Bildiklerimizin Tutsağı Olduğumuzu Hatırladık
Ne iyi ettin be Osman Hoca. En azından zamanın böğrüne böyle bir eseri çaktın.
Bildiklerimizin
Tutsağı Olduğumuzu Hatırladık
Çevremizde,
değil kötü, sevmediğimiz hiç kimsenin olmaması hep mutlu etmiştir bizi. Biz mi
ayıklıyoruz, yoksa onlar mı bizi seçiyor bilmiyoruz ama gerçekten varlığından
rahatsız olduğum tek kişi bulamam çevremde.
İyi ki
varsınız…
Ama bazıları
ile bir arada olmak daha çok mutlu eder beni.
Kardeşim Ali
Güley ile bitmeyen çay muhabbetleri yapmak, Ahmet Tek ile bir anda konusu
değişen sohbetler etmek, Mustafa Turani ile şiir ve tasavvuf konuşmak, Hikmetli
Kadeşim Elitaş ile şiir ve edebiyata dalıvermek, Ömer Karayumak Üstadım ile
Anadolu ve özellikle Karaman tarihi konuşmak, Ahmet Hamdi Külahçı ile güncel
Karaman sorunlarını ve çözüm yollarını değerlendirmek, Goca Osman Sevimli ve
Veli Bozkır ile sık olmasa da uzun telefon konuşmalarında geçmişi günümüze
örnek olarak taşımak, Hakkı Küçükşen ile sanat, Mustafa Eroğlu ile satranç,
Erol Erşahince ile geyik muhabbeti, Mehmet Çetin ile mesleki, Gökhan Tuğlu ile
siyaset, Recep Uysal ile otomobil, milliyetçilik ve siyaset harmanı bir sohbet,
Süreyya Kayalık ile Kel Mahmutu anmak, Gazeteci kardeşlerim ile gündemi
konuşmak, Süleyman Atik ile “nolacak bu memleketin halini” değerlendirmek… Burada
saymanın bir kitap teşkil edeceği Süleyman Sevinçkan, Mehmet Şenalp, Emre Aksoy,
Naim Özpınar, 60 yıllık sırdaşım dert ortağım kardeşim Kemal Arabacı gibi
yüzlerce güzel insanı saymak gerekiyor. Mahalle Bakkalım Ali, Berberim Mustafa,
Terzilerim İsmail ve Nuri, “etliekmek var mı” diyerek dükkanına daldığımda gül
yüzü ile “olmaz mı abey” diyen oto elektrikçisi Fort Osman, konuşurken her bir
kelimeyi cımbızla seçme nezaketi ile çocukluktan beri dostum Ahmet Mısırlıoğlu…
Sayamadıklarım
hakkını helal etsin.
Ama bir de
Hocalarım var…
Ulvi Emre,
Karasakal, Kamil Uğurlu, Birol Mercan, Ali Can, Ercan Oktay, Hilmi Erdoğdu, Mestan
Karabacak, Çınar Ağacı Necati Güngör gibi. Boynumu eğip dinleyip dağarcığıma
malzeme atacağım güzel insanlar. Elbette üzerimizde derin izleri ve hakkı olan Mahmut
Toptaş Hocamı da önemle anmak gerek.
Baki Aleme
seferlerinden sonra buruk kaldığımız, Dr. Mehmet Armutlu, İbrahim Hulisi
Güngör, Muhterem Muammer Baran, Gülyüzlü Ahmetlerden Ahmet Mangırcı ve Dedem
Ahmet Özünal…
Bu isimler
arasında geçmişten günümüze hiç eksilmeyen lezzetlerde dostluklarımız oldu.
Saatçi Zeki adı ile tanıyıp sonra Akın optik olan gözlükçü Zeki Akın, Hala
saatçi kalan Durmuş Akın, Meslektaşım Mustafa Diler, öğretmen Ali Yıldız,
Rahmetli Ali Cemil Duru, Yaşar Evcen, Şahin Yıldız, Alaaddin Işık gibi
siyaseten farkı kulvarlarda olup da yarım asırdır saygı ile yad edeceğim güzel
insanların yanında önemli bir Dostum da Osman Nuri Koçak var…
Bir kitap sundu
önümüze… Büyük bir lezzet oldu beynimize… “Zamanın Nefesi” ile yakın Karaman
tarihimizi büyük bir cesaretle, net ve yalın biçimde capcanlı taşıdı günümüze.
Tam onu özümsemiştik ki bir başka çalışmayı müjdeledi. Zaman zaman birlikte
inceledik, değerlendirdik ve ikinci kitap olarak kültür soframızın başköşesine
kondurduk.
Bir tanıtım
programı ile 10 Ocak Gazeteciler Günü için güzel bir armağan oldu Karamanımıza…
Ama okumaya
başlayınca neler çektik neler…
Olmaz ki
Hocam, sen de herkes gibi yazıp geçsene, bu nasıl bir kitap. Tam 160 sayfa
okudum ama kitabın hala 40. Sayfasındayım. Oku oku bitmiyor. 2019 yılında başka
kitaba yer kalmayacak bu gidişle…
160 sayfa okuyup
da nasıl 40. Sayfadayım?
Arz edeyim
efendim. Hızlı okuma tekniklerine vakıfız. Artık okurken bir yandan da beyne
kayıt yapacak kadar profesyonel okuyucuyuz. Ama bu kitap farklı. Bir paragraf
bitiyor yenisine geçmeye niyetlendiğimizde olmuyor. Mecburen geri dönüp bir
daha-bir daha okumak gereği duyuyoruz. Sonra olmadı dön geriye birkaç paragrafı
bir daha…
Olmuyor
hocam böyle bir kitaba 4 kitaplık anlam yüklemek de olmaz ki yani… Ağır geliyor
bize…
Bazılarını
gazetelerde yayınlandığı tarihlerde, bir kısmını da kişisel sohbetlerimizde ve
kitabı gözden geçirirken okumuş olsak bile yine de tekrar tekrar okumak gereği
duyuyoruz.
Karaman,
güzel yazarlar şairler ve fikir adamlarına sahip. Maalesef altının pul
sayıldığı ve çakıl taşları ile piyasa oluşan bir çağda yaşıyoruz. Yine değerlerin
sağlığında “Sağ olsun” ile geçiştirilen, vefatında baş tacı yapılan bir dönemi
yaşıyoruz.
Bekir
Sıtkımız bir garip ihtiyarlık yaşadı, İbrahim Hulisi Güngör öyle, Dr. Armutlu
merhum öyle… Daha dün uğurladığımız Talat Duru usta sanki okul okul, salon
salon gezip hazinesini paylaşarak mı geçirdi son demlerini. Ama eserleri kaldı,
fikirleri eserlerinde yaşıyor.
Bedeni ile
yaşayan uzun yaşar, bedeni ve beyni ile yaşayan daha da uzun yaşar, ama bedeni
beyni ve fikirleri ile yaşayan ölmez…
Ne iyi ettin
be Osman Hoca. En azından zamanın böğrüne böyle bir eseri çaktın. Artık kimse
sökemez.
Bir güzellik
de evrensel mantık ve fikirlerin ön plana çıkmış olması. Elbette iyi bir
siyasetçisin… Ama bu kitapta siyaset yok. Akıl, izan, mantık ve terazili
felsefe her aklın yoluna ışık tutacak biçimde.
“Bildiklerimizin
Tutsağıyız” kitabı ile “bildiklerimizi” en ince terazilerde bir daha tartıp,
imbiklerden geçirerek kullanma mecburiyeti doğdu…
En kalbi
duygularla kutluyoruz. Emeğine, yüreğine sağlık. Kitabın oluşumunda sabır ve
katkıları ile dağ gibi arkanda olan Kardeşim Eşinizi ve Yeğenlerim Evlatlarınızı
da ayrıca tebrik ediyor ve kutluyoruz.
En kısa
zamanda yenisini/yenilerini bekliyoruz.









