Darbe Olmaz Birdenbire
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
15 Temmuz 2019 11:50
Tarih Neden Tekerrür Eder?
Bir gece ansızın geliverdi mi?
Pek çok insanı kandırıp, haçlıya köle yapıp, şeytani emellerini gerçekleştirmek isteyenler pek çok cana kıydılar. Memleketi kaosa sürüklediler.
Birden bire mi oldu?
Ya da tekrar olur mu?
Dün adı aczimendi olan, kalkancı olan, fetö olan oluşumlar önceden bilinmiyor muydu?
Doksanlı yılların sonlarında tespitlerimiz olmuştu. Gazetecilik ve kırtasiyecilik gibi iki mesleğimiz nedeni ile yakından tanıma ve inceleme fırsatı bulduğumuz fetö hareketi için kan donduran tespitlerimizi o yıllarda da söyledik, yazdık.
Elbette onların hedef tahtasına ve tam merkeze yerleştirilip pek çok oku da bağrımıza yedik. Aynı oluşumda yer alıp da onlara engel olması gereken makamlar tarafından şikayetlere maruz kalıp, yine o oluşumun kumpaslarına kurban olduk.
Bu gün 15 Temmuz kahramanı olarak hala siyasetin en üst perdesinde rol kesenler “Abi sen de yazmasaydın, konuşmasaydın” keşke diyerek taraflarını ortaya koymuşlardı.
Anadolu’da küçük bir ilde, sınırlı bir cürümle bizlerin tespitlerini bu devletin güvenlik güçleri, istihbarat teşkilatları göremedi ise vah o devletin haline…
Tekrarı ise her zaman mümkün. Zira 60 ların, 70 lerin, 80 lerin, 90 ların toplum mühendisleri, haçlı karargahında, masa başında mutlaka yeni planlarla ve yeni taktiklerle çalışma yapıyorlar.
Birisine sen sağcısın birisine solcu, birisine sen dindar sen ateist, sen namuslu sen LGBT lisin, sen Kemalist’sin sen şeriatçı, sen Kürt’sün sen Türk’sün, sen falanca partili sen feşmanca partilisin, sen medenisin sen gerici gibi pek çok ayrım unsurunu ön plana çıkarıp toplumda sınıflar, katmanlar oluşturma peşindeler.
İşin temeline inince de din mefhumunu hep ilk sırada görüyoruz.
Bu noktada da meydan din adamlarından geçilmiyor. Bir harfinin bir noktası dahi değişmeyecek olan ve Rabbimizin korumasında olan Kutsal kitabımızın anayasa olduğu dinimiz bile şekilden şekle giriyor.
Elbette haçlı bizim din hakkında çok hassas olduğumuzu biliyor ve bunu ön plana çıkarıyor.
İlkokullardan başlamak üzere verilmesi taraftarı olduğumuz din eğitimi konusunda büyük feryatlar koparılıyor. Gerçek din eğitimini alamayan nesiller de, her biri perişanlığın son perdesini oynayan din adamcıkları sayesinde şaşkınlaşıyor.
Bu noktada kapitalizm deveye giriveriyor. VER/AL mantığı hakim oluveriyor. Öyle ki İslam’ın 5 şartını yerine getirmek dünyalık kazanmak için sermaye olarak sunuluyor.
Bir genç sınava girmek için çalışmak öğrenmek yerine, bilmem hangi duayı bilemem kaç sefer okuyarak (haşa) Rabbimizle pazarlık ediyor. “Ben bu kadar dua okurum ama, sen de bana sınavda yardımcı ol” dercesine bir yaklaşım sergiliyor.
Namaz kılan namazının karşılığı kasasına hasılat bekliyor, çocuklarına arabın bile kullanmadığı ve anlamı ne kadar alakasız olursa olsun Arapça isimler koyarak cenneti garantilediğini sanıyor. Hacı sıfatını isminin önüne ekleyenler artık güvenli bir insan imajının arkasına sığınıveriyor. Karaman halkına hizmet için çabalaması gereken kurumlarda bile dini sohbet toplantıları yapıldığı iddiaları dolaşıyor. Alın teri ve bilek gücünü teknik unsurlarla birleştirip üretme gayretine hizmet etmesi gerekenler bu sohbet toplantılarında acaba ne yapıyorlar dersiniz?
Belirli siyasi patilere üye olmak ruhani bir sınıftan icazet alıp iki cihanda kendisini garantiye almak gibi yorumlanıyor. O siyasi partiler bağımsız birer dini cemaat oluşturmaya başlamış görüntüsü sergiliyor.
Ekmek parası için devlet tak kapı, o kapıdan geçmek için de bu tür sistemlerin çarkına avara kasnak olmak artık mecburi hale geldi.
Geçmişte polis olmak üzere sınava giden bir gencimizin, daha sınav yapılmadan, fetö tarafından bilinen kişilerin dışındakilerin sınava alınmadan geri çevrildiğini anlattığında, gözlerindeki yaşlar yüreğimize kezzap olmuştu. Bu gün fetö kelimesi yerine yeni kelimler geçti ve daha da katılaştı.
Bu şekilde hak edenin önünü kesip sırf bir oluşuma göstermelik de olsa üye oldu diye mevki makam verdikleriniz bu memlekete nasıl hizmet eder ve siz bu yaptığınızın vebalini yedi nesil evlatlarınızda görmez misiniz?
Böyle bir mantık güzel şeyleri çalışıp çabalayıp, Allah’ın Emir ve yasakları doğrultusundaki doğru yoldan giderek elde etmek yerine basitleşerek, bir takım yöntemlerle elde etmenin normal hale gelmesine vesile oldu. Artık insanlar dilden bir Kelime-i Şehadet getirip, her türlü haramı, melaneti işleyip evrensel tüm kural ve değerleri hiçe sayıp, bu dünyada maddi ve manevi kazanç, öbür dünyada da cennetin başköşesinden tapulu köşk sahibi olma derdinde.
Dün gözü yaşlı kıçı kakalı meczup, saf insanları ağlaya ağlaya kandırmadı mı? Bu gün sığındığı haçlının emelleri için dinimizi kullanarak o masum insanlara İslam’ı yaşamadan, her türlü melaneti işleyerek kazanç vaat etmedi mi? Yeşil dolarlarla onlara yemlik yapıp kanlarını sömürüp beyinlerini pelte yapıp, ruhlu robotlar haline dönüştürmedi mi?
Aynı yolda bugün yürüyenler yok mu? Gün gelip biz iktidar olacağız demeleri için haçlının bir parmak şaklatması onlara yeterli olmayacak mı?
Kaç yıldır daha suçlular, masum olanlar, alet olanlar, kandırılanlar, gizlisi/alenisi, halk tarafından çok iyi bilineni, kriptosu hala tespit edilip bu işe bir aydınlanma getirilemedi ise, bu dağınıklık haçlının kazancı değil midir? Darbe başarılı olamasa bile çok güçlü bir yıkım oluşturmadı mı? Sistemdeki tüm gedikleri, çatlakları, bir bir ortaya çıkarmadı mı?
3 yıl dolmasına rağmen hala bu girişimle ilgili operasyonlar yapılıyor, halk tarafından bilinenler hala dünya düzeninin tepe noktasında keyif çatıyorsa, gelecek için pis emelleri olanlara cesaret verilmiyor mu?
Bir toplum mühendisliği taktiği olarak, bu dağınıklığın verdiği yeni ipuçları ile bundan sonra bir yenisi olmaz mı?
Kapı gıcırdasa oynayacak kadar şaşkınlaşmış kendini kaybetmiş bir haldeyiz. 15 Temmuzu kutlamak tek sorunumuz oldu. En kral 15 Temmuzcu yarışmaları her saniye devam ediyor. Üstelik o 15 Temmuzcu krallar hala köşe taşı durumunda olsa bile burnumuzun ucunu görecek durumda değiliz.
15 Temmuz darbesi bir gece ansızın gelmedi. On yıldan fazla bir süre bağıra bağıra geldi ve tüm yollar bu darbe için kırmızı halılarla döşendi.
15 Temmuz, herhangi bir ayın herhangi bir gününde tekrar eder mi?
Şah İsmail’in, Komünist Rusya’nın, Orta Asya’da Çinli’nin, İngiliz’in, Yunan’ın geçmiş tarihimizde yaptıklarını bilmeyenler, bugün haçlı birliği olan NATO-BM-AB-G8-IMF gibi lainlerin yaptıklarını elbette anlamakta güçlük çekecekleridir.
“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
[Safahat: Yedinci Kitap]”
KARAMAN 15 Temmuz 2019
NOT: Büyük harf ile yazmamız gereken bazı kelimeleri küçük harf ile yazdığımızın farkındayız. Özellikledir…
 
15 Temmuz, darbe, tarih, ibret, Kaynak : Ferman Fikir Kulubü
Bu Haber 2614 defa okunmuştur.Yorum Ekleyin









