Bildiklerimizin Tutsağı Olduğumuzu Hatırladık

Ne iyi ettin be Osman Hoca. En azından zamanın böğrüne böyle bir eseri çaktın.

14 Ocak 2019 10:05

Bildiklerimizin Tutsağı Olduğumuzu Hatırladık

 

Çevremizde, değil kötü, sevmediğimiz hiç kimsenin olmaması hep mutlu etmiştir bizi. Biz mi ayıklıyoruz, yoksa onlar mı bizi seçiyor bilmiyoruz ama gerçekten varlığından rahatsız olduğum tek kişi bulamam çevremde.

İyi ki varsınız…

Ama bazıları ile bir arada olmak daha çok mutlu eder beni.

Kardeşim Ali Güley ile bitmeyen çay muhabbetleri yapmak, Ahmet Tek ile bir anda konusu değişen sohbetler etmek, Mustafa Turani ile şiir ve tasavvuf konuşmak, Hikmetli Kadeşim Elitaş ile şiir ve edebiyata dalıvermek, Ömer Karayumak Üstadım ile Anadolu ve özellikle Karaman tarihi konuşmak, Ahmet Hamdi Külahçı ile güncel Karaman sorunlarını ve çözüm yollarını değerlendirmek, Goca Osman Sevimli ve Veli Bozkır ile sık olmasa da uzun telefon konuşmalarında geçmişi günümüze örnek olarak taşımak, Hakkı Küçükşen ile sanat, Mustafa Eroğlu ile satranç, Erol Erşahince ile geyik muhabbeti, Mehmet Çetin ile mesleki, Gökhan Tuğlu ile siyaset, Recep Uysal ile otomobil, milliyetçilik ve siyaset harmanı bir sohbet, Süreyya Kayalık ile Kel Mahmutu anmak, Gazeteci kardeşlerim ile gündemi konuşmak, Süleyman Atik ile “nolacak bu memleketin halini” değerlendirmek… Burada saymanın bir kitap teşkil edeceği Süleyman Sevinçkan, Mehmet Şenalp, Emre Aksoy, Naim Özpınar, 60 yıllık sırdaşım dert ortağım kardeşim Kemal Arabacı gibi yüzlerce güzel insanı saymak gerekiyor. Mahalle Bakkalım Ali, Berberim Mustafa, Terzilerim İsmail ve Nuri, “etliekmek var mı” diyerek dükkanına daldığımda gül yüzü ile “olmaz mı abey” diyen oto elektrikçisi Fort Osman, konuşurken her bir kelimeyi cımbızla seçme nezaketi ile çocukluktan beri dostum Ahmet Mısırlıoğlu…

Sayamadıklarım hakkını helal etsin.

Ama bir de Hocalarım var…

Ulvi Emre, Karasakal, Kamil Uğurlu, Birol Mercan, Ali Can, Ercan Oktay, Hilmi Erdoğdu, Mestan Karabacak, Çınar Ağacı Necati Güngör gibi. Boynumu eğip dinleyip dağarcığıma malzeme atacağım güzel insanlar. Elbette üzerimizde derin izleri ve hakkı olan Mahmut Toptaş Hocamı da önemle anmak gerek.

Baki Aleme seferlerinden sonra buruk kaldığımız, Dr. Mehmet Armutlu, İbrahim Hulisi Güngör, Muhterem Muammer Baran, Gülyüzlü Ahmetlerden Ahmet Mangırcı ve Dedem Ahmet Özünal…

Bu isimler arasında geçmişten günümüze hiç eksilmeyen lezzetlerde dostluklarımız oldu. Saatçi Zeki adı ile tanıyıp sonra Akın optik olan gözlükçü Zeki Akın, Hala saatçi kalan Durmuş Akın, Meslektaşım Mustafa Diler, öğretmen Ali Yıldız, Rahmetli Ali Cemil Duru, Yaşar Evcen, Şahin Yıldız, Alaaddin Işık gibi siyaseten farkı kulvarlarda olup da yarım asırdır saygı ile yad edeceğim güzel insanların yanında önemli bir Dostum da Osman Nuri Koçak var…

Bir kitap sundu önümüze… Büyük bir lezzet oldu beynimize… “Zamanın Nefesi” ile yakın Karaman tarihimizi büyük bir cesaretle, net ve yalın biçimde capcanlı taşıdı günümüze. Tam onu özümsemiştik ki bir başka çalışmayı müjdeledi. Zaman zaman birlikte inceledik, değerlendirdik ve ikinci kitap olarak kültür soframızın başköşesine kondurduk.

Bir tanıtım programı ile 10 Ocak Gazeteciler Günü için güzel bir armağan oldu Karamanımıza…

Ama okumaya başlayınca neler çektik neler…

Olmaz ki Hocam, sen de herkes gibi yazıp geçsene, bu nasıl bir kitap. Tam 160 sayfa okudum ama kitabın hala 40. Sayfasındayım. Oku oku bitmiyor. 2019 yılında başka kitaba yer kalmayacak bu gidişle…

160 sayfa okuyup da nasıl 40. Sayfadayım?

Arz edeyim efendim. Hızlı okuma tekniklerine vakıfız. Artık okurken bir yandan da beyne kayıt yapacak kadar profesyonel okuyucuyuz. Ama bu kitap farklı. Bir paragraf bitiyor yenisine geçmeye niyetlendiğimizde olmuyor. Mecburen geri dönüp bir daha-bir daha okumak gereği duyuyoruz. Sonra olmadı dön geriye birkaç paragrafı bir daha…

Olmuyor hocam böyle bir kitaba 4 kitaplık anlam yüklemek de olmaz ki yani… Ağır geliyor bize…

Bazılarını gazetelerde yayınlandığı tarihlerde, bir kısmını da kişisel sohbetlerimizde ve kitabı gözden geçirirken okumuş olsak bile yine de tekrar tekrar okumak gereği duyuyoruz.

Karaman, güzel yazarlar şairler ve fikir adamlarına sahip. Maalesef altının pul sayıldığı ve çakıl taşları ile piyasa oluşan bir çağda yaşıyoruz. Yine değerlerin sağlığında “Sağ olsun” ile geçiştirilen, vefatında baş tacı yapılan bir dönemi yaşıyoruz.

Bekir Sıtkımız bir garip ihtiyarlık yaşadı, İbrahim Hulisi Güngör öyle, Dr. Armutlu merhum öyle… Daha dün uğurladığımız Talat Duru usta sanki okul okul, salon salon gezip hazinesini paylaşarak mı geçirdi son demlerini. Ama eserleri kaldı, fikirleri eserlerinde yaşıyor.

Bedeni ile yaşayan uzun yaşar, bedeni ve beyni ile yaşayan daha da uzun yaşar, ama bedeni beyni ve fikirleri ile yaşayan ölmez…

Ne iyi ettin be Osman Hoca. En azından zamanın böğrüne böyle bir eseri çaktın. Artık kimse sökemez.

Bir güzellik de evrensel mantık ve fikirlerin ön plana çıkmış olması. Elbette iyi bir siyasetçisin… Ama bu kitapta siyaset yok. Akıl, izan, mantık ve terazili felsefe her aklın yoluna ışık tutacak biçimde.

“Bildiklerimizin Tutsağıyız” kitabı ile “bildiklerimizi” en ince terazilerde bir daha tartıp, imbiklerden geçirerek kullanma mecburiyeti doğdu…

En kalbi duygularla kutluyoruz. Emeğine, yüreğine sağlık. Kitabın oluşumunda sabır ve katkıları ile dağ gibi arkanda olan Kardeşim Eşinizi ve Yeğenlerim Evlatlarınızı da ayrıca tebrik ediyor ve kutluyoruz.

En kısa zamanda yenisini/yenilerini bekliyoruz.

 
Kitap Bildiklerimizin Tutsağıyız Osman Nuri Koçak
Bu Haber 4115 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin