Cana Şifa, Ruha Gıda Güzellikler

Sağ olun gençler, var olun… Geleceğimizin sahibi olarak sizlerle iftihar ediyoruz. Ruhumuza GIDA sundunuz.

15 Mart 2015 11:00

İki güzeli bir günde görmek bünyemize şifa, ruhumuza gıda oldu.

Çanakkale başlı başına bir destan, bir tarih ve kahramanlık sembolüdür. Ne yazılsa az, ne söylense yetersizdir.

Birkaç gün sonra 100. Yılını kutlayacağımız bu büyük ZAFER’in Çanakkale’deki kutlamalarına katılma fırsatı bulamadığı için, günlerdir ağlamaklı üzüntüsüne şahit olduğum pırıl pırıl bir genci, çok iyi anlıyor ve takdir ediyorum. Çanakkale Anıtı’nın Açılış Törenlerine fiilen katılıp, katkı koyan birisi olarak bu gencimizin orada olmasını can-ı gönülden isterdim.

Bu duyguları yaşarken Lârende Com ve Anadolu Ajansı Muhabiri Murat Özünal’ın güzel bir haberi bizi coşturdu. Karamanımızın gençleri, öğretmenleri ve büyüklerinin katkıları ile öylesine mükemmel bir türkü okumuşlar ki, duygularımız sel oldu. Bu güne kadar, her dinleyişte ve her yorumlanışta, farklı duygular hissettiğimiz “Çanakkale Türküsü” bizim gençlerimizin ağızlarında bir başka anlam bulmuş, sazlarında bir başka nağme olmuş.

Akşama kadar gündemimiz bu oldu. Her bir gencimizdeki vakar, maneviyat duygusu, vatan ve bayrak aşkı, atasına saygısı, tarihine övgüsü, amatör de olsa çok güzel çekim ve kurgularla, güzel mekânlarda nefis bir BAŞYAPIT olmuş.

Bu günün gençlerine yapılan her eleştiri ve saldırıda onlara kefil olduk. Olmaya da devam edeceğiz. Nefsine hâkim olamayıp, edep yoksunu oldukları için çirkinlikleri sergilemekten utanmayan, TOPLUMUN HATALI ÜRETİMLERİ nedeni ile tüm gençlerimizin zan altında kalmaması gerekir. Yüzde 99 u pırıl pırıl birer mücevher olan genç yavrularımız, bin bir güzelliği de yine edep ve tevazu sahibi olduklarından, reklam vesilesi yamadıklarından, bir yanılgıya lütfen düşmeyelim.

İşte bizim genç neslimiz. Vatanına, Milletine, Manevi Değerlerine, Atalarına, Geçmişine ve Tarihine sahip çıkarak gerçek anlamı ile geleceğe hazırlanıyorlar.

Sağ olun gençler, var olun… Geleceğimizin sahibi olarak sizlerle iftihar ediyoruz.

Ruhumuza GIDA sundunuz.

Sağlık sektörü ne kadar mükemmel olursa olsun her zaman şikâyet edilen bir birim olmuştur. Sık sık bu sektördeki güzellikleri yazdığımızda, tek tük de olsa tepkiler, serzenişlerle karşılaştık. Ama gerçekten bu sektörde geçmişe kıyasla çok olumlu gelişmeleri görmek bizi mutlu ediyor.

O güzel yazıları yazdıktan sonra, bu yazıyı yazmak biraz ağırıma gitse de, başka olaylara örnek olması açısından boynumuzun borcudur.

Bir kere İlimizin gerçekten başarılı ve iyi niyetli Valisi derhal tüm görevlerini, işini gücünü bırakıp kapı kapı gezip, ellerinden rahatsız olan 13 yaşındaki pırı pırıl delikanlımız gibi, mağdur insanları ve çaresizlik içinde kıvrananları aramalıdır. Öyle ya bu İlin sağlık teşkilatı, sosyal hizmetler teşkilatı, milli eğitim teşkilatı, mahalle muhtarı, ihtiyar heyeti ve mahalle ileri gelenleri seferberlik halinde LÜKÜS HAYAT savaşına gitmişlerdir. O zaman bu iş İlin bu işlerden tek sorumlusu olan Valisine düşmektedir.

Hoş geçmişte Vali Bey’den medet ummak için telefonla müracaat eden, ettiğine bin pişman olan Özel Kalemin haşmeti nedeni ile, mübarek Ramazan Gecesini, Emniyet Müdürlüğü ve Savcılıkta geçirmek zorunda kalanlara da şahit olmadık değil.

Öyle ya; Bu yavruyu dünyaya getiren doğum doktoru, ebe yoktur varsa da bu hadiseye müdahil olmakla mükellef değildir. Bu yavrumuz belki defalarca sağlık kuruluşlarına gitmiş, okulda aşı vurulmuş sağlık kontrollerinden geçmiştir. Onların da böylesi bir acıya müdahale etmek için zamanları yoktur.

Mahallelerde ihtiyaç sahiplerinin aramak, tespit etmek, değerlendirmek ve onlara yardımcı olmakla mükellef bir sosyal hizmetler teşkilatı yoktur. Varsa da sabahtan akşama yüzlerce müracaatla boğuşup bir de bunları aramak mecburiyetinde hele hiç değillerdir.  

Bu yavrumuz belli ki eğitim kurumlarında okumuştur, okumaktadır. Oradaki öğretmenlerinin, okul idarecilerinin görevi zil çalınca derse girmek, ikinci zilde dersten çıkmak ve ders esnasında araba pazarlamak, ev alıp satmak, altılı oynamak gibi ağır görevlerden bunlara fırsat bulamamıştır.

O mahallenin protokolünde yer alan muhtarı, İhtiyar heyeti de bin bir türlü işi gücü arasında bir de bununla mı uğraşacaktır. İleri gelenleri de ileri işler dururken daha alt tabakalara inip de değer mi kaybedecekler yani…

O zaman bu iş Vali Bey’e kalıyor. Ya da bir şekilde haberi olan medya mensubuna. Onlara teşekkür ve tebrikler. Keşke yıllar önce haberdar olsalardı da bu yavrumuz kaç yıldır bu sıkıntıyla yaşamasaydı.

Bir takdir ve teşekkür de, kurumu hakkında, geçtiğimiz aylarda bir yazı ile eleştirilerimiz olan bir işveren sendikasının Başkanına. Demek ki yetersiz kurumlar iyi kişilerin elinde güzel şeylere imza atabiliyor.

Sağ olun duyuranlar, sahip çıkanlar ve kendi evladı gibi ilgilenip çözüm arayanlar: Canımıza ŞİFA oldunuz.

Son dilek de Sevgili Furkan ve Ailesine; dileriz yüzleri güler ve yaşadıkları bu kötü günleri bir daha hatırlamak durumunda bile kalmazlar.

Şunu bilmeliyiz ki; Her gün, Belediye, Valilik, Fakfukfon ve diğer vakıflara “ihtiyacım var” diye ısrarla müracaat edenlerin yanında böylesinde kötü durumda olup da halini arz edemeyenler de vardır. Bunları arayıp bulmak da önce Devlet’in sonra da hepimizin görevidir. 

 
Çanakkale,  gençlik,  gıda,  şifa,  yardım,  sosyal,  valilik
Bu Haber 2182 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin