Aynada Görünen Gerçek
Seçim 31 Mart günü yapılacak. Oyu Halk verecek.
Aynaya Akseden Gerçek
Yerel seçim günü yaklaşmakta. İki aydan daha az bir süre
kaldı.
Birileri seçimleri kazanacak birileri de kaybedecek.
Rabbimiz seçimleri kazansa da kaybetse de Baki Âlemini kazanacaklardan eylesin.
Kazananın makamı da bir gün yok olacak. Evvelkiler gibi… Ama
bu yazımız kalacak.
Bir süre önce bir dostumuz yıllar önce Karaman Öğretmenevi
ve Yüzme Havuzu ile eleştirel yazılarımızı hatırlattı bize. Bir arşivde
rastlamış. Şiddetle karşı çıkıp gerekçelerini sıralamışız.
Dostumuz, yazıdaki öngörülerin bir bir bugün yaşandığını
ifade ederek kutlamış idi.
O günün İstiklal Okuluna ek bina ihtiyacının olabileceğini,
öğrencilere teneffüs ve beden eğitimi için alan kalmayacağını, öğretmenevinin
otopark sıkıntısı doğuracağını, hareketli bir yol üzerinde olmasından dolayı
seyrüseferi aksatacağına, ek tesis yapılması gerekirse alan yokluğuna dikkat
çekmiştik. On yıllar önce…
Yine yüzme havuzu ile ilgili olarak da bölgenin gelecekte
çok hareketli olacağı, tren garı, ofis, okullar, yerleşim alanları olmasından
dolayı sıkışıklık oluşturacağı konusunda karşı duruşumuz olmuştu.
Öğretmenevinin lüks bir otel mantığı ile çok geniş bir arsa
üzerine açık alanlarda, hizmet birimleri de olan bir kompleks olmasını
önermiştik. Daha sonra çeşitli illerde bu önerilerimize uygun tesisleri
gördükçe içimiz hep sızladı.
Ne alaka diyebilirsiniz, yerel seçim ile bunların…
Haklısınız. Ama yazarız her seçim öncesi. Gelenler gider,
ama yazılarımız kalır. Hem de tarihi bir belge olarak.
Halkın arasında yaşamayı severiz. Her kesimden, her fikirden,
her yöreden, her meslek gurubundan, her eğitim ve kültür seviyesinden
insanlarla kaynaşmayı, onları dinlemeyi, fikir paylaşmayı, çözümleri hakkındaki
görüşlerini not almayı severiz. Üstelik öylesi gizli üstatlarımız vardır ki
ellerine su dökemeyiz…
Onlardan alıp da dağarcığımıza doldurduğumuz, kendi
fikirlerimizle harman edip de topluma sunduğumuz öneriler de içinde yaşadığımız
bu camiaya bir borcumuzdur, asli görevimizdir…
Birkaç sefer dile getirdik. Bu seçimlerde Karaman adına
mutluyuz. Daha aday adaylığı sürecinde bile gerçekten seviyeli Karaman
Evlatları bu göreve talip olarak ortaya çıktı. Elbette baraj vardı ve bu barajı
bazıları aştı. Şu an aday olanlar bizim Karaman için umutlu olmamıza yetiyor.
Ama?
Ne var ki bir takım şeyler de nahoş geliyor.
Bunların başında “ceğiz,” “cağız” takıları ile biten
cümleler geliyor. Bu cümleler ne yapacaksın sorusuna cevap veriyor ama bu
yetmiyor. Nasıl yapacaksın sorusu hep muallak kalıyor.
Adeta: “Ben Halep’de kırk arşın atlardım, burada da kırkbir
atlayacağım” der gibi oluyor.
Bu klasikleşmiş vaat furyası artık bir sona erse. Somut
delilleri olan, fizibilitesi, kaynağı ve ekibi hazır hizmetlerin neler olduğunu
bir görmeye başlasak.
Adayların tamamı bu tür bir makama ilk defa talip olan
kimseler. Büyük makamlar en büyük uyuşturucudur. Ama vatandaşların bir tespiti
de bu noktada ki, bir iki aday hariç şimdiden seçimi kazanmakla kalmamış,
muhteşem hizmetleri gerçekleştirmiş ve birkaç basamak yukarılardaki mevkileri
de halletmiş, bir sahte özgüven ve hava gösterişinin hâkim olduğu.
Yani bazı ebeler nineler nerdeyse “A guzum az daha okusan da
bir candırma balim olsaydın” diyecekler. Ya da bir başka kıssa var ama onu
gelecekte durum düzelmez ise kullanalım.
Sade adayların seçilme umutları, planları değil çevresindeki
yakın kişilerin de umutları ve planları var. Böyle zamanda bu yakın çevre
kraldan fazla kralcı olur. Sirke olmadan küpe girer. Yetkisizce konuşur,
tartışmalara girer, vaatler verir, zaman zaman da kantarın topuzunu kaçırır. Bu
da tabelaya artı yerine eksi yazılır.
Ha… Adaylar diyebilir ki “bunlardan benim haberim yok.” Bu
çok daha vahimdir. Yetki yok iken, görev yok iken, çevresindekiler bunu
yapabiliyorsa, yetki ve görev olunca, GÜÇ olunca nelerin yapılabileceğinden de
haberi olmayacak emektir. Yine birileri sahte kimlikler, sahte hesaplarla onlar
adına fırıldak çevirecek demektir. Yakın çevresine hâkim olamayanın, yüzbinlere
hizmet makamında binlere hakim olması ise zaten hayaldir.
Seçim 31 Mart günü yapılacak. Oyu Halk verecek. Ne
Kılıçtaroğlu, ne Bahçeli, ne Erdoğan, ne Akşener ve ne de Karamolla gelip bu
seçimleri kazanmayacak. Yerel bir seçim. Seçilen Karamana hizmet için
seçilecek. Ve… Seçimin sonu o gün belli olacak. Ben BANKO yum diye şartlanıp,
şimdiden kendini seçilmiş gibi davranmaya alıştıranlar için, BİR NİSAN şakası
bile muhtemeldir.
Bu iş tek kişinin beğenilip seçileceği bir seçim de değil
üstelik. Artık insanların dili sütten yandı. Şimdi kadro, ekip, proje,
vakar/tevazu dengesi, kültür, seviye ve sosyal olgunluk gibi kavramları bir
eleğe koyup da öyle eliyor. Üstelik eleğin gözleri oldukça sıkı. Öyle kaçaklara
izin verecek delikler de yok. Ne parti, ne parti lideri, ne diploma, ne
Halep’te atlanılan kırk arşının seçmen gözünde değeri yok.
Yarım asırdır bir siyasi fikre sahip insanların bugün bu
sebeplerden dolayı kazan kaldırdığına, ya da sessiz sedasız da olsa bu
seçimlerde “ölsem de oy vermem” dediğine şahit oluyoruz.
Karamanın ismi açıklanmış beş adayı da o makama layık
olabilir, ama dileriz kazandıkları gün kaybeden olmasınlar. Karaman
kaybetmesin. Çıta bu kadar yükselmişken hezimeti yaşamayalım.
Geçmiş ders alınacak en güzel kitaptır. Ama onu yazıldığı
dilden okumak lazım… Anlayarak okumak ve gerekirse yorumunu ciddi bir ekiple
yapmak gerekir.
Bu kadar övdüğümüz, güvendiğimiz adayların bariz ve
affedilmez yanlış ve hatalarını gördükçe duyduğumuz mutluluk burukluğumuza
sebep oluyor…
Bu burukluğu dileriz seçim kampanyaları buyunca yok eder,
mutluğumuza mutluluk katarız. Seçilen Karaman evladına da topyekûn büyük
destekler vererek en kritik günlerini yaşayan Karamana asırlık hizmetlere
vesile oluruz…
Söz uçar, makamlar gelip geçer, ak kağıt üstündeki yazı
kalır…
Bir de Hak için yola çıkanın Halk için yaptıkları güzel
şeyler.
Hele ki HAK için yola çıktım deyip de Halk için çirkinlik
yapması hiç unutulmaz, hem fani hem de baki alemde…
Rabbimiz güzel insanlara, güzel şeyler yapmayı nasip etsin
de, akıllarını başlarında tutup, bir karış yukarıya çıkarmasın…









