Deprecated: mysql_connect(): The mysql extension is deprecated and will be removed in the future: use mysqli or PDO instead in /home/umitseno/fermangazetesi.com/include/conf.php on line 7
7-17 ARALIK MEVLANA HAFTASI - FERMAN Gazetesi - Karaman (Gayrıticari_Hobi Sitesi)

7-17 ARALIK MEVLANA HAFTASI

Hiç o bölgede gezerken içinizden “Mevlana da buralarda gezinmişti, bu topraklara ayak basmıştı” dediğiniz olur mu?

07 Aralık 2021 13:43

7 ARALIK MEVLANA HAFTASI

 

Tanır mısınız bilmem. Mevlana Celaleddin Rumi vardır.

Hani dünyanın dört bir yanında tanınan. Dünyanın dört bir yanına çağrı yapan ve çağrısına cevap verilen Hak aşığı. Manevi dünyamıza güçlü bir ışık tutarak aydınlatan. Vuslata erip Sevgiliye kavuşunca yeniden hayat bulan ve hala yaşayan.

İşte o Muhterem Karamanlıdır. Karaman Evladıdır.

Dünyanın yeniden şekillendiği, kültürlerin harman olup savrulduğu ve en verimli danelerinin kaldığı devirlerde, ailesi ile birlikte Karamana gelip yerleşmiş, Karamanlı olmuş birisi.

Karamanın havasını teneffüs etmiş, ekmeğini yemiş, çeşmelerinden suyunu içmiş birisi.

Hani, şimdilerde kavgasını ettiğimiz Aktekke Meydanında koşuşturmuş, o dönem çok sayıdaki mektep ve medresede ilim tahsil etmiş, çağdaşı Yunus Emre Hz. gibi Karaman hazinesinin eşsiz manevi değerlerinden istifade etmiş birisi. Bu değerleri bir kuyumcu ustalığı ile işleyerek, felsefi değerler ile kalıplaştırıp insanlığa sunmuş birisi.

Evet, bunları Karaman’da aldığı eğitim, kültür, terbiye, adap, edep ve tüm manevi değerler ile gerçekleştirmiş birisi.

Hiç o bölgede gezerken içinizden “Mevlana da buralarda gezinmişti, bu topraklara ayak basmıştı” dediğiniz olur mu?

Hiç Rahmetli Annesinin kabrine dua okurken içinizden “Rahmetli Valide buraya defnedilirken Mevlana Hazretleri de el kaldırıp Anneciğine dua etmiştir” diye aklınızdan geçer mi?

Aktekkenin kubbelerinde hiç onun sesini aradığınız olur mu?

Ya da Yunus Dergahında ve Türbesinde aynı duyguları yaşar mısınız?

İnanıyorum ki az da olsa yaşayanımız vardır.

Demokrasi bize 5 gömlek bol geldi dostlar…

“Halkın Halk için kendi kendisini yönetmesi” tabirini ilkokulda yurttaşlık dersinde duymuştuk. Aman ne güzeldi. Yöneten halk olacaktı. Ama olmadı.

Daha işin başında ne kadar süzme var ise onlar atama ile seçtirildi. Ve bu bir gelenek haline geldi. Yıllar süren mücadele ve sabırdan sonra nihayet yerel kişiler de seçilmeye başladı ama… Aması fena. Onlar da önceki süzmeleri örnek alarak bir anda burjuvazinin kralları oluverdiler.

Halk unutuldu yok oldu. Gugukçunun hukuk kuralları koyduğu, sağlıkçının eğitim kanunları yaptığı, gevrekçilerin keloğlanlarının ekonomi yönettiği bir sistem oluşuverdi. (Nadiren liyakatli çıkanlar da sisteme uymadı diye, tez zamanda harcanıverdi) Yönetim halk için değil yönetenler için oluverdi.

İşte öyle olunca da Yunuslar, Mevlanalar ve daha niceleri unutuluverdi.

Sağlıktan eğitime, hukuktan ekonomiye, teknolojiden spora neyimiz var ise koyduk çuvala gömdük toprağa… Yerine binlerce yıldır bizi boğmaya çalışan Haçlının nesi varsa örnek aldık. Haçlılaşıp gideriz. Kıyafetlerimiz haçlıca, dilimiz haçlıca, yediğimiz haçlıca… İşin kötüsü düşünce yapımız, hatta inanç sistemimiz da haçlıca olmaya başladı.

Fani ömrümüzde bu konulardan şikâyetçi o kadar dostumuz, hemşerimiz oldu ki… Zaman zaman bir araya gelip hamleler yapılmadı değil. Oluşum, topluluk, platform, dernek, vakıf ve benzeri isimlerle hamleler başlatıldı. Pek çoğunun altından çapanoğlu çıktı. Ya siyasi, ya ekonomik, ya da kariyer çıkarlarına alet edilmek üzere olduğu anlaşıldı. Bir kısmı da liyakatsizlik ve bilgisizlik yüzünden yok oldu gitti.

Çocuk yaşlarda içinde yer aldığımız bazı istisnaların güzellikleri nadir de olsa var.

Son aylarda yaş günü kutlanan bir oluşum devam ediyor. Her türlü olumsuzluk, engel ve her kafadan çıkan çatlak seslere rağmen, çok da iyi gidiyor. Her taşın altında bir şey arayan, her işin ucunu siyasete dayayan, her konuda ordinaryüs olup laf salatası yapan, alkışla, yağ ve piyazla işi götürmeyi maharet sayan, ikide bir de bir bahane bulup “ben de buradayım huuu” der gibi her konuya turp sıkanlar olmasa çok daha da verimli olacak. Yine de başarı oranı iyi… Maşallah…

Bu gün 7 Aralık. Geleneksel Mevlana Haftası başladı.

Karamanlı Mevlana Celalettin o günün şartları nedeni ile en olgun çağlarında, Konya’ya hicret etmişti. Karamandan aldığını Konya da halka arz etti. Hani semazenlerin sol eli ile aldığını sağ el ile verdiği gibi. O sol eli ile topladıklarına Karaman değerleri katarak.

Yıllardır bunu savunduk, anlattık, söyledik, ısrar ettik. Ama anlayan çıkmadı. Demokrasi gereği iş başına gelenlere bir kazanım getirecek bir şey de değil hani. Bürokrat olanlar da zaten “sıfır işlem sıfır sıkıntı” mantığında. Unutulması, ya da göz ardı edilmesi gayet normal.

Bu törenler Karamandan başlamalı idi. Bir evladı dünyaya armağan eden Mübarek Anneye edilen dualar ile. Mevlana Hazretlerinin Karamandan aldıkları için Karaman onurlandırılmalı idi. Âlim sıfatına Karamanda erişen Hz. Mevlana için Karamanın önemi ortaya çıkarılmalı idi.

Bu konuda daha önce yaptığımız çalışmalarda gördük ki Konya bile bu konuda hemfikir. Törenlere daha bir anlam katacağı zenginleştireceği yönünde fikir beyanları oldu. Karamana gelip ön çalışma bile yaptılar. İnşallah köyümüz de büyür, gelişir, idari kadrolarda ve STK larda bu konuya sahip çıkacak birimler oluşur da bizler de o günleri görürüz.  

Ah bu Kayserililer, Niğdeliler, Artvinli, Muğlalılar, hele hele bu Konyalılar… Gelip de şu işe sahip çıkmadılar. Hele ki Eskişehirliler? Yoktan bir değeri sahiplenme başarısı gösterenler gelip de bize var olan değerlerimizi nasıl sahipleneceğimizi bir gösteriverseler ya… Sevaptır ya…

Karamanlılar mı? Durun onların önde gideni arkadan vurmak, yukarı çıkanı paçasından asılmak gibi çok önemli işleri var…

Ayrıca bu karamsar havaya rağmen, Karaman için bir şeyler yapan katkı koyan çok değerli hemşerilerimiz de yok değil.

Karamandan birileri çıksa. Hani Haçlıvari etkinlikleri sevmeye başladık ya! “Karamana Katkı Koyanlar” başlığı ile yılın son günlerinde bir etkinlik düzenlese… Tespit edilen birilerine birer onurluluk takdim etse. Hani protokolde dizi dizi oturulsa, veryansın ateşli nutuklar atılsa, konuşmalar yapılsa… Sağ olanların kendilerine, Baki Âlem için uykuda olanların en yakınına bu onurluluklar takdim edilse ne olur sanki.

O töreni gören gençler “Amanııınnn. Demek güzel işler yapanlara takdir de varmış” diyerek, güzel işler yapmak için gayrete gelir mi acaba? O hizmetleri yapanlar da “Oh yahu bu emeği Allah Rızası için yaptık ama, kulu da anladı şükür” diye mutlu olur mu?

Yaaa… Neyse boş verin, çayları tazeleyip dedikoduya, boş laflara devam edelim biz…

 

 

 

 
Yunus emre türkçe 2021 Yunsu Emre yılı Türkçe yılı
Bu Haber 1216 defa okunmuştur.
 
Yorum Ekleyin