Kadınlar Günü Masalı
Ah bizim o mahalle baskımız ah…
Kadınlar Günü Masalı
Üzüm üzüme baka baka kararır…
Kıratın yanında duran ya huyundan ya suyundan…
Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyim…
Dahası elbette var…
Toplum halinde yaşayan bireyler olarak da o toplumun
yapısına ve kurallarına uyma konusunda daha pek çok atasözü ve deyim sırlayabiliriz.
Bunların toplamına, görgü, anane ve genel olarak da kültür
diyoruz. Üstelik tahsil ile ilgisi olmayan kültür.
Bizim nesiller kağnı ile ulaşım sağlanan yapıdan, artık
normal bir ulaşım haline gelen uçak ve hızlı tren çağlarına geçişte 4-5 kademeli
bir medeniyete şahit olduk.
Artan hayat telaşı ile de kültürel farklılıkları uçurumla
ifade edilebilecek yapıdaki ortamlarda da yaşadık…
Anadolu’nun tozlu topraklı çamurlu ortamından, büyük
şehirlerin cilalı kaldırımlarındaki asfalt yollarında da ömür sürdük.
Günümüzde artık çığırından çıkmış olan kadın/erkek
ilişkilerinde bu ortamlardan çok farklı gözlemler edindik.
Mektep/medrese görmemiş tahsil fukarası bazı toplumlarda
oluşan kültür yapısı bizi her zaman etkilemiştir. Sosyal yaşantı, aile yapısı,
üretim teknikleri, folklor zenginlikleri gibi kavramların tahsil seviyesi az
ama kültür seviyesi çok yüksek toplumlarda mükemmelliğine şahit olduk.
Tahsil üstünlüğü, ekonomik kalkınmışlık ve medeni olarak
nitelendirilen bazı ortamlarda ise bunların birer kargaşa ve çelişkiler yumağı
olduğuna da şahit olmuşuzdur.
Bir yanda şeriat isteyenlerin, bir yanda komin yaşantısı
sevdalıların olduğu ve siyasi yapının belirgin bir ayrışıma tabi tutulduğu
yıllarda daha toy aklımızla kapitalizmin nasıl bir canavar olduğunu
haykırıyorduk.
Kapitalist üstünlüğe sahip ve adına “gelişmiş” denilen sözde
ülkelerin, başta kültür ve hemen akabinde ekonomik emperyalist baskıları daha o
yaşlarda düşmanımız olmuş, “kahrolsun kapitalizm, kahrolsun emperyalizm”
sloganı en sevdiğimiz slogan haline dönüşmüştü.
Kahrolsun demekle kapitalizm de emperyalizm de kahrolmadı. Geldi
ta bağrımıza yerleşti. Beslediğimiz yılan boyumuzu aşıp da bizi yutmaya
başladı. Üstelik önceden zerk ettiği zehir ile uyuşmuş beyinlerimiz
yutulduğumuzu bile anlayamaz hale geldi.
Ataerkil bir yapıda ve birkaç neslin bir arada yaşadığı
geleneksel Türk aile yapısında değil kadına şiddet uygulamak, ters laf etmek
fırsatı bile olmazdı. Büyükler küçüklere örnek olmak, küçükler de büyüklere
saygı göstermek zorunda idi. Sesler ancak gülünürken eğlenirken neşeli olarak
yüksek çıkar, en fazla kızanın, celalleninin davranışı meclisi terk edip hava
almak üzere yalnız kalması ile olurdu.
Kadınlar sadece görev ve sorumluluklarını değil haklarını da
bilirdi. Bu hak ev idaresi ve evi çekip çevirmekti. Erkek kadının sayesinde
hayata geldiğini, kadının sayesinde hayatta kaldığını bilirdi.
Aşklar gizli ama tarifi imkânsız dozlarda olurdu. Sevgi her
kelimenin ses tonuna yansırdı.
Maişet tek hedefti. Günlük olan yenir, harcanır ama mutlaka
da yarınlar için ambarlarda, dolaplarda, küplerde, sandıklarda, kuşaklarda, olmadı
yastık altlarında bir hazırlık yapılır ve bunlar özenle korunurdu.
Bolluk olan senenin mahsulünden ihtiyaç fazlası çarçur
edilmez, gelecek için teminat akçesi hükmü ile saklanırdı.
Yarından endişesi olmayanın da geçim sıkıntısı derdi ve
gerginliği zaten olmazdı.
Onun içindir ki bir düğün dernek, bayram seyran olmaya
görsün, tüm ihtişam ortaya serilir, giyimden binite, yiyecekten ziynete bir
hazine görünümü ortaya çıkardı.
Sadece maddi anlamda değil manevi anlamda da bu hazine insanlardaki
tasayı kaygıyı yok eder basit şeyler bile olsa mutlakla keyif ve mutluluk
aranırdı.
Kapitalizm geldi, hava karardı, puslandı, kirlendi. Karşı cins
de dâhil her şey elde edilebilecek birer emtiaya dönüştü. Nasıl bir makine ufak
tefek de bir arıza yapsa tekmeyi yiyorsa kadın ya da erkek de aynı işleme tabi
olur hale geldi.
Ah bizim o mahalle baskımız ah…
Herkesin etrafında gördüğü güzellikleri uyguladığı, yanlış
yaptığı zaman da yakın çevresinden basit yaptırımlara maruz kalıp, kalıba
girmesini sağlayan kültür yapımız…
Kadını cenneti ayakları altında taşıyan bir değer, sebebi
varlığının tek mihengi sayan anlayışlar.
Kapitalizme ve emperyalizme feda ettiğimiz pek çok
değerimizden en önemlisi olan aile yapımız…
Dünya Kadınlar Günü imiş. Ne masal şey. Bizim kültür
yapımızda dünya kadınlar günü olamaz. Çünkü dünya kadındır zaten. Dünyadaki insan nüfusu kadın sayesinde vardır
ve kadın sayesinde hayattadır…
Bu duygularla başta Anacığım olmak üzere tüm kadınlara
saygılar sunarız.









