdır. Olamaz da...

Bu çıkış bir noktadan daha iyi olmuştur. Bunları yakından tanıyanlar, bunların güya iktidarın yanında verdikleri fotoğraf karesinden bir hayli rahatsızlardı. Karşı safa geçmeleri, iktidarın saflarını daha da kalabalıklaştıracak, en azından bunların orada olmamasından dolayı rahat ve huzur içinde olacaklardır.

Kişi haddini bilmelidir. Kişi ya kafir ya da inançlı olmalıdır. Ortası münafıklıktır ve kafirlikten daha tehlikelidir.

Bir kulun yazdığı kitapları okuyanlar, ezberleyenler,  o kitapları anayasa ve projektör sayanlar, kainatın insan tarafından yazılmamış ve tek noktasına dahi dokunulmamış TEK KİTABINI da okuyup, iyi anlamalıdırlar...

 

 
dersane
Bu Haber 1350 defa okunmuştur.
 
 
Yorum Ekleyin