10 Ocak Basın Bayramı

Bu yıl sadece meslektaşlarıma bir iki kelam etmek gerek:

09 Ocak 2020 22:45

Gazeteci Olmak…

Bir 10 Ocak daha geldi. Çalışan Gazeteciler Günü.

1961 yılında Gazetecilik mesleği şekillenirken, gazete önemli bir iletişim aracı idi. Gazetecilik mesleğine bir çeki düzen vermek adına çıkartılan 212 Sayılı Yasa, bazı patronların işine gelmedi ve gazetelerini 3 gün çıkarmayarak bu yasayı güya protesto ettiler…
Gazeteci olan gazeteciler de bu 3 gün boyunca okurlarına saygı ve mesleklerine bağlılığın bir kanıtı olarak “BASIN” adı altında bir gazete çıkardılar. Bu kararı aldıkları tarih 10 Ocak 1961 idi. Bu tarih aynı zamanda 212 Sayılı yasanın da Resmi Gazetede yayın tarihi idi. 

10 yıl kadar gayrı resmi kutlanan 10 Ocak, 1971 yılında “Çalışan Gazeteciler Günü” olarak kabul edildi ve o günden bu güne de kutlanır. Yani bol bol mesaj yayınlanır ve nutuklar atılır.

Bu günle ilgili geçmişte pek çok yazılar yazıldı. Biz de mesleğimiz ile ilgili, sorun ve çözümleri ile ilgili olarak bu günlerde yıllarca yazdık.

Bu yıl da belli ki bizden bir iki satır bir şeyler bekleniyor…

Hoca Nasreddine cemaat “Hocam bir vaaz ediversen de dinlesek” der. Muhterem kürsüye büyük bir ihtişamla çıkar ve sorar “Ey cemaat benim neler anlatacağımı biliyor musunuz?”

Mırıltılar yükselir “biliyoz/bilmiyoz”

Birkaç sefer tekrarlar Hoca Muhterem. Tavır aynıdır.

Sesini yükseltir ve cemaate seslenir: “Eh bilenler bilmeyenlere anlatıversin bir zahmet. Hadi beni uğraştırmayın”

Lütfedip “Gazeteci ve gazetecilik nedir diye araştırıp öğrenmeyene, bu meşakkatli görevi yapanların dertleri, sorunları nelerdir, hangi çilelere göğüs gererler, dışardan göründüğü gibi bu iş öyle havalı falan mıdır” diye bir yaklaşım içinde olmayanlara;

Bizim mesleğimizi, dertlerini, sorunlarını iyi bilip, ağzına elini kapatıp susanlar, diğer eli ile de kulaklarını kapatanlar ve çipil gözleri ile ve suçlu bakışlarla seyredenler bir anlatıverseler…

O kadar çok söyledik ki artık yorulduk.

Bu yıl sadece meslektaşlarıma bir iki kelam etmek gerek:

Bunlar pek çok arkadaşımızın bildiği, uyduğu ve uyguladığı şeyler aslında ama bir metin olarak kalıcı olması dileği ile biz yine de kaleme alalım.

Önce mesleğinizi bilmelisiniz. Nedir ve nasıl uygulanır? Evrensel gazeteciliğin temel kuralları nelerdir. Bunları günümüz teknolojisi ile nasıl bağdaştırırız?

Gazeteci sadece haberci midir? Yoksa başka görev ve sorumlulukları var mıdır?

Haberi nasıl temin eder, nasıl işler ve okuyucuya nasıl ulaştırır? Ulaştırdığı veriler hangi bilgileri ihtiva eder.

Haberciliğin ötesinde topluma örnek olma yükümlülüğü var mıdır? Dili ile tavrı ile duruşu, günlük yaşantısı ve özel hayatı ile toplumdaki yeri nedir? Habercilik yaparken şahsi fikirlerini katmasının bir ihanet, mesleğe bir hakaret olduğunun farkında mıdır?
Haber sekretaryası kavramı nedir? Bir haberi işlerken bu kavramın olmazsa olmaz şartları nelerdir? Bu kavramları kullanmadan haber yapınca gazetecilik mesleğindeki yerinin tabana indiğini bilir mi? Okuyucunun ve özellikle de yakın iletişim halinde olduğu haber ve reklam kaynaklarının gözünde değerinin sıfırlandığının farkında olur mu?

Fikir yazılarında bir konuyu işlerken o konu ile ilgili olan bilgilerin ne kadarına hâkimdir. Bunları hangi dille ve hangi üslup ile işler.  Fikir sahibi midir? Bu fikirleri ile öneriler sunabilir mi? Toplumdaki kanaatsizlikleri kanaate, yanlış kanaatleri de doğru kanaatlere çevirebilir mi? Medeniyet adına bir katkı koyabilir mi?

İster haber yapın, ister fikri yazı yazın, o konudaki bilginiz 5N 1k değilse ve bunu okuyucuya ustaca, uygun bir dil ile kısaca, yaşadığınız toplumun kültür yapısına uygun aktaramıyorsanız gidin kaz güdün koyun güdün. Komik bari olmayın. Oturun okuyun, araştırın, bunu başardığınızda bu mesleğe tekrar devam edin.

Mesleğinizi ve meslektaşlarınızı bari rencide ettirmeyin, rencide olmayın.

Eğer Gazeteci iseniz:

Tek iken hiçsiniz… Birlik olduğunuzda çağdaş toplumsal güçler içinde size hükmedecek tek bir kuvvet kalmaz. Ama bu birlik kamplaşma, gruplaşmalar şeklinde olursa o zaman felaketlerin en büyüğü yaşanır ki birbirinizle uğraşırken gerçek sorunları unutursunuz.

Kendi içinizde bir sorun var ise bu sorun hepinizin ortak sorunu olmalıdır. Bunların çözümünün tek yolu diyalogdur. Konuşmak ve medeni yoldan tartışmaktır. Üstelik kamuoyu önünde değil “kol kırılır yen içinde” olmalıdır. Kamuoyu önünde yıpratmaya çalıştığınız meslektaşınız değil mesleğinizdir ve bu yıpranmada en çok payı yıpratmaya çalıştığınız meslektaşınız değil, SİZ alırsınız.

Bu günü hediye eden o 3 günlük gazeteyi çıkaran meslektaşlarınız size örnek olmalıdır. Bu güne kadar bu işi başarı ile yapmış, mesleğinden önce de meslektaşına sahip çıkmış büyükleriniz (Baki Âleme gidenler de dâhil) sizlere örnek olmalıdır.

Bu mesleği bilenler de bilmeyenlere anlatsın. Bilmeyenler de edebini kaftan olarak giysin ve bilenden sorsun. Ama ben gazeteciyim diyen birisi var ise şartlar, konu, sorun ne olursa olsun mesleki konularda ketum ve edepli olsun, sorunu diyalog ile çözsün ve kol kırılırsa da yen içinde kalsın.

Bunlar pek çok arkadaşımızın bildiği, uyduğu ve uyguladığı şeyler aslında ama bir metin olarak kalıcı olması dileği ile biz yine de kaleme aldık.

Elbet bizim mesleğimiz hakkında karar veren güçler de bildiklerini bilmeyenlere anlatır, bilmeyenler de bu güne kadar bangır bangır bağırmalarımızdan bir şey anlamadılar ise sadece teessüf ederiz.

Görsel, yazılı ve internet yolu ile hizmet üretme çabasındaki tüm meslektaşlarımın 10 Ocak Gazeteciler Gününü kutluyor, başarılar ve esenlikler diliyorum.  

Baki Âleme intikal eden değerli meslektaşlarımıza da Mevla’dan Rahmet diliyorum.

Hasan ÖZÜNAL
Karaman – 2020 Ocak

  

 

 

 
Basın medya bayram karaman yerel basın
Bu Haber 3418 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin