Sosyal Çılgınlık

Bu trafiğin tek şartı EDEP idi. Türk olsun, Müslüman olsun ya da gavur olsun fark etmezdi. İlk şart EDEP.

14 Eylül 2019 13:15

Sosyal Çılgınlık

 

Yazışarak konuşmaya 70 li yılların ilk yarısında başladık. Evet, yanlış okumadınız. 70 li yıllar. 12 Eylül faciasından önce. Faks,  Bilgisayar, internet, cep telefonu ve hatta otomatik telefonlar yok iken. Telefonlar hala çevirmeli ve şehir dışı görüşmeler PTT santralı aracılığı ile yapılıp saatlerce, günlerce beklenildiği yıllarda.

Bizi yazılı mesajlaştıran sistem “TELEKS” idi. Hayat yolu, öğrenciliğimizi devam ettirebilmek için bizi çalışmaya zorlamış ve bir bankanın “Teleks Operatörü” oluvermiştik. Karmaşık bir sistemi Rabbin verdiği akıl, izan ve kabiliyetle zorlamış, kısa sürede iyi bir “teleksçi” oluvermiştik.

O çağları yaşamayanlar veya yaşayıp da merak etmemişler için teleksi anlatalım.

PTT bünyesindeki bir özel santrala tellerle bağlı hatlar üzerinden iki daktilonun karşılıklı yazışması denilebilir. Öyle ki; tarafların kendi daktilosuna yazdığı yazılar, karşı tarafın daktilosu tarafından sinyal olarak algılanır ve o daktilo da aynı yazıları kağıda dökerdi.

Mors alfabesinin (telgraf şifreleri) bir santim iki milim enindeki kâğıda delinmesi ile şeritler de hazırlanabilir ve çok uzun mesajlar bunları makineye bağlanarak verilirdi.

Bu cihaz ile 100 civarında dış ülke ile ve onlarca şehrimizle, sabahtan akşama bankacılık işlerini bu sistemleri kullanarak halletmeye çabalardık.

Elbette karşıdaki operatör ile de gerek iş gereği gerekse de özel konuşmalar olurdu. Ücretlendirme süreye bağlı olmadığından rahat ve uzun konuşmalar kaçınılmazdı.

Teleks haberleşme sistemi kendi arasında kısaltmalar, kodlar ve şifreler geliştirmişti. Bankacılık sistemi de kendi işlemleri için şifre, özel sinyal ve kodlamalarla güvenlik sağlamış milyonlarca liralık işlemler garanti altına alınmıştı. Çalıştığım dönem içerisinde bu sistemin hiçbir hatasına rastlamadık.

Bunlar nerden çıktı?

Sosyal medya çılgınlığından.  Sosyal medya salında uçuruma koşmamızdan.

Görmediğimiz tanımadığımız Türk ve yabancı, belki de yüzlerce kişi ile baş dödürücü bir görüşme trafiği yaşanırdı.

Bu trafiğin tek şartı EDEP idi. Türk olsun, Müslüman olsun ya da gavur olsun fark etmezdi. İlk şart EDEP.

Belki de bu sağlıklı işleyişin temeli bu edep idi.

Ben bir hata yapmış bile olsam karşı tarafın girişi “Özür dilerim, şu noktaları bir daha kontrol eder misiniz? Sanırım bir yanlışlık var” şeklinde olur, Hata düzelince de hatayı düzeltenin “Teşekkür Ederim” ifadesine “Est. Biz tşk ed” kısaltması ile cevap verilirdi. (Farklı ülke vatandaşları geliştirilmiş ortak teleks kısaltma dilini kullanırdı)

En büyük gerginliklerin en uç noktası, ya ünlem ya da tüm yazıyı büyük harflerle yazmak olurdu. Gereksiz bir şekilde karşılıklı yazışmayı büyük harf ile sürdürmek, karşı tarafa hakaret ve küfür anlamı taşır, büyük harf yazmaktan kaçınılırdı.

Yazışmaların (konuşmaların) kanıtlanması kod şifre ve sinyal kullanılmadıkça imkansız olmasına rağmen insanlar son derece medeni, sabırlı, saygılı ve nazikti. 

Günümüz mesaj sistemlerinin tıpa tıp aynısı olan bu sistemi gördükçe toplumun uçuruma depar attığını görüp üzülüyoruz.

Telgraf haberleşmesi ile başlayıp, teleks sitemi ile devam eden sonra faks sistemi ile şekillenip günümüzde internetin tün imkanları kullanılarak başlayan yazılı haberleşme çığırından çıktı.

Bu sistemlerin yazılı olmayan ama yerleşmiş kuralları ve gelenekleri de bir anda yok oldu gitti.

EDEP rafta bir yerlerde kayboldu. Herkes her konuda alim, kendi hayatında kral oldu. Herkes kabadayı, herkes, 18 canavarı yenmiş masal kahramanı oluverdi.

Bir zamanlar söyleyenin kulaklarının ucuna kadar kızardığı küfürler, selamlaşmada kullanılır oldu.    

İnternet yolu ile işlenen suçlar ya da sosyal medyanın aracı olduğu suçlar, çığ gibi arttı. Bir zamanlar kamera ve videoyu eğitim, kültür ve sanat için kullanmayı beceremeyen, sadece pisliklerinde kullanan toplumumuz şimdilerde sosyal medyayı aynı amaçlarla ve daha da vahşi kullanır hale geldi. Aynadaki görüntüsüne aldanıp, kendisini insan ve adam sayanlar en bariz küfürleri, hakaretleri, müstehcenlikleri ve ahlaksızlıkları 7 den 77 herkesin okuyup görebileceği mahallerde paylaşarak aynada gördüğü sıfatın taban tabana zıttı olduğunu kanıtlar hale geldi.

Birileri bu sistemlerle geziye çıktı, birileri ihtilal yapmaya kalktı, birileri ne kadar kaliteli insan olduğu ispatına kalktı, birileri halka afyon yutturmak için formüller icat etti. Hatta artık devletleri bile sosyal medya aracılığı ile yönetme peşindeyiz.

Öyle ise bu sistemlerin bir EDEB i olmalı. Buna uymayanların da bir kontrol sistemi olmalı.

Utanç noktalarının en ucundaki paylaşımları Şikayet etiğimiz sosyal medya sitelerinin verdiği “Şikayet etiğiniz konu incelendi. Topluluk kurallarımıza aykırı bir tarafı görülmedi” şeklindeki cevaplar bu konuda koordineli ve gizli amaçları olan bir teorinin varlığını kanıtlıyor.

Bunları düzenlemek ve bu yanlışlara engel olmak amacı ile kurulmuş bir bakanlık ve ona bağlu birimlerin varlığı, yoklukları kadar gerçek. Sabahtan akşama protokol kuralları icra etmek, ziyaret, kutlama mesajı ve üst makamlara kalın dosyalar vermekle meşgul iken, toplumun depar atarak uçuruma gittiğini görmelerine imkân yok.

TV kanalarındaki her saniyesi çığlık, nara, hakaret, küfür, fuhuş, cinsellik, gasp, tabanca, bıçak, kavga intikam olan, komedi programlarında bile 5 dakikada yüz kişinin öldüğü/öldürüldüğü yayınlar varken, her gün akıl almayacak adli olayın olmasının sebebini düşünmek, sadece bizim devlet yöneticilerimizin yapabileceği bir şuursuzluktur.  

Her sosyal medya kullanıcısı da aslında bir kontrol görevi olduğunu bilmelidir. Cevap verip tartışma ve kavga ortamına girmekten kaçınanların engelleme gibi bir seçenekleri daha vardır. Üç harfli bir küfrü görüp o şahsı engellemeyen o küfrü edenden daha büyük suç işler.

Devlet uyurken biz uyanık olmalıyız ve sosyal medyada yer alıyorsak, kontrol görevinin bizim olduğunu bilmemiz lazım.

Bu günden tezi yok…

 

 

 
Sosyal Doku Kültür Zaman Saat Toplum telefon faks telgraf teleks
Bu Haber 2978 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin