14 Şubat
Ancak 14 Şubat Günü Karaman Basın Camiası için Sevgililer gününden daha önemli bir anlam ifade ediyor. 14 Şubat şu an görevli ve bu işlerden nemalanıp kaymağının üstünde balını yiyip de ağzının salyalarını silmekten aciz kişiler bile hatırlamasa da Karaman Gazeteciler Cemiyetinin Kuruluş Yıldönümü.
Batıdan emperyalist bir uydurukçuluğu daha kutluyor bu gün
bazıları. Aslında çok da karşı çıkamıyorum. Kin, nefret, kaos, ayrımcılık,
ırkçılık, terör, savaş, kan, siyasi hazımsızlık, gibi kavramların egemen olduğu
dünyamızda, bir gün de olsa SEVGİ, SEVGİLİ kelimelerinin telaffuz edilmesi güzel.
Hayran olunacak bir kainatta yaşasak da, bir tek kişiye sevgi ifadesi de güzel.
Günde 5 vakit el bağlayıp sevgilisine ilanı aşk etmeyi, yataktan
kalkarken ilk kelimesi O Sevgilinin adını anmayı, yatıncaya kadar her işe
başlarken, O’nun adı ile başlayıp, bitince de O’na teşekkür etmeyi
bilmeyenlerin, sevgi suszuluğu için gün aramak çok doğaldır elbet.
Ancak 14 Şubat Günü Karaman Basın Camiası için Sevgililer
gününden daha önemli bir anlam ifade ediyor.
14 Şubat şu an görevli ve bu işlerden nemalanıp kaymağının
üstünde balını yiyip de ağzının salyalarını silmekten aciz kişiler bile
hatırlamasa da Karaman Gazeteciler
Cemiyetinin Kuruluş Yıldönümü.
45 Yıl önce, Karamanın TEK Gazetesinin çiçeği burnunda,
tıfıl TEK gazetecisi olduğumuz günlerde, bu günkü ortamları hayal ettik mi
bilemiyorum. Ama bildiğimiz bir şey var,
gün geldi Karaman, Gazetecilik ve genel anlamda Medya yönünden imrenilecek
seviyelere geldi.
O Tarihlerde Uyanış Gazetesi ile yürüdüğümüz yolda zaman
zaman kervana yeni isimler ve yeni kadrolar da dahil oldu. Bu yoldaşların kısa
süren ömürleri hep üzücü olmuştur. O tarihlerin güçlüklerini yenerek günümüze
ulaşan 2 gazete bu gün tek teselli kaynağıdır Karamanın.
Gün oldu 4-5 gazetenin yayın yaptığına şahit olduk. Özel
Radyo ve TV lerin serbest bırakılmasından sona kurulan 4 radyo ve 4 televizyon,
gittiğimiz ulusal toplantılarda hep övünç ve gurur kaynağımız olmuştu.
Tüm yokluklara rağmen, bir ciddiyet, bir vakar ve azimle
faaliyet gösteren bu gazete, tv ve radyolar günlük hayatın şekillenmesinde
ciddi bir rol oynamakta idi.
Bunlara ilave olan internet yayıncıklığı farklı ve öenmeli
bir değişiklik getirdi. Tesisi kolay, ucuz, ulaşımı kolay ve rahat olan bir
sitemdi. Tıpkı Radyo ve TV ler de olduğu gibi gazeteciliğin ana karnında
öğrenildiğini ve nefes alan herkesin yapabileceğini sananlar da mantar gibi
siteler oluşturdular. Ancak bunlar da hızla başladılar ama, bilgi
yetersizliğinden kısa sürede radyo ve TV lerin akibetini paylaştılar.
Şımarık çocukların oyuncak hayalleri gibi, bu tür yayın
organlarını elde etme hayalinde olanlar, bunların yayın yapabilmesi için
gerekli şartları hiç düşünmediler. Bu konuda kendilerini yetiştirmek şöyle
dursun, bu konunun uzmanlarını da yok saydılar ve hatta kınadılar.
Sonuç: Karamanda toz şekeri misali bir Yerel Basın.
Bu tür acılı yazılarımızla bir nebze toparlanıp, 40 yıllık
selamsızlar bir araya gelip bir çaba gösteriyorlar ama liyakatsizlik, art
niyet, kündeye getirme taktikleri nedeni ile sonuçsuz kalıyor.
Dr. Mehmet Armutlu,tarım, ticaret, sanayi konularında kafa
yorduğu gibi belediyecilik, eğitim, sağlık vb. konularda da sorunları tespit
eden ve çözüm üreten bir muhteremdi. Fiili gazetecilik yapmadığım bir dönemde,
bu konuda bir görüşme talep etmiş ve sonuçta da bu dağınıklığa bir çözümün
ancak bir araya gelerek kurumsallaşma içinde olması gerektiği konusunda
hemfikir olmuştuk.
Fiili gazeteci olmasam da ısrarlar neticesinde kuruluşunda
yer aldık Karaman Gazeteciler Cemiyetinin.
Yıl 1989 tarih de 14 Şubat idi.
Edep, saygı, hatır, gönül ve haddini bilmek gibi kavramlar o
gün geçerli olduğundan “Ben başkan olacağım, yönetime gireceğim, baş oalcağım”
diye kimse ortaya çıkamadı. Hazurunun oy birliği ile Dr. Armutlu merhum kurucu
başkanlığı kısa bir dönem götürdü ve ilk fırsatta kongre yaparak “Gençler bu
görev artık sizin” dedi. Yine de “Ben adayım, talibim” diyen çıkmadığından, görev
münasip olana verildi. Tabiri caiz ize sırtına yıkıldı. Sırası ile Rahmetli Dr.
Armutlu, Mehmet Karagöz, Bendeniz, Mesut Çetin görev aldı. Yıllardır da
ortalarda olmayan bu kuruluş şu an ne haldedir bilen de yok.
Olumsuzluklar yok muydu. Elbette çok da yalan yanlış kötü
şeyler olmuştu. Ancak Güzeli görmeli göz.
O dönemlerde diksiyon kurslarından, haber sekreteyasına,
bilgi kaynakları ve dökümantosyon konularından, kamera ve ses sistemlerine, Türkiyenin
idari yapısından basın hukukuna, pek çok konuda kurslar ve etkinlikler
düzlenerek 4 TV, 4 Radyo ve 2 Gazete personelinin meslek içi eğitimleri ve bu
kapsamda da dayanışma ve kaynaşmaları sağlanmıştı. Sonuçta da bu gün
ulusallarda gördüğünüz yayınlara denk yayınların yapılması gerçekleşti.
Alnı kırışan meslektaşımızın yüzü güldürülmüş, sorun
yaşayana çozüm bulunmuş, Karaman Basının gücü tek yumruk, tek yürek ve tek
gönül olarak ortaya konulmuştu.
Hiç bir zaman ahlaki değerleri hiçe saymış insanların,
meslektaşları arasında seviye ölçümlemesine izin verilmemişti. Üstelik ahlaki
değerleri ayaklar altında paspas edenler bile, gizlenmiş, toplumda zarar
görmeleri engellenmiş, korunup kollanarak “Güzel insanların yanında olan
güzellikleri öğrenir” düsturu ile hareket edilmişti. Kavga ve kısır çekişmelere
girenlere müsamaha ve itidal ile yaklaşılmış, onların yaptıkları yanlışları
görmeleri sağlanmıştı. Özel hayatında tüm ahlaki değerleri alaşağı edenler bile,
teşhir edilip dışlanmak yerine, elinden tutularak ADAM olması yolunda yol
gösterilmişti.
Bu tür kurumlar, bir sıfat yükler. Ancak o sıfatın gereğini
yapmamakla, o sıfatı kazananlar seviye kaybeder. Hele bir de zaten eksi ile
başlmışsa o yola, varın sizi düşünün.
Bu gün Karaman Basını kaç parça olduğunu kendisi dahi
bilmiyor. Yetmedi ithal kurtarıcılar da ayrı bir fraksiyon oluşturup bu
sıfatların sefasını sürmeye soyundu. TV ler bir bir kapandı, Radyoların adını
vatandaş unuttu, gazeteler Basın İlan Kanunu gereği verilmesi gereken yerlerin
arşivlerinde saklı kaldı. Varlığı bir türlü kabul edilmeyen, sindirilemyen,
ancak günümüzün bir numaralı medya aracı haline gelen internet basını, resmi
bir yapı oluşmadığından bir keçmekeş içinde.
Basında Türkçe yok oldu, haber ve fikri yazı dili yok oldu.
5N1K bile tatile çıktı. Bir fotoğraf makinası ya da bir cep telefonu alan
gazeteci oldu. Özel haber kavramı kayboldu. Toplumun sorunları kimsenin
umurunda değil. En güzel yağı çekenler, en güzel yalakalığı yapanlar, açıktan açığa
da bunu bağıranlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Bürokrtalar nezdinde “ABİ”
oldular ve ceplerini doldurdular. Seviyesizlik aldı yürüdü ve diz boyunu da
aştı.
Bir sıfatı, kirliliklerini örtbas emek için giyip,
şefaatçilik taslamaya kalkanların bir an öce durumu görmeleri lazım.
Gelinen noktada kendi kusurlarını görenler “EYVALLAH” deyip
çekip gitmeli, görmekten aciz ve yetersiz iseler de sayıları azımsanmayacak
olan Karaman Basını mensupları da bu duruma bir son vermelidir.
25. Kuruluş yıldönümünde pembe yazılar yazmak isterdi gönül.
Ancak gözlüğümüz pembe, vicdanımız da kayıtsız değil...









