Yerel Basın Herkese Lazım
Resmi kurumlar, siyasi kurumlar, STK lar ve tüm kamuoyu onlara nasıl bakıyor?
Yerel Basın Herkese Lazım
Yaşamak nefes almaktır. Havaya ihtiyacımız vardır.
Nefes alıyor ve yaşıyorsanız, bu yaşamın devamı için ekmek
lazımdır, su lazımdır, barınma ve korunma ihtiyaçları vardır.
Toplum da bir canlı gibi değerlendirilmelidir. Toplumun devamı için zaruri
şartlar vardır. Toplumun medeni bir kalkınmayı gerçekleştirip, huzurlu
yaşayabilmesi için de daha iyi şartlara ihtiyaç vardır.
Resmi kurumlar bu nedenle oluşur, STK lar (Güya) bu nedenle
kurulur…
Ama 4. Kuvvet diye adlandırılan bir kuvvet vardır ki toplum
onu bir ilaç gibi görür. Hem de reçetesiz ve beleş alınabilecek bir ilaç. O
ilacın adı Basın-Gazete-Medyadır…
Kimin başı ağrısa ilk koştuğu mecra onlardır… Kim kendisini
göstermek isterse o kapıyı çalar…
Yarım asırdan fazla oldu bu sektörde koşuşturmaya
başlamamız. Büyüklerimiz ve Abilerimiz vardı. Öyle çok da değil. Bir iki tane…
İçlerinde sert olanlar vardı, yanına yaklaşırken bile “destur” istenecek tipte
olanlar vardı. İki kelimeyi bir araya getirip de bir haber metni oluşturmaktan aciz
olanlar da vardı. Ömürlerinde tek bir satır yazıları yayınlanmamış ama adları
büyük gazeteci olanlar bile vardı.
Tüm bunlara rağmen de bir ASALET vardı.
Saygı ve karşılığında sevgi vardı. Hizmet ve karşılığında
kariyer ve takdir vardı. Sertlik hiç olmaz, hele hele kem söz ve kaba davranış
affedilmezdi. Şehrin Belediye Başkanı, Kaymakamı vb. daha bıyıkları yeni
terlemiş cevval, ergen gazeteci karşısında bile seviyeli davranır onun sadece
“O” olmadığını o şehirde yaşayanların ortak sesi olduğunu bilirdi.
Geçmişi uzatmayalım. Anlatmakla bitmez… Bu güne bir göz
atalım:
Günümüzde çok sayıda Gazeteci-Medya Mensubu-Basıncı var
yerelde. Heyecanlı, atarlı ve havalı olanları da var, oturaklı, sakin ve
kariyer görünümlü olanları da. Ama o atarlı, heyecanlı gençlerin hiç birisinden
bu güne kadar ciddi bir yanlış görmedik. Yaşayan en yaşlı gazeteci olarak Birol
Kuytan Abimi uğurladıktan sonra TEK kaldık. Ve hepsinden de bu özelliğimize
yakışan saygı ve hürmeti de gördük. Sağ olsunlar.
Elbette hataları oluyor, yanlışlar yapıyorlar, eksikleri
oluyor. Ama ne zaman ki bunları ikaz etsek canla başla toparlamaya çalışıp
doğruyu arıyorlar.
Bizim bu kadar sevdiğimiz bu gençlerimiz ve onların yanında
yarım asrı geçmiş TANK gibi DEVLET gibi olmuş basın kurumları ve basıncılar
genelde nasıl görünüyor?
Resmi kurumlar, siyasi kurumlar, STK lar ve tüm kamuoyu
onlara nasıl bakıyor?
Kısaca; olumsuz ve kayıtsız. Buna en yüksek mülki amirden
tutun da sokaktaki vatandaşa varıncaya kadar herkesi dahil edebilirsiniz.
Ama varlığına kayıtsızı kalınan küçümsenen hatta laf
arasında laf sokuşturulan bu güç ne zaman hatırlanıyor?
İş düştüğünde…
Ne zaman birilerine laf sokulacaksa onların kapısı
çalınıyor, ne zaman laf sokan birisine cevap verilecekse onların kapısı… Ne
zaman birinin başı dara düşse yine aranan onlar.
Ne zaman birisi bir yerlere aday falan olsa, seçim olsa aranan
onlar. Kendilerini küçük dağların yaratıcısı gibi görüp de tır dolusu paralarla
iş yapanlar, bir gün onların hatırını sormazken, işlerine sinek pislese onların
kapısına koşuyor. Onlar aracılığı ile reklam yaptırmak için bütçe ayırmayanlar
onları kafaya alıp beleş reklam yaptırma derdinde.
Vallahi yine de seviyeli insanlar ki benim yerel medya mensubu
kardeşlerim; onların o anlarında “Hadi len” demiyorlar… Karamanı düşünerek yine
de güç vermeye çabalıyorlar.
Hele hele herhangi bir konuda bir fikir beyan etmeye
kalksalar ve bunu yayın organlarında medeni bir biçimde, fikir hürriyeti ve
basın ahlak yasası çerçevesinde dile getirseler bile “LAİN” ilan ediliveriyorlar.
Geçmişte bu durumda olanlar çok oldu.
Günümüzde resmi yerel basının sıkıntıları tavan yaptı. 60 lı
yılların sonundan beri sektörde bu tür sıkıntıları defalarca yaşadık. Yerel
Basın sektörünün bu gün içinde bulunduğu durumdan haberi olup da “bana ne”
diyenlerin iyi niyetinden bahsedilemez. Gün gelip onlar da benzer sıkıntıya
düştüklerinde basın “BANA NE” demez ve diyemez. Yine onların yanında yer alır. Yerel
basın en çok da o “bana ne” diyenlere lazımdır aslında.
Ama tabi ayakta kalırsa…
4. Kuvvet olarak basın ayakta kalmalıdır. Asırlık zaman dilimi ile ifade
edilebilecek güçlü kurumlar bir sarsıntı geçirse bile, tecrübe ve deneyimleri
ile bunu atlatırlar, ama güçleri kırılır. Yerel Medyanın gücü o bölgenin
gücüdür aslında.
Güçlü bir Karaman İLİ, güçlü bir bölge ve güçlü bir ülke
istiyorsak; resmi kurumların en üst kademesinden başlayıp, tüm kurum ve
kuruluşlar, STK lar, sanayiciler, iş adamları, tüccarlar, esnaf ve sanatkar,
hatta sokaktaki vatandaş olarak, bu iyi niyetle gayret eden YEREL BASINA güç ve
kuvvet vermeliyiz…
Zor - kolay bu günler geçer… Ama her şeyi yazamayan yerel basın da bu günlerde
olup biteni hafıza defterine elbette yazar.
Tüm meslektaşlarıma güçlüklerle mücadeledeki başarılarından
dolayı kutluyor, sevgiler sunuyor kolaylıklar diliyorum…
https://www.karamandauyanis.com/yazarlar/misafir-yazar/yerel-basin-herkese-lazim/1648/?fbclid=IwAR2sSoSGXkhPquZxNbfTBp5gzKnfD5DFACr2A7rT_RJRjaWfkLHmfXgsZos









