Cana Şifa, Ruha Gıda Güzellikler
Sağ olun gençler, var olun… Geleceğimizin sahibi olarak sizlerle iftihar ediyoruz. Ruhumuza GIDA sundunuz.
İki güzeli bir günde görmek bünyemize şifa, ruhumuza gıda
oldu.
Çanakkale başlı başına bir destan, bir tarih ve kahramanlık
sembolüdür. Ne yazılsa az, ne söylense yetersizdir.
Birkaç gün sonra 100. Yılını kutlayacağımız bu büyük
ZAFER’in Çanakkale’deki kutlamalarına katılma fırsatı bulamadığı için,
günlerdir ağlamaklı üzüntüsüne şahit olduğum pırıl pırıl bir genci, çok iyi
anlıyor ve takdir ediyorum. Çanakkale Anıtı’nın Açılış Törenlerine fiilen
katılıp, katkı koyan birisi olarak bu gencimizin orada olmasını can-ı gönülden
isterdim.
Bu duyguları yaşarken Lârende Com ve Anadolu Ajansı Muhabiri
Murat Özünal’ın güzel bir haberi bizi coşturdu. Karamanımızın gençleri,
öğretmenleri ve büyüklerinin katkıları ile öylesine mükemmel bir türkü okumuşlar
ki, duygularımız sel oldu. Bu güne kadar, her dinleyişte ve her yorumlanışta,
farklı duygular hissettiğimiz “Çanakkale Türküsü” bizim gençlerimizin
ağızlarında bir başka anlam bulmuş, sazlarında bir başka nağme olmuş.
Akşama kadar gündemimiz bu oldu. Her bir gencimizdeki vakar,
maneviyat duygusu, vatan ve bayrak aşkı, atasına saygısı, tarihine övgüsü,
amatör de olsa çok güzel çekim ve kurgularla, güzel mekânlarda nefis bir BAŞYAPIT
olmuş.
Bu günün gençlerine yapılan her eleştiri ve saldırıda onlara
kefil olduk. Olmaya da devam edeceğiz. Nefsine hâkim olamayıp, edep yoksunu
oldukları için çirkinlikleri sergilemekten utanmayan, TOPLUMUN HATALI ÜRETİMLERİ
nedeni ile tüm gençlerimizin zan altında kalmaması gerekir. Yüzde 99 u pırıl
pırıl birer mücevher olan genç yavrularımız, bin bir güzelliği de yine edep ve
tevazu sahibi olduklarından, reklam vesilesi yamadıklarından, bir yanılgıya
lütfen düşmeyelim.
İşte bizim genç neslimiz. Vatanına, Milletine, Manevi
Değerlerine, Atalarına, Geçmişine ve Tarihine sahip çıkarak gerçek anlamı ile geleceğe
hazırlanıyorlar.
Sağ olun gençler, var olun… Geleceğimizin sahibi olarak
sizlerle iftihar ediyoruz.
Ruhumuza GIDA sundunuz.
Sağlık sektörü ne kadar mükemmel olursa olsun her zaman şikâyet
edilen bir birim olmuştur. Sık sık bu sektördeki güzellikleri yazdığımızda, tek
tük de olsa tepkiler, serzenişlerle karşılaştık. Ama gerçekten bu sektörde
geçmişe kıyasla çok olumlu gelişmeleri görmek bizi mutlu ediyor.
O güzel yazıları yazdıktan sonra, bu yazıyı yazmak biraz
ağırıma gitse de, başka olaylara örnek olması açısından boynumuzun borcudur.
Bir kere İlimizin gerçekten başarılı ve iyi niyetli Valisi
derhal tüm görevlerini, işini gücünü bırakıp kapı kapı gezip, ellerinden
rahatsız olan 13 yaşındaki pırı pırıl delikanlımız gibi, mağdur insanları ve
çaresizlik içinde kıvrananları aramalıdır. Öyle ya bu İlin sağlık teşkilatı,
sosyal hizmetler teşkilatı, milli eğitim teşkilatı, mahalle muhtarı, ihtiyar
heyeti ve mahalle ileri gelenleri seferberlik halinde LÜKÜS HAYAT savaşına
gitmişlerdir. O zaman bu iş İlin bu işlerden tek sorumlusu olan Valisine
düşmektedir.
Hoş geçmişte Vali Bey’den medet ummak için telefonla
müracaat eden, ettiğine bin pişman olan Özel Kalemin haşmeti nedeni ile,
mübarek Ramazan Gecesini, Emniyet Müdürlüğü ve Savcılıkta geçirmek zorunda
kalanlara da şahit olmadık değil.
Öyle ya; Bu yavruyu dünyaya getiren doğum doktoru, ebe
yoktur varsa da bu hadiseye müdahil olmakla mükellef değildir. Bu yavrumuz belki
defalarca sağlık kuruluşlarına gitmiş, okulda aşı vurulmuş sağlık
kontrollerinden geçmiştir. Onların da böylesi bir acıya müdahale etmek için
zamanları yoktur.
Mahallelerde ihtiyaç sahiplerinin aramak, tespit etmek,
değerlendirmek ve onlara yardımcı olmakla mükellef bir sosyal hizmetler
teşkilatı yoktur. Varsa da sabahtan akşama yüzlerce müracaatla boğuşup bir de
bunları aramak mecburiyetinde hele hiç değillerdir.
Bu yavrumuz belli ki eğitim kurumlarında okumuştur,
okumaktadır. Oradaki öğretmenlerinin, okul idarecilerinin görevi zil çalınca
derse girmek, ikinci zilde dersten çıkmak ve ders esnasında araba pazarlamak,
ev alıp satmak, altılı oynamak gibi ağır görevlerden bunlara fırsat
bulamamıştır.
O mahallenin protokolünde yer alan muhtarı, İhtiyar heyeti
de bin bir türlü işi gücü arasında bir de bununla mı uğraşacaktır. İleri
gelenleri de ileri işler dururken daha alt tabakalara inip de değer mi
kaybedecekler yani…
O zaman bu iş Vali Bey’e kalıyor. Ya da bir şekilde haberi
olan medya mensubuna. Onlara teşekkür ve tebrikler. Keşke yıllar önce haberdar
olsalardı da bu yavrumuz kaç yıldır bu sıkıntıyla yaşamasaydı.
Bir takdir ve teşekkür de, kurumu hakkında, geçtiğimiz
aylarda bir yazı ile eleştirilerimiz olan bir işveren sendikasının Başkanına.
Demek ki yetersiz kurumlar iyi kişilerin elinde güzel şeylere imza atabiliyor.
Sağ olun duyuranlar, sahip çıkanlar ve kendi evladı gibi ilgilenip
çözüm arayanlar: Canımıza ŞİFA oldunuz.
Son dilek de Sevgili Furkan ve Ailesine; dileriz yüzleri
güler ve yaşadıkları bu kötü günleri bir daha hatırlamak durumunda bile
kalmazlar.
Şunu bilmeliyiz ki; Her gün, Belediye, Valilik, Fakfukfon ve
diğer vakıflara “ihtiyacım var” diye ısrarla müracaat edenlerin yanında
böylesinde kötü durumda olup da halini arz edemeyenler de vardır. Bunları
arayıp bulmak da önce Devlet’in sonra da hepimizin görevidir.









